AKP’li Cumhurbaşkanı, açlığın, yoksulluğun, düşük emekli maaşlarının, artan hayat pahalılığının, teröristlere kahraman muamelesi yapılmasının konuşulmaması için, din içerikli tartışma başlatmaya bayılıyor.

Ankara’nın göbeğinde açılan, “Kahrolsun laiklik, yaşasın şeriat” pankartlarını görmezden geliyor...

Bunları asanların yakalanması ve hesap sorulması için emniyete talimat vermiyor.

İlkokul çocuklarının evlerinde kimin oruç tutup tutmadığını yazıyla ve fotoğrafla ispiyonlamalarını isteyen Milli Eğitim Bakanı’na övgüler düzüyor...

İmam hatip öğrencilerine IŞİD yemini ettirilmesine ses çıkarmıyor.

“Kabe’de hacılar, hû der Allah” manisinin devlet okullarında teneffüs zili yapılmasını doğru buluyor...

Sonra dönüp anayasamızdaki laiklik ilkesine sahip çıkılmasını isteyen sanatçılara, yazarlara, hukukçulara “çürük” diyor.

Yetmiyor bu konuda CHP’yle bir kavgaya girişmeye çalışıyor.

Amaç belli:

Karınları açlıktan guruldayan insanların dini hassasiyetlerini kullanarak, saraydan ve zengin sofralarından gelen çatal kaşık seslerini bastırmak...

★★★

Aslında bu, ilk kez yaptığı bir şey de değil...

Tam 23 yıl 3 ay önce de böyle yapa yapa iktidar oldular ve bunca süredir de iktidarlarını böyle korudular.

Baktılar ki şimdi koltuk altlarından kayıyor; eski ve en sağlam yönteme döndüler.

“Laikliğe, yani din ile devlet işlerinin ayrılması ilkesine sahip çıkan herkesi dinsizlikle suçla, en ağır hakaretleri art arda sırala, böylece tabanını konsolide et!”

★★★

Kendisine bir önerim var:

Madem İslami hayat tarzına, inanç özgürlüklerine bu kadar değer veriyor... Türkiye’deki laiklik yanlılarını ve CHP’yi boşverin; gözünüz yiyorsa, ABD’deki Müslümanlara hakaret eden Trump’la uğraşın.

TrumpKongre’de kendisini protesto eden iki Müslüman üyenin “hızla sınır dışı edilmesini” istedi.

Buyurun; Trump’a haddini bildirin, Müslümanlara sahip çıkın!

Arkanızda durmazsak, tüm gücümüzle size destek vermezsek namerdiz!

★★★

Ama yapamazsınız...

Yeni bir “mektup” gelmesinden korkarsınız!

Halkın yüzde 90’ının Müslüman olduğu bir ülkede “din savaşçısı” kesilirsiniz de...

Müslümanlara hakaret eden, ikinci sınıf vatandaş gibi gören Trump’a hak ettiği yanıtı veremezsiniz!

Milletin sesi!

Hayatını Erdoğan’ın gölgesinde geçiren ve tek işi “her koşulda patronunu savunmak” olan AKP Sözcüsü Ömer ÇelikErdoğan’ın grup toplantısında ilahi okumasını eleştiren CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e vermiş, veriştirmiş:

“Ak Parti milletin partisidir. Vatandaşlarımızın sokakta dilinden düşmeyen güzel sözlerin Ak Parti grup toplantımızda Cumhurbaşkanımız tarafından dillendirilmesi bizim ruh kökümüzün neticesidir.”

İyi de ne demişti Özgür Özel?

“Bugün çıkmış grup toplantısında ilahi okuyor. İlahi okumak siyasetin konusu değildir. Sen kürsüye çıkınca orada ilahi okumayacaksın, yoksulluğu bitirmeyi konuşacaksın, işsizliği konuşacaksın, kuru ekmekle sahur yapanları konuşacaksın, sosyal yardımla iftar yapanları konuşacaksın!”

★★★

Sorum basit:

Hangisi doğru söylüyor?

Dalaksız Ahmet’e...

Tiyatro dünyamızın yaşayan en önemli isimlerinden Rutkay Aziz, bugünkü Türkiye’yi değerlendirmiş...

“12 Mart’ı, 12 Eylül’ü dibine kadar yaşadık, yargılandık. Ama yine de adalet denen bir şey vardı. Bizi askerler yargılıyordu ama adalet çıkar umudu taşıyorduk; şimdi o umudu taşımıyoruz, asıl sıkıntı burada...”

Bu sözlerde 12 Mart’a, 12 Eylül’e en küçük bir övgü var mı?

Eğer Ahmet Hakan gibi iktidardan beslenmiyorsanız yok...

Dalaksız Ahmet Hakan kardeşimiz bu sözlerden fena halde rahatsız olmuş. Oturmuş bir yazı döşenmiş:

“Bugünü eleştireceğim diye 12 Eylül’ün işkencelerini, idamlarını, yargısını, cezaevlerini falan temize çekmeye kalkması asla kabul edilemez. Rutkay Aziz’in bugünkü iktidara olan nefreti, gözünü öyle kör etmiş ki... İdrak, muvazene, izan, hakkaniyet... Hepsi gitmiş.”

★★★

Sen önce gö(z)ünle oku; öyle yorum yap Dalaksız Bey kardeşim.

Bir 12 Eylül mağduru olarak o sözlerin altına imzamı atarım.

Sahi; sen 12 Eylül’de hangi tarikatta kafa sallıyordun?

GÜNÜN SORUSU

Milli Eğitim Bakanlığı’nın genelgesinin uygulanmasıyla ilgili bir haber de İzmir’den geldi. Bazı okullardan, sınıf veya kütüphaneleri bozarak 45 metrekareden büyük mescit ve abdesthane yapmaları istenmiş... Sorum size:

Camiler okula, okullar camiye dönüşüyor. Yakında okulları Diyanet’e, camileri Milli Eğitim’e bağlarlarsa... Ya da Milli Eğitim’i tamamen kaldırırlarsa şaşırır mısınız?