24 yıl sonra büyük umutlarla gittiğimiz Dünya Kupası serüvenimiz maalesef hüsranla sona erdi. Turnuvaya katılan takım sayısının 48’e çıkmasının bize sağladığı avantajı saha içi başarısı olarak okuyup, eksiklerimizden ders almayarak zaten ilk adımı yanlış attık.
Dünya Kupası’nda belki sahada kaybettik ama millet meydanlarda, evlerinde kazandı. Parti, takım, memleket ayrımı yapmadan bütün şahsi çıkarlarını bir kenara bırakarak sabahın beşinde bayrağı, vatanı için meydanlarda bir olan birlik olan, omuz omuza şanlı İstiklal Marşı’nı gururla okuyan asil milletim bu turnuvanın kazananı oldu.
Sahada işinin hakkını veremeyen ama milletle tartışmaya gelince sesi gür çıkan başta TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ve Montella gibi kibir sahipleri ise bu milletin umutlarını yok ederek elenen isimler oldular. Devletin makamında oturup, “Ben hesap vermem” egosuyla hareket edenler kaybetti. Eksik işleri eleştirenlere akbaba, sırtlan diyen saygı merfumundan uzak olanlar kaybetti.
Geldiği günden bu yana forvetsiz şekilde kurduğu sistemin başarısız olduğunu kabul etmeyen dediğim dedik, çaldığım düdük inadıyla hareket eden İtalyan kibirlisi elendi! Ama meydanları kırmızı beyaza boyayan milletim kazandı. Avustralya maçında nasıl ki eksik rakip analizi yanlış kadro tercihi sebebiyle kaybettiysek Paraguay karşısında da aynı sonu yaşadık. 2. dakikada yenen gole karşılık 60 şut çekip skor üretememek teknik bir problemdir.
✶✶✶
Montella dersine iyi çalışmamış demeyeceğim bence sahada gördüğünü analiz edecek yeteneği yok! 10 kişi kalan Paraguay’a karşı 1-0’dan dönmeyen maçı, “Nasip” diye açıklayan Montella ve onu vatandaş yapma şovuyla kahraman ilan eden İbrahim Hacıosmanoğlu derhal istifa etmelidir!