Ahmet TAKAN
18 Eylül 2020

Suriyeli mülteciler, filyasyon ekiplerini canından bezdirdi


Siyaset kulislerinin sohbetleri de acayipleşti!.. Ankara’da Kovid-19 gündemi tam manasıyla ele geçirdi…

Ne eksen kayması ne eksen değişikliği konuşuluyor. Dünün “kahramanlar”ı bugünün “hainler”i, dünün “hainler”i bugünün “kahramanlar”ı bile kimsenin umurunda değil. Saray entrikaları iyice gündemden düştü. Kabine revizyonu bile konuşulmaz oldu. Allah’tan Süleyman Soylu var!.. O da olmasa kulis sohbetlerinin hiç neşesi kalmayacak. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan bugün televizyona çıktı mı çıkmadı mı, kaç gündür ekranlardan uzak duruyor?.. Buna bile dikkat kesilen neredeyse kalmadı. Erken seçim olur mu, olmaz mı?.. Merak eden yok. Döviz kurları, altın fiyatları kendi haline bırakıldı. Zaten ekonomide gidişat 10 numara 5 yıldız. O konulara girmeye hiç gerek yok!.. Dış politika; dünyayı tir tir titretiyoruz ya… Ne gerek var oturup boş boş konuşmaya havasındayız!..

Koca koca siyasetçilerden, devlet adamlarından, bürokratlardan her gün ya kendi başlarından geçen ya da yakınlarının başına gelen Kovid-19 vakaları ile ilgili olup bitenleri dinliyoruz. Önce geniş bir Ankara değerlendirmesi yapılıyor sonra canım memleketimin diğer köşelerinden gelen havadisler ele alınıyor. Daha geçenlerde yazmıştım; kime inanacağımızı şaşırdık diye… Bugüne kadar, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın her gün açıkladığı tablodaki rakamlara “yüzde 100 doğrudur” diyene hiç rastlamadım. İktidar, pandemi ile mücadelede kontrolü tamamen elinden kaçırdı da ortaya çıkan pespayelik hepten can sıkıcı. Sürecin başında, saray kabinesindeki diğer bakanlara kıyasla biraz daha fazla göz dolduran Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın durumuna bir bakın… Saray baskısın altında ezildikçe kamuoyunun gözünden iyice düştü. Sahibi olduğu özel hastaneyi bir tarafa koyun hekimliği sorgulanıyor… Şu önceki gün, sözde bilim kurulu toplantısın ardından yaptığı basın açıklamasındaki ifadelerine
bir bakın;

“Kaç kişiyse, bu kişilerin temaslılarını tespit ederek izole ediyoruz. Bunu gizleyerek salgını önleyebilir misiniz? Ağır vaka sayımız her gün artıyor, biz istersek düşürsek nereden bileceksiniz? Ağır vaka sayısının düşürülmesi vaka sayısının düşürülmesinden daha mı zor? Verdiğimiz tabloda asla bir yanlışlık söz konusu değil.”

Ne demek bu?.. “Gizlesek nereden bileceksiniz”…

Özrü kabahatinden büyük!..

Yine, filyasyon ekiplerinin sayısını verdi…

Yine, her gün yapılan test sayılarının ortalamasından bahsetti…

Yine, hastanelerdeki ve yoğun bakım ünitelerindeki doluluk oranlarını anlattı…

Yine, 3 büyük kenti kıyasladı…

Yine, en çok vaka olan illeri ilan etti…

Yine, “Dünyada eşi benzeri olmayan bir mücadele ve başarıdan” dem vurdu…

“Bugün, biz ve dünya virüsün saldırısı karşısında baştakinden daha zor bir dönemdeyiz” diye itirafta bulunurken önümüzdeki çok tehlikeli dönem için bir mücadele planından bahsetmedi. Gerçekten bir mücadele planları var mı yok mu öğrenemedik. Saray şahsının yeni talimatları toplantıya yetişmemiş olsa gerek!..

★★★

Salgının ilk günlerinden itibaren olayın ciddiyetini kavramaktan uzak bir yönetim beceriksizliği sergileyen iktidar, yaklaşan sonbahar-kış mevsimlerinde salgın riskinin katlanarak artacağı kabak gibi ortadayken küçük ortağı ile beraber gerçekleri topluma aktarmak için canını dişine takan bilim insanları ile savaşıyor. Tehditler savuruyor.  Unuttuk mu?.. Pek çok ülke benzer şekilde yaşanan ağır ekonomik sorunlara rağmen salgınla mücadelede yurttaşlarının sağlığını ön planda tutarken, önlemlerden ödün vermezken bizde ise iktidar döviz darboğazı ve ekonomik çöküşü önleyebilmek için turistik tesisleri açmış, milyonlarca genci YKS, LGS, KPSS sınavlarını öne çekerek riske atmıştı. Otobüslerle Ayasofya’ya taraftar taşımışlardı. Giderek ağırlaşan tablo karşısında da son çareyi faturayı vatandaşa kesmekte buldular!..

Şimdii, gelelim siyaset kulislerinde koca koca isimlerle yaptığımız sohbetlerden bazı anlatılanları aktarmaya. Önce Ankara;

Filyasyon ekiplerinden alınan bilgilere göre elde edilen rakamlarla Ankara’daki vaka sayısı Fahrettin Koca’nın verdiği rakamlarla uzaktan yakından alakası yok. Kat kat üstünde… AKP’den torpili olan – üst düzeyde- devlet hastanelerinde test yaptırabiliyor. Yoksa parayı bulup özele gitmek zorunda. Yine AKP’den –üst düzeyde- torpili olan hastasını hastaneye yatırabiliyor. Yoksa ya sırasını ya evde iyileşmeyi ya da evde ölmeyi bekleyecek. Bir AKP’li siyasetçiden Ankara’da görev yapan filyasyon ekiplerinden gelen şikayetleri dinledim. İnanın bana yürek dayanmaz!.. Onlardan birini aktarayım; Kovid vakası tespit edilen Suriyeli mülteciler ne yapılırsa yapılsın karantina da tutulamıyormuş. Yapılan tüm uyarılara rağmen, evlerinden çıkıp sokaklarda dolaşıyorlarmış. Uyarılara da kavga dövüş ile karşılık veriyorlarmış. Ekipler canlarından bezmişler. İnanmayan Suriyelilerin en yoğun yaşadığı ilçelerden biri olan Altındağ’da çalışan filyasyon ekiplerine sorsun.

Peki binlerce turist gelen Antalya’da hiç mi vaka yok?.. Onu da bir dostumun bizzat kendi başına gelenden anlatayım;

Kovide yakalanan kayınbabası Konya’da yaşıyor. Test sonucu pozitif. Durumu kötüye gidiyor, hastaneye yatırmak istiyorlar yer yok. Neden?.. Çünkü, Antalya’daki bütün vakalar Konya’daki hastanelere gönderiliyor. Neden? Aman turizm baltalanmasın, Antalya’nın adı kötüye çıkmasın diye… Turizm cenneti Antalya’da “Kovid vakası yok” densin diye!.. Ee, özel hastaneye götür hastanı o zaman. Günlüğü bin liradan başlıyormuş. O da yoğun bakım olmadan.

Şimdii, söyleyin bana; millet düşmüş canının derdine, kim sallar Doğu Akdeniz’deki krizi?.. Kim sallar hapislerde sürüm sürüm süründürülen gazetecileri?..

★★★

Hafta başından itibaren her yazımın sonuna koyduğum Mustafa Kemal ATATÜRK ve kahraman silah arkadaşlarına yaptığım duayı kaldırdım. Bu şu veya bu sebepten ötürü değil… Ayasofya’nın tekrar ibadete açıldığında yapılan kılıçlı şov da, ATATÜRK’e karşı yapılan alçakça ihanete duyduğum tepkiyi her vatansever gibi bir süre dile getirmek isteyişimden yazılarımla dua etmeyi bir borç bildim. Okurlarımdan her gün onlarca tepki mesajı alıyorum “niye kaldırdın? diye. Bilmenizi isterim,  her gün o kahramanlara yüreğimden dua ediyorum ve son nefesime kadar etmeye de devam edeceğim.

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Suriyeli mülteciler, filyasyon ekiplerini canından bezdirdi
Ahmet TAKAN