Yazının başlığında yer alan “Yemin, ahlâk ve namus” sözleri bana hep “Milletvekili yeminini” hatırlatıyor.
Bu muhteremler, seçildikten sonra Meclis’te kürsüye çıkıp Anayasa’nın 81’inci maddesi gereğince şöyle yenin ediyorlar:
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma...
Hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma...
Toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağıma...
Büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 600 milletvekilimiz var. Daha doğrusu vardı... Bunların 8’i hayatını kaybederek Meclis’ten ayrıldı ve TBMM’deki milletvekili sayısı 592’ye indi... Son vefat eden DEM Partili Sırrı Süreyya Önder’di... Hepsine Allah rahmet eylesin.
Peki, 592 milletvekilinden kaçı yeminine sadık kalıyor?
Üzülerek söylüyorum ki, Meclis’teki milletvekillerinin önemli bir bölümü kürsünden indikleri an yeminlerini unutuyorlar!
Eğer öyle olmasa ülke bu hale mi gelirdi?