Türkiye’de nüfusun hızla yaşlanması ve ortalama yaşam süresinin uzaması, sosyal güvenlik sisteminde yeni düzenlemeleri gündeme getirdi. TÜİK’in son verilerine göre 65 yaş ve üzerindeki nüfus 9 milyon 583 bine ulaşırken, bu grubun toplam nüfus içindeki payı yüzde 11’e çıktı.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tarkan Zengin, söz konusu oranla Türkiye’nin Birleşmiş Milletler kriterlerine göre “yaşlı ülke” statüsüne girdiğini belirtti.
Yaş ilerledikçe sağlık harcamalarının da önemli ölçüde arttığına dikkat çeken Zengin, 65 yaş üzerindeki kişilerin sağlık harcamalarının 30 yaş altındaki nüfusa kıyasla 5 ila 6 kat daha yüksek olduğunu söyledi.
Zengin, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadede finansal açıdan sürdürülebilir hale getirilmesi amacıyla Orta Vadeli Program kapsamında “Bakım Sigortası” modeli üzerinde çalışmalar yürütüldüğünü aktardı.
TÜRKİYE’DE YAŞLI NÜFUS HIZLA ARTIYOR
Tarkan Zengin, Türkiye’de 65 yaş ve üzerindeki nüfusun 9 milyon 583 bine ulaştığını ve toplam nüfus içindeki oranının yüzde 11 olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de nüfus projeksiyonlarına baktığımızda ya da en son yayınlanan 2025 verilerine baktığımızda, Türkiye nüfusunda 65 yaş üstü nüfusun sayısı 9 milyon 583 bin. Oranı ise toplam nüfus içinde 65 yaş üstü nüfus oranı yüzde 11. Bu şu anlama geliyor: Bir ülkede Birleşmiş Milletler verilerine göre toplam nüfus içindeki 65 yaş üstü nüfus yüzde 10’un üstüne çıkmışsa, o ülke yaşlı nüfus sayılıyor. 5 yıl içerisinde toplamda yüzde 20,5 artışlık oldukça ciddi bir rakamdan söz ediyoruz ki yine bu da rakamlara yansımış. Yüzde 11,1’den bahsediyoruz.”
NÜFUSUN YAŞLANMASINDA YAŞAM SÜRESİ ETKİLİ
Türkiye’de yaşlı nüfusun artmasının nedenlerine de değinen Zengin, ülkede önemli bir demografik dönüşüm yaşandığını söyledi.
Zengin, ortalama yaşam süresinin uzamasının yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payını artırdığını belirterek şöyle konuştu:
“Bu Türkiye’deki nüfusun demografik dönüşümünü gösteren bir şey. Yani nüfus yaşlanıyor. Bunun çeşitli nedenleri var. Doğuşta beklenen ortalama yaşam süresi Türkiye’de 78’e çıktı. Sağlığa erişim, sağlık hizmetlerindeki nitelik nedeniyle ortalama yaşam süresi artıyor. Dolayısıyla bu nüfusu yaşlandırıyor. Ancak bizdeki artış hızı çok yüksek. Yani 7 milyon 950 binden 5 yıl sonra 9 milyon 583 bine çıktı ki yani bu, 2 milyona yakın yaşlı nüfusun yüzde 20 artışı çok yüksek bir artış. 9,5 milyonluk 65 yaş üstü nüfusun 65-74 yaş arasında, yani her 10 yaşlımızdan 6’sı burada.”
YAŞLI NÜFUSUN SAĞLIK HARCAMALARI 5-6 KAT ARTIYOR
Nüfusun yaşlanmasının sosyal güvenlik harcamaları üzerindeki etkisine dikkat çeken Zengin, sağlık giderlerinin yaş ilerledikçe ciddi şekilde yükseldiğini ifade etti.
Zengin, “Dolayısıyla bu tablonun aslında bize gösterdiği şu: Sosyal güvenlik harcamalarına baktığımızda, 30 yaşa kadar olan nüfustaki sağlık harcaması 1 lira iken, 65 yaş üstüne geldiğimizde 5-6 liraya çıkıyor. Dolayısıyla nüfusun bu anlamda yaşlanmasının doğal olarak ilk ve en önemli etkisi sosyal güvenlik harcamalarının artmasıdır.” dedi.
BAKIM SİGORTASI İÇİN ÇALIŞMALAR BAŞLADI
Orta Vadeli Program kapsamında yaşlı bakım hizmetlerinin güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirten Zengin, yeni bir bakım sigortası modeli üzerinde çalışıldığını söyledi.
