Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yıllar önce başlatılan vize serbestisi süreci, üzerinden geçen zamana rağmen sonuçlanmadı. Vatandaşlar randevu bulmakta zorlanırken, sürecin önündeki en kritik engelin siyasi tercihler olduğu tartışması yeniden gündeme geldi.

6 KRİTER, 13 YILLIK TIKANMA

Türkiye ile AB arasında 2013’te başlatılan vize serbestisi sürecinde 72 kriterin büyük bölümü tamamlandı. Ancak geriye kalan 6 kritik başlık yıllardır hayata geçirilmedi. Bu nedenle “vizesiz Avrupa” hedefi sürekli ertelendi.

Eksik kalan başlıklar arasında terörle mücadele yasasının yeniden düzenlenmesi, yolsuzlukla mücadelede uluslararası standartların uygulanması ve kişisel verilerin korunmasına yönelik reformlar bulunuyor.

KRİTİK MADDE: “TERÖR TANIMI”

Bu başlıklar içinde en tartışmalı olanı terör tanımının değiştirilmesi. AB’nin talep ettiği düzenlemenin hayata geçirilmesi durumunda, mevcut yargılamaların bir kısmının doğrudan etkilenebileceği belirtiliyor.

Ekrem İmamoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Selahattin Demirtaş gibi isimler hakkında yürüyen bazı davaların düşebileceği yorumları yapılıyor.

“SÜREÇ BİLEREK TIKANIYOR” İDDİASI

CHP’li Aysu Bankoğlu, sürecin bilinçli şekilde ilerletilmediğini savunuyor. Bankoğlu, Türkiye ile benzer konumdaki ülkeler gerekli reformları tamamlayarak vize serbestisine ulaşırken, Türkiye’de hukuk devleti ve özgürlükler alanında adım atılmamasının süreci kilitlediğini ifade ediyor.

Bankoğlu, AİHM kararlarının uygulanmaması ve AB ile müzakere başlıklarının açılmamasının da bu tıkanmada etkili olduğunu dile getiriyor.

SÖZ VERİLDİ, SONUÇ GELMEDİ

Süreçle ilgili dikkat çeken açıklamalardan biri de dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan gelmişti. 2018’de Ankara’da düzenlenen AB-Türkiye toplantısında, geriye sadece 6 kriter kaldığını ve kısa sürede tamamlanacağını söylemişti.

Ancak yıllar geçmesine rağmen bu kriterler hâlâ karşılanmadı. Böylece milyonlarca vatandaş için vizesiz Avrupa hedefi yeniden ertelenmiş oldu.

FATURAYI VATANDAŞ ÖDÜYOR

Vize sürecindeki tıkanıklığın en somut sonucu vatandaşın cebine yansıyor. Artan başvuru ücretleri, aracı kurumlara ödenen yüksek bedeller ve aylar sonrasına verilen randevular, sürecin günlük hayattaki karşılığı haline gelmiş durumda.