Ümit Zileli
15 Eylül 2020

Virüs!..


Ortak paydaları Atatürk, Cumhuriyet ve Kemalizm düşmanlığı…

Geçmişinde faşizmin karasına iyice bulaşıp, bugün Yeni Dünya Düzeni’nin silahşorluğuna  soyunanlar… Yıllarca “solculuk” oynayıp, bugün yükselen değer olarak gördükleri “neo liberalizmin” kucağına oturmakta hiçbir sakınca görmeyenler… Dünün dincileri, bugünün takiyyecileri… Dönekler… Ruhunu ve kalemini kiralayanlar…Kısacası, çıkarları için her renge bürünebilen işbirlikçiler… Ve tabii Batılı dostlarımız!..

Özellikle son yıllarda , giderek artan bir ivmeyle Kemalizm’i Mustafa Kemal’den, Atatürk’ü Cumhuriyetten ayırabilmek için düzenlenen kumpas, kampanya sayısını saymaktan çok önceleri vazgeçtim!..

Prof. kılıklı zibidilerin “Cumhuriyetin ilk dönemi gericiydi” sayıklamalarından, “yazar- romancı” sıfatlı alçakların, Ergenekon, Balyoz kumpasları sırasında manşete çektikleri “Ergenekon 1923’te kuruldu 2008’de arınıyor” hezeyanlarına varıncaya kadar çok ihanet gördük, yaşadık…
Avrupa’nın önde gelen simalarının “Kemalizm aşılmadan AB’ye giremezsiniz” sözlerini ise hiç unutmadık!

Son günlerde yine Büyük Devrimci ve Cumhuriyet kadroları üzerinden  üzerinden yeni bir saldırı başlatıldı… Kemalizm ile Atatürkçülüğü birbirinden tamamen ayırmak, Atatürk’ü yalnızca “Kurtuluş Savaşını yöneten” bir komutan düzeyine indirmek, Cumhuriyeti ise “yüzyıllık parantez” olarak göstermek için uğraşanların yeni bir atağıydı tabii ki!

-Ama olmuyor, her zamanki gibi ellerine, yüzlerine bulaştırıyorlar!

Bir gericinin cahilce hezeyanları!

Adı Selman Öğüt…

Medipol Üniversitesi’nde öğretim üyesi… Ama daha çok, çıktığı televizyon programlarında, iktidarı savunacağım, geçmişi karalayacağım derken düştüğü traji-komik durumlarla bilinir! Pelikan yapılanmasının önde gelen isimlerinden biri olarak anılır ancak iktidar medyasında bile “kripto FETÖCÜ” olarak anılır! Arşivlere girdiğinizde ise hem kendisinin hem eşinin “Fethullah Gülen sevgisini” yansıtan bir çok yazı ve belge ile karşılaşırsınız…

İşte bu muhterem, geçen gün sosyal medya hesabından  Kemalizm ile ilgili şöyle bir mesaj yazdı:

Kemalizm bir virüstür, devlet ise vücuttur. Virüs vücuda zarar verebilir, ama virüs virüstür, vücuda hükmedemez. Vücuda kalp ve beyin hükmeder. Erdoğan, Kemalistlere devletin vücudundan temizlenen bir virüs türü olduklarını göstermiştir.

Altına da “Kemalizm yıkılıyor” hastagını koymuştu bir güzel! Daha önceleri benim de katıldığım Tv programlarında aynı “cehalet” içinde Atatürk’e üstü kapalı, kurucu kadroya ve cumhuriyete açıktan saldırmaya kalkışmış, her defasında ağzının payını almıştı! Bu kez sosyal medyadan salladığı için karşısında kimse yok sanısına kapılmıştı zannımca!

Ancak enteresan bir şekilde iktidara yakın isimler verdi önce ağzının payını, iyi mi! Hürriyet’te Nedim Şener, Star gazetesinde ise Ardan Zentürk, bu muhteremi bir güzel benzettiler! Nedim Şener, Selman Öğüt’ün çirkin sözlerine öncelikle Erdoğan ve AKP üyelerinin karşı çıkması gerektiğini belirterek şöyle dedi:

Burada saldırı altında olan yalnızca Mustafa Kemal Atatürk değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığıdır, şehitlerimizin kanıyla kurulmuş devlettir… Çünkü “Kemalizm” anti emperyalist olmak demektir…

Star gazetesi yazarı Ardan Zentürk ise, “FETÖ’cü olsam Kemalizm tartışmasını köpürtürdüm” başlıklı yazısında aynen şu sözcükleri kullandı:

Kendimi iyi saklamış kripto FETÖ’cü olsam, 15 Temmuz gecesi ortaya çıkan “yeniden Kuvvayı Milliye ruhunu” bölmek için Kemalizm tartışmalarının üzerine atlardım, çok şükür değilim!..

Çok ağır, çok aşağılayıcı, değil mi!..

Bu kez kaynak CHP!..

Peki, durup dururken nereden çıktı bu “Kemalizm” tartışması?

Ne yazık ki, Cumhuriyet Partisi İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’ndan; hem de 97. Kuruluş yıldönümünde!.. Taksim Toplantıları’nın onur konuğu olarak bir konuşma yapan Kaftancıoğlu, yaklaşık 1,5 saatlik konuşmasında Atatürk’e atfen üç kez “Gazi Mustafa Kemal” ismini kullandı…

Katılımcılar arasında yer alan ADD üyesi gazeteci Uluç Gürkan, konuşma sonrası söz alarak Kaftancıoğlu’na “Atatürk adını kullanmamak tercihiniz mi?” sorusunu yöneltti… Yanıt şöyleydi:

Kişilerin isimlerinden söz ederken, belirli alışkanlıklarla bunların özel atıflarla kategorize edilmesine karşıyım! Yıllardır kullandığım gibi bu şekilde ifade etmek, kendimi ait hissettiğim bir ifade olduğu için tercih ediyorum…

Açıklamaya bakar mısınız? Bahse konu olan kişi bu ülkenin kurucusu! Kaftancıoğlu, daha sonra özellikle parti içinden gelen tepkiler üzerine bir açıklama yaparak “Mustafa Kemal Atatürk’ü sahiplenmeye devam edeceğim” dedi ancak biraz geç oldu! Cumhuriyet tarihinin her devresinde Mustafa Kemal Atatürk’e saldırmak için fırsat kollayan güruha bir fırsat yaratmış oldu!

Yalnızca Dr. Canan Kaftancıoğlu olsaydı beis yoktu, istediği gibi konuşabilirdi; ancak CHP İstanbul İl Başkanı olarak değil!

Mesela ben, Türkiye’nin kurtarıcısı ve kurucusunu genellikle bir üçlemeyle kullanırım; “Büyük Devrimci”, “Mustafa Kemal” ve “Atatürk” olarak… Tercihimi ise zaman dilimine ve Aydınlanma Devrimi’nin safhalarına göre yaparım…

Yukarıdaki “virüs” meselesine gelirsek; bu güruh tarihin hiçbir evresinde “virüs” olarak bile anılamayacak, tarih babanın kara kaplı defterinde bir “virgül” dahi olamayacaklardır…

Ne hazin!..

Yazarlar

Virüs!..
Ümit Zileli