Sıradan seçmeninden genel başkanına tüm MHP’liler başlarına nasıl bir darbe aldılar bilmiyorum ama; “topyekün” bir hafıza kaybı (amnezi) yaşıyorlar!

Kendi kimliklerini, doğrularını, yanlışlarını unuttular; kimliksiz kaldılar!

Bu partinin Meclis grubu toplantılarını izliyorum; durum gerçekten vahim!

Devlet Bahçeli iki sene önce, “Apo’yla görüşen, DEM’le kol kola giren alçaktır. Selo katildir, asla cezaevinden çıkarılmamalıdır” dediğinde bu sözleri ayakta alkışlayan milletvekilleri ve MHP’li konuklar, şimdi aynı Bahçeli, “Öcalan umuda, Ahmet’ler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir”diye haykırdığında da alkışlayarak ayağa fırlıyor!

Değişmeyen tek şey, Bahçeli’nin bu birbirine zıt iki cümleyi de hezeyan içinde söylemesi!

★★★

Ben Devlet Bahçeli’yi dinlerken artık, “Bir insan nasıl bu kadar değişebilir?” sorusunu sormuyorum.

“Nasıl oluyor da yüzü kızarmıyor?” diyorum!

Bir dönem “İmralı kapatılsın, İmralı canisi asılsın” diyen bir siyasi lider, bugün aynı İmralı’yı nasıl oluyor da siyasetin merkezine yerleştirebiliyor?

“Bunlarla asla yan yana gelinmez” dediği isimleri, nasıl oluyor da “sürecin parçası” olarak anabiliyor?

★★★

Asıl sorun Devlet Bahçeli’nin fikir değiştirmesi değil...

İnsan bu; fikrini değiştirebilir... Sorun bu değişimin nedenini bizimle paylaşmaya gerek bile görmemesi...

“Dün şöyle diyordum, bugün şu nedenle fikir değiştirdim” diye açıklama bile yapmaması!

Ve başta da söylediğim gibi; bu partinin milletvekillerinin, yöneticilerinin ve tabanının bu büyük çelişkileri sindirmesi...

Dün alkışladıkları cümlelerin bugün tam tersini duyuyorlar... Yetmiyor; dün “hainlik” diye kendilerine sunulan şeyin, bugün aslında “devlet politikası” olduğunu öğreniyorlar...

Ve tüm bunlara küçücük bir itirazda bile bulunmuyorlar.

Kimse çıkıp, “Biz daha geçen yıl bunların tersini söylüyorduk, ne değişti?” demiyor...

Neden?

★★★

Sorumun yanıtını ben vereyim:

Çünkü MHP tabanında siyaset artık fikir üzerinden değil, lidere sadakat üzerinden yapılıyor.

Onlara göre doğru olan şey, liderin bugün söylediği... Dün, dünde kaldı!

Tek gerçek, lidere ve onun kadrosuna mutlak itaat!

★★★

Bunun adı “siyasi amnezi”dir!

Bugün bu ülkede herhangi bir siyasi lider, geçmişte söylediği sözlerle yüzleşmeden, hiçbir şey yokmuş gibi yoluna devam ediyorsa ve aynı taban desteğini alıyorsa...

Orada sorun liderde değil, ona hâlâ alkış tutan kitlededir!

Konteyner kentler!

Yarın, 53 binden fazla canımızı kaybettiğimiz Kahramanmaraş merkezli büyük depreminin üçüncü yıl dönümü... Bu nedenle gözler yeniden bölgeye çevrildi.

Bölge halkının yüzde 30’u hala konteyner kentlerde yaşıyor.

Yandaş medyaya göre bu insanların yaşayabilecekleri evler var ama “kira vermemek” için çıkmıyorlar...

Ha şunu bilseydiniz!

Yıkılan evlerin yerine yenisini yapmak ve yandaş müteahhitlerinizi biraz daha zenginleştirmek kolay...

Asıl mesele, depremzedelerin o evleri satın alacak ya da kiralayacak geliri nereden elde edeceği...

Devlet bu konuda bir adım attı mı?

İstihdamı artıracak projeler üretti mi?

Hayır.

Şimdi konteyner kent sakinlerine süre vermişler, “Bir ay içinde çıkın” diyorlar...

Geçin bunları beyler, geçin...

Bırakın deprem bölgelerini, bu acımasız ekonomik politikalarınız yüzünden yakında İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de onlarca konteyner kent kurmak zorunda kalacaksınız!

Eserinizle gurur duyabilirsiniz!

Önemli karar!

Anayasa Mahkemesi, Anadolu Ajansı’nın 31 Mart 2019’daki yerel seçim sonuçlarını abonelere aktarırken yaptığı 13 saatlik kesintiyi hak ihlali saydı.

Ayrıca bu kesintilerin, oy sayımının en kritik aşamalarında yaşandığının açık olduğuna karar verdi.

Yani; KRT Televizyonu’nun yaptığı bireysel başvuruda, seçim yayınını kesen A.A suçlu bulundu.

Peki; şimdi ne olacak?

Hiç... A.A, KRT’ye 2 bin 500 lira tazminat ödeyecek o kadar!

Peki; o süreçte yaşanan bilgi kirliliği, belki çalınan oylar?

Amaaaan canım önemli mi?

★★★

Bakalım muhalefet partileri, bu karara dayanarak A.A’nın o dönemdeki Genel Müdürü hakkında, “seçim sonuçlarını alenen etkilemek” suçlamasıyla dava açacaklar mı?

GÜNÜN SORUSU

Aziz İhsan Aktaş davasında savunmasını yapan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, kendisine “CHP kurultayı aleyhinde konuş, Beşiktaş dosyasını temizleriz” denildiğini iddia etti. Sorum her fırsatta, “Yargı bağımsızdır, müdahalemiz yoktur” diyen Adalet Bakanı’na:

Eğer Akpolat’ın iddiası doğruysa, bu baskıyı yapan kişilerin hemen tespit edilip yargılanması gerekmez mi?