Zengin, sosyal güvenlik sisteminin artan yaşlı nüfus ve sağlık harcamaları karşısında uzun vadede sürdürülebilirliğinin korunması için yeni bir modele ihtiyaç olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Orta Vadeli Program bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta açıklandı. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı. Oradaki politika tedbirlerinden biri de bakım sigortasının çalışılması noktasında. Bu sosyal güvenlik harcamalarının artacağı, her geçen gün artıyor. Nüfus yaşlanıyor, giderek artacak. Dolayısıyla sosyal güvenlik sisteminin finansal sürdürülebilirliği adına böyle bir sigorta sistemini kurmak lazım. Bunu kurarken de tabii iki temel soru var. Bu bakım sigortası kapsamında hangi hizmetler verilecek vatandaşlarımıza? Yine bunun finansmanı nasıl sağlanacak?”
EVDE BAKIM VE REHABİLİTASYON HİZMETLERİ KAPSAMA GİREBİLİR
Bakım sigortası kapsamında hangi hizmetlerin sunulabileceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Zengin; evde sağlık ve palyatif bakım, uzaktan sağlık hizmetleri, rehabilitasyon ve bakım merkezlerinde verilen hizmetlerin değerlendirilebileceğini söyledi.
Zengin, bakım sigortasının özellikle ileri yaş, kronik hastalıklar veya günlük yaşam aktivitelerini tek başına yerine getiremeyen kişilere yönelik tıbbi ve sosyal destekleri kapsayabileceğini belirterek şöyle konuştu:
“Şöyle; evde sağlık ve palyatif bakım dediğimiz şey, uzaktan sağlık hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bakım merkezlerindeki hizmetler. Çünkü bakım sigortası dediğimiz şey aslında ileri yaşlanma, kronik hastalıklar ya da zihinsel ve fiziksel aktivitelerini tek başına yerine getiremeyen kişilere sağlanan tıbbi ve sosyal desteklere aslında bakım sigortası diyoruz.”
SİSTEMİN KAPSAMI HENÜZ KESİNLEŞMEDİ
Bakım sigortasının kapsamının henüz netleşmediğini belirten Zengin, hangi hizmetlerin sigorta kapsamında değerlendirileceğinin yapılacak çalışmaların ardından belirleneceğini söyledi.
Zengin, huzurevleri, bakım merkezleri, evde sosyal hizmet ve sağlık hizmetlerinin kapsam içine alınıp alınmayacağının önümüzdeki süreçte netleşeceğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“İşte biz buna, yani bu sigorta kapsamına hangi hizmetler alınacak? Örneğin huzurevi hizmetleri, bakım merkezi hizmetleri ya da evde bir sosyal hizmet uzmanının vereceği hizmet ya da sağlık çalışanının vereceği hizmetlerin bu kapsama girip girmeyeceği, bu çalışmalarda aslında devletimizin çalışmaları sonucunda ortaya çıkacak. İkincisi de bunun finansmanı nasıl sağlanacak? Burada da dünya örneklerine elbette bakılacak. Dolayısıyla devlet, bütün dünyada bir primli sistem, bir de primsiz sistemler var. Bunlardan uygun olan modeli, sunacağı hizmetler kapsamında değerlendirip karar verecektir. Belki Türkiye’ye özgü bir model de oluşabilir.”
PRİMLİ Mİ, PRİMSİZ Mİ OLACAĞI ÇALIŞMALARLA BELİRLENECEK
Bakım sigortasının nasıl finanse edileceği konusunda da farklı modellerin değerlendirileceğini belirten Zengin, çalışan ve işverenden prim alınması veya devlet desteğinin devreye girmesi gibi seçeneklerin gündeme gelebileceğini söyledi.
Zengin, finansman modelinin sigorta kapsamında sunulacak hizmetlerin belirlenmesinin ardından şekilleneceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Burada devlet, primli mi, primsiz mi? Primli olduğu takdirde çalışan ve işverenden hangi oranda kesilecek? Tabii bu da hizmetin kapsamına göre belirlenecek. Ya da başka ülkelerde olduğu gibi bir kısım prim, diğer kısım devlet tarafından desteklenecek gibi modeller de olabilir. Türkiye’nin özellikle sosyal güvenlik sisteminin finansal sürdürülebilirliğini de geliştirmek adına geçmemiz gereken bir sistem.”