Can Ataklı
9 Mayıs 2022

Sığınmacı gerçeği, ağır ekonomik sıkıntıların bile hayli önüne geçti


ANALİZ

Sığınmacı gerçeği, ağır ekonomik sıkıntıların bile hayli önüne geçti

Kim ne derse desin; Ümit Özdağ, bir anda siyasetin yükselen değeri haline geldi.

Bazı kesimler Ümit Özdağ’ı “ırkçı faşist” olarak değerlendirebilir.

Hatta Özdağ’ı “Türkiye’nin Le Pen’i” olarak takdim etmeye çalışanlar bile var.

Bana göre bu değerlendirmeler gerçeği yansıtmıyor.

Ümit Özdağ’ın Suriyeliler ili ilgili çıkışı kamuoyunda çok ciddi bir karşılık buldu, toplumun önemli bir kesiminin sığınmacılar olayından çok rahatsız olduğunu ortaya koydu.

Hatta öyle ki sığınmacılara yönelik tepkinin aslında ağır ekonomik koşullardan bile daha öne çıktığı gerçeği ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Cebinde bir kuruş olmadığı halde yine de