CHP’li Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım gözaltına alındı.

Rüşvet almakla suçlanıyor...

Kendisi Uşak’ta oturuyor. Suçu, Uşak’ta işlediği iddia ediliyor.

Ancak... Ankara’daki bir otelde gözaltına alınıyor!

Üstelik operasyonu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yürütüyor!

Uşak Cumhuriyet Başsavcısı kusura bakmasın ama... Onun sorumluluk alanındaki böyle bir operasyonu bile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yapacaksa, kendisine ve Uşak’taki onca savcıya, polise neden maaş ödüyoruz?

★★★

Özkan Yalım suçludur, değildir; bilemem; bu, yargılama sonucu ortaya çıkacak...

Ama ne olursa olsun yanıtı verilmesi gereken bazı sorular var:

Bunlardan ilki; operasyon için neden Özkan Yalım’ın Ankara’ya gitmesi beklendi?

Neden evinden ya da makamından değil de bir otel odasından alındı?

Ve bir diğer soru:

Özkan Bey’in otel odasının kapısını polise açtığı sırada çekilen yarı çıplak görüntüleri kim tarafından, hangi amaçla yandaş ve sosyal medyaya dağıtıldı?

Yalım’ın “yanında bir kadınla basıldığı” bilgisini kim, neden paylaşma gereği duydu?

Gerek o görüntülerin, gerekse “Özkan Yalım’ın yanındaki kadın” bilgisinin paylaşılması, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun kapsamına girmiyor mu?

O görüntülerin çekilmesi ve medyaya servis edilmesi emrini kim verdi?

★★★

Tekrar ediyorum:

Özkan Yalım hırsızdır, değildir...

Rüşvet almıştır, almamıştır...

Bunlar yargılama sonucunda ortaya çıkacak...

Aldıysa Allah onun, almadıysa da iftira atanların belasını versin!

Ama...

Dün medyaya dağıtılan o görüntülerin ve verilen bilgilerin; bir itibar suikastı olduğu açık...

O görüntüleri dağıtanların amacı, bir kentin en üst düzeydeki ikinci yöneticisinin saygınlığını yok etmek...

Rüşvet paralarını, beline sardığı havlunun içine mi sakladı ki o halde çektiğiniz görüntüyü dağıtıyorsunuz?

Özkan Yalım’ın yanında sevgilisi olduğu, ayrıca belediyede görevli bir başka kadınla da ilişki yaşadığı; varsa eşinden başka kimi ilgilendirir?

Bu bilgiler, yürütülen soruşturmayla çok mu ilgili?

Yanındaki kadının, Özkan Yalım’a ait ikinci telefonu iç çamaşırında sakladığı bilgisini açıklamak, çok mu şarttı?

Şartsa, kadının çamaşırının rengi neden açıklanmadı?

★★★

Yasalar herkes için geçerlidir...

Hazırlık soruşturmalarının ve operasyon bilgilerinin, şüphelilerin itibarını zedeleyecek şekilde sızdırılması, sosyal medyada paylaşılması suçtur.

Bu, bir tür yargısız infazdır!

Polis herkesi gözaltına alabilir, emniyete götürebilir, ifadesini alabilir...

Ama onuruyla, itibarıyla oynayamaz...

★★★

Sayın İçişleri Bakanı ve Sayın Adalet Bakanı...

Umarım bu “son derece özel” bilgilerin kim ya da kimler tarafından, hangi amaçla sızdırıldığını öğrenir, gereğini yaparsınız!

Elbiseyle yatın!

Sözüm tüm CHP’li belediye başkanlarına:

Sakın “Bana bir şey olmaz” demeyin ve şu ana kadar yaklaşık 20 başkanın yaşadıklarından ders alın!

Kendinize ne kadar güvenirseniz güvenin, yatağa elbiseyle girin...

Gecenin bir vakti kapınız yumruklandığında, Özkan Yalım gibi belinizde havluyla yakalanmayın!

Hatta, mümkünse avukatınıza evinizde bir oda verin ve birlikte yaşayın!

Deprem çantası gibi bir çantayı hazır etmeyi de unutmayın...

Haaa... Bir de...

Sevgilileriniz varsa bir an önce ayrılın!

Yoksa suç işlemenize gerek yok...

Yanarsınız!

Hedef Mansur Başkan!

CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara her hafta bir-iki belediye ekleniyor. Dün de Marmaris ve Uşak Belediyeleri kervana katıldı.

Yandaş medyanın hedefinde ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş var:

Nereden biliyorlarsa (!) Yavaş hakkında “inceleme aşamasında olan çok sayıda yeni dosya” olduğunu yazıp duruyorlar.

İçişleri Bakanlığı, bu iddiaların ardından, önce Mansur Yavaş, şimdi de belediyede görev yapan 10 bürokrat hakkında soruşturma izni verdi.

★★★

AKP’liler kafaya koymuş:

İlk seçimlerde CHP’yi tek başına iktidar yapacaklar!

Düzenledikleri her operasyonla, CHP’nin oylarının biraz daha arttığını görmüyorlarsa... Ya anket firmalarını değiştirmeliler, ya da gözlüklerini!

GÜNÜN SORUSU

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, enflasyonla mücadelenin tüm yükünün sanayiciye yüklendiğini iddia etmiş ve “Artık dayanacak gücümüz kalmadı” demiş... Sorum kendisine:

O yük, yıllardır emeklinin sırtında... Hayırdır; yoksa siz de mi emekli oldunuz?