Nazım Hikmet, Abidin Dino’ya, “Bana mutluluğun resmini yapabilir misin?” demiş ya...
Ben bugün size ülkemizdeki en büyük sömürünün resmini çizmeye çalışacağım:
12 Eylül askeri darbesinin yapıldığı 1980’de nüfusumuz 45 milyondu.
Sigortalı işçi sayısı 2 milyon 200 bini zor buluyordu.
Ancak bu 2 milyon 200 bin işçinin tam 2 milyonu sendikalıydı.
Yani sendikalılık oranı yüzde 90’lara dayanmıştı.
İşçiler, tarihteki en yüksek maaşlara ve sosyal haklara kavuşmuştu.
İkramiyeler, primler, fazla mesai ücretleri havada uçuşuyordu.
Çünkü...
İşçiler örgütlüydü ve güçlerini birleştirince, çağdaş ülkelerdeki işçilerin sahip oldukları hakların hepsine sahip olmuşlardı.
★★★
12 Eylül darbesinden sonra sendikalar kapatıldı, grev ve lokavt yasaklandı.
Bu dönemde işçiler başta sosyal hakları olmak üzere önemli kayıplara uğradı.
Grev yasaklandığı için alacakları ücretler, patronların insafına kaldı.
Sonuçta...
2017 yılında ülke nüfusu 80 milyona, sigortalı işçi sayısı 13.6 milyona ulaştı.
Ancaaaaaaaakkk...
Sendikalı işçi sayısı 1 milyon 600 bine geriledi...
Sendikalılık oranı yüzde 90’lardan yüzde 12-13’lere geriledi.
Bu büyük düşüşün önemli bir bölümü, “Bizim dönemimizde grevlere izin vermedik” diye övünen Recep Tayyip Erdoğan sayesinde oldu.
Sendikalar sarılaştı; yani ya patronların ya da iktidarın kontrolüne girdi.
Devrimcilerin kalesi DİSK’in çatısının altına bile MHP’li sendika yöneticileri sızdı.
Böyle olunca da...
İşçilerin örgütlülüğünden eser kalmadı.
★★★
Türkiye’nin nüfusu bugün 88 milyon...
Sigortalı işçi sayısı 17 milyon 326 bin 143 kişi...
Bunların sadece 2 milyon 429 bin 527’si sendika üyesi...
Yani bugünkü sendikalılaşma oranı yüzde 15’ler civarında...
İktidar hala grevlere izin vermiyor...
İşçiler artık daha büyük bir hızla yoksullaşıyor.
İş cinayetleri, çocuk işçilerin toplam içindeki oranı artıyor.
Çalışanlar, eski sosyal haklarını artık rüyalarında bile göremiyor.
Başta asgari ücret olmak üzere işçilerle ilgili tüm yaşamsal kararları iktidar ve işveren temsilcileri başbaşa vererek alıyor.
★★★
Kendi sektörümden örnek vereyim:
1980 darbesinden önce gazetecilik sektöründe örgütlülük yüzde 90’ı geçmişti.
Bugün yüzde 5 bile değil...
Gazeteciler eskiden yılda 6 ikramiye, tatil yardımı, sağlık yardımı, çocuk başına eğitim yardımı, beslenme yardımı, ulaşım yardımı alırdı...
Şimdi hava alıyor!
O yıllarda gazeteciler kooperatif kurup ev sahibi olabiliyordu; bugün alınan maaş kirayı ödemeye yetmiyor.
Meslektaşlarımın önemli bir bölümü sadece, “hala bir işi olduğu için” ellerini açıp şükrediyor.
★★★
En başa dönüyorum ve soruyorum. Şimdi söyleyin:
12 Eylül askeri darbesi neden ve kime karşı yapıldı?
Ve yine söyleyin:
Bu ülkenin çalışanları bu soygun düzeninden nasıl kurtulur?
Helal olsun!
Yukarıdaki yazıyla içinizi kararttım... O zaman bir “pembe yazı” borçluyum size...
Ülkemizdeki patronların hepsi mi sadece kendi çıkarını düşünüyor?
Bunun böyle olmadığını dün okuduğumuz bir haberle bir kez daha gördük:
Skoda’nın Türkiye temsilcisi Yüce Otomotiv’in patronu Ahmet Yüce, 2023 ve 2024 yıllarında verdiği çalışan başına toplam 54 maaş ikramiyeyle dikkatleri üzerine çekmişti..
Ahmet Bey bu yıl da çalışanlarına miktarı açıklanmayan ama rekor olduğu belirtilen bir ikramiye dağıtmış...
Bu yüce gönüllü iş adamı geçen yıl yaptığı bir açıklamada, “Ömrüm yettiği, kazancım elverdiği sürece iş arkadaşlarıma ikramiye vereceğim. Kazancımı onlarla paylaşacağım” demişti.
★★★
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) bu işe ne der bilmiyorum ama...
Bize sadece, “Helal olsun” demek düşüyor.
Böyle patron, tüm işçilerin başına!
İkinci görev!
Ahmet Hakan geçtiğimiz günlerde, “AK Parti’yi savunmak gazetecilere kalmamalı, milletvekilleri de devreye girmeli” diye bir tartışma başlatmıştı ya...
Bu arkadaşların aslında AKP’yi savunmak dışında önemli bir görevleri daha var:
CHP’yi karıştırmak!
Üç yazıdan birinde AKP’yi savunuyorlarsa, ikisinde CHP’lileri birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar.
Bu tayfanın en önemli isimlerinden biri olan Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi günlerdir, “İmamolu’nun yerine Mansur Yavaş’ın değil de Özgür Özel’in aday gösterileceğini” yazıp duruyor.
Amacı ne?
CHP’nin yükselişini engellemek!
★★★
Selvi kardeş...
Bir yazı da asgari ücret ya da emekli maaşları için yaz da millet delikanlı görsün...
Yapabilir misin?
GÜNÜN SORUSU
Şu Özgür Özel’in içinde bir çocuk var, zaman zaman ortaya çıkıyor. Kimsenin katılmadığı “kırmızı kart” kampanyası bunlardan biriydi. Dün de CHP’li belediyelere bir talimat verdi ve “Kutuplaşmayı aşmak için bütün açılışlarınıza AK Parti ve MHP’li başkanları da davet edin” dedi. Sorum kendisine:
Törene geldiklerinde onları alkışlamamızı da ister misiniz?