Halkın yarısından fazlası, kişisel tarihlerinin en yoksul günlerini yaşıyor.

Gelir dağılımındaki adaletsizlik, uçuruma dönüşmüş halde...

Eğitim sistemi çöküyor, sağlık alarm veriyor...

Adalet saraylara taşındı, belli bir zümreye hizmet ediyor.

Dünyanın mafyası ülkemizde toplandı; ortalık cehenneme döndü.

Buna rağmen iktidar kılını kıpırdatmıyor.

Erken seçim yok.

Eleştirilere kulak vermek yok.

Burnundan kıl aldırmak yok...

Telaş hiç yok!

Peki neden?

Çünkü AKP, muhalefeti hala tehdit olarak görmüyor...

★★★

CHP son bir yıldır sertleşti mi?

Evet...

Risk aldı mı?

Evet...

Netleşti mi?

Büyük ölçüde evet...

Ama bunlar yetmiyor...

Asıl mesele bu sertliğin, alınan riskin ve netleşen politik tavrın, iktidarı zerrece kaygılandırmaması!

AKP’ye göre:

- Devlet çalışıyor, bürokrasi siyasetin emrinden çıkmıyor...

- Sermaye her şeye rağmen pozisyon değiştirmiyor...

- Taban çatlamıyor!

O yüzden de muhalefetin seçim talebini kimse ciddiye bile almıyor!

★★★

Peki; muhalefet partilerinin, başta da CHP’nin eksiği ne?

“Alternatif bir düzeni ortaya koyamaması...”

Eleştiri var; ama devlet düzeniyle hazırlanmış bir geçiş ve gelecek planı yok!

Halkın önemli bir bölümü hala, “Bunlar iktidara gelmek için çok çalışıyor ama gelirlerse ne yapacaklarını ne kendileri biliyor, ne de bize anlatıyor” görüşünde...

İşte; bu görüş, halkın “erken seçim”e konsantre olmasını engelliyor.

★★★

Sıradaki soru:

CHP, böyle düşünenler için ne yapmalı? Nasıl ikna etmeli?

Bugünden tezi yok, iktidarlarının ilk 100 gününde yapacaklarını liste haline getirip artık meydanlarda bunu açıklamalı!

- “Devlet devam ediyor, sadece tek adam keyfiliği bitiyor” mesajı verilmeli...

- Cumhurbaşkanlığına bağlı tüm “kurullar”ın lağvedileceği, Saray’a bağlı, paralel yapıların dağıtılacağı...

- Halka gerçekleri yansıtmayan TÜİK, bağımsızlığına sahip çıkmayan Merkez Bankası ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) “sarayın emir eri” haline gelmiş yöneticilerinin görevden alınacağı ve bu kurumların eskiden olduğu gibi “özerkleştirileceği...”

- Tutukluluğun istisna haline getirileceği...

- Yolsuzluk dosyaları için özel bir savcılık kurulacağı...

- Hakim ve Savcılar Kurulu’nun yapısının değiştirilerek yargının siyasetçilerin oyuncağı olmaktan kurtarılacağı...

- Varlık Fonu’nun Meclis denetimine alınacağı...

- Son yirmi yılın tüm kamu ihalelerinin tek tek denetleneceği...

- TRT ve AA’nın yeniden bağımsızlaştırılacağı...

- En düşük emekli maaşının, insan onuruna yakışır bir seviyeye çekileceği...

- Asgari ücret komisyonunun yapısının değiştirileceği...

- Çalışanların grev haklarının önündeki engellerin kaldırılacağı...

- Kredi ve Yurtlar Kurumu borçlarının silineceği...

- Eğitim sisteminin Atatürk ilke ve devrimlerine uygun hale getirileceği...

- Sözleşmeli öğretmen devrinin kapanacağı...

- Atanamayan öğretmen sorununun çözüleceği...

- Paralı hale gelen sağlık sisteminin yeniden yüzde 100 sosyal güvenlik sistemi kapsamına alınacağı...

- Tek adamlık sisteminin yerine güçlü parlamenter sisteme geçiş için yeni anayasa çalışmalarına hemen başlanacağı... Kamuoyuna net bir şekilde, tarih vererek anlatılmalı...

★★★

Kitleler sadece bugünkü iktidarla kavga ederek ikna edilemez...

100 günlük, bir yıllık, üç yıllık ve beş yıllık “yapılacaklar listesi” “taahhüt” olarak sunulmalı...

Kafalardaki “İktidar değişse de hiçbir şey değişmez, daha da kötüye gider” olgusu yıkılmalı...

★★★

İnsanlar harekete geçmek için “hedef” bekler...

Kimse “meçhul”e adım atmaz!

Makyaj!

Suriye’nin IŞİD’den devşirme yeni yönetimi, Alevilerin ağırlıklı olarak yaşadığı sahil bölgesindeki Lazkiye’de kamuda çalışan kadınların çalışma saatleri içinde makyaj yapmasını yasaklamış...

Yıllarca süren iç savaşta yüz binlerce insan ölmüş, ülkenin tüm petrol ve doğal gaz kaynakları ABD’nin kontrolüne geçmiş, İsrail istediği her yeri işgal etmiş, önemli mi?

Önemli olan kadınların ruju, rimeli...

Bu sapık kafadan kurtulmadıkça kimse boşuna umutlanmasın!

Ortadoğu’da savaş bitse de acı, gözyaşı, baskı ve zulüm bitmez!

GÜNÜN SORUSU

Geçen perşembe gecesi “emekliye sefalet zammı”nı kavga-gürültü yasalaştıran Meclis Genel Kurulu, o günden bu yana üç oturumdur toplanamıyor... Biz bu adamlara çalışsınlar diye 273 bin lira aylık veriyoruz. Ayda ortalama 18 gün çalışmaları gerekiyor. Yani çalıştıkları her gün için 15 bin 100 lira alıyorlar. Sorum Meclis Başkanı’na:

Çalışmaları gerektiği halde üç gün çalışmayan millet vekillerinin bu ayki maaşlarından 45 bin 300’er lira kesecek misiniz?