Birden bire tüm Türkiye’nin konuştuğu adam haline gelen komedyen Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” adlı oyunu nedeniyle önceki gün havaalanında gözaltına alındı.
Yurt dışındaydı.
Hakkında soruşturma açıldığını öğrenir öğrenmez koşa koşa Türkiye’ye döndü...
Gözaltına alındığı yetmezmiş gibi...
Bir de ters kelepçe takıldı...
O da yetmezmiş gibi...
Bu görüntüler medyaya servis edildi.
Kim etti?
Deniz o saatlerde “polise emanet” olduğuna göre, emniyet yetkilileri etti!
Neden etti?
“Bakın hakim ne karar versin, biz bu iktidar düşmanına ve dinsize haddini bildirdik. Görevimizi yaptık” demek için!
Ve sonuçta, çıkarıldığı mahkeme tarafından “Cumhurbaşkanına hakaret ve dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla tutuklandı.
★★★
Ters kelepçe, gözaltına alınan kişi, emniyet güçlerine direnirse, şiddete başvurursa... Sağa sola saldırırsa takılır!
Eğer polis, bunlardan hiçbiri olmadığı halde durup dururken ters kelepçeyi takarsa...
Bu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre “işkence ve kötü muamele” olarak değerlendiriliyor.
Bu ülke ne katiller, ne manyaklar, ne sapıklar gördü?
Hangisine ters kelepçe takıldı?
Kuran kursuna giden çocuklara tecavüz eden sapıklara mı?
Kadın katillerine mi?
Meclis lokantasındaki stajyer kızların namusuna göz dikenlere mi?
Elleri bağlı insanları kıtır kıtır kesen canavarlara mı?
Malzemeden çalarak depremde onlarca insanın ölümüne neden olanlara mı?
Hayır... Hiçbirine!
O kelepçe bu ülkede sadece muhaliflere takıldı.
Bırakın şiddet göstermeyi, kaçmaya teşebbüs etmeyi... Kendi ayağıyla savcılığa gitmek isteyenlere takıldı.
Hak arayan işçilere, doktorlara, öğrencilere takıldı.
★★★
Katilsen, tecavüzcüysen, hırsızsan ama iktidar yandaşıysan savcının odasında çay kahve...
Ama muhalifsen... Yazarsan, çizersen, tiyatrocuysan, bilim insanıysan, komedyensen ve iktidarı eleştirdiysen...
Ters kelepçe...
★★★
Sadece düşünen insanlara vurulan ters kelepçe...
Ters hukuktur...
Ters adalettir.
Ters insanlıktır.
Suçtur...
Deniz Göktaş’ın suçlu olup olmadığı henüz belli değil ama...
Bu adamların yaptıkları şeyin suç olduğunu kimse inkar edemez...
Bakalım onlara da günün birinde ters kelepçe takılacak mı?
GÜNÜN SORUSU
Soru, gazeteci Fatih Portakal’dan ünlü komedyenler Cem Yılmaz, Beyazıt Öztürk, Şahan Gökbakar, Yılmaz Erdoğan ve Hasan Can Kaya’ya:
Deniz Göktaş için bir yorumları var mı? Özel olarak iletişime geçtilerse bilemem ama açıktan yaptıkları bir beyanı hala göremedim. Ne düşünüyorlar acaba?
Dönülmez akşaamııınnn!
Butlan Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Göktaş’a destek vermek için dün Kayyum Gürsel’le birlikte Çağlayan Adliyesi’ne gitti...
Onu gören avukatlar ve vatandaşlar koridorları, “Hain, dışarı” sloganıyla inletti...
Peki; Kemal Bey ne mi yaptı?
Gülümsedi...
Başka ne yapsın ki? Bir söz söylemeye kalksa millet üzerine yürüyecek!
Üstelik bunun ilk protesto olmadığını o da biliyor. Bundan sonra gittiği her yerde yuhalanacak, “Hain” sloganları atılacak.
★★★
O güldü ama ne yalan söyleyeyim ben üzüldüm:
Bir insan ne uğruna olursa olsun bu duruma düşmemeli...
Çevresindeki üç-beş goygoycunun dolduruşuna gelip eşini ve çocuklarını üzmemeli.
Ama sanırım artık Kemal Bey’in yapacak bir şeyi kalmadı:
Çünkü o çoktan “dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç...” şarkısını söylemeye başladı!
Kediye atar gibi...
Dün Haziran ayı enflasyon oranları belli oldu...
Türkiye İstatistik Kurumu aylık enflasyonun yüzde 0.99, altı aylık enflasyonun yüzde 17.76 olarak gerçekleştiğini iddia etti.
Emekli maaşlarına yapılacak Temmuz zammı da yüzde 17.76 olarak kesinleşti.
Böylece en düşük emekli aylığı 20 bin liradan 23 bin liraya çıktı.
Üç bin lira...
Üç kilo dana kuşbaşı parası...
Yani günde 100 gram et...
O da bu maaşla iki kişi geçiniyorsanız, kişi başına 50 grama düşüyor!
★★★
Sofradan aç kalkıyormuşuz, masraf olmasın diye dolmuşa bile binemiyomuşuz, gazete-dergi alamıyormuşuz...
Çay bahçesine gidip çay içemiyormuşuz!
Çocukların, torunların giydikleriyle idare ediyormuşuz.
Sinema, tiyatro hayal olmuş...
Önemli mi?
Kişi başı 50 gram et yani bir ufak köfte koymuş soframıza iktidar...
Kediye atar gibi...
Daha ne istiyoruz?
Biz de çok nankörüz canım, çoook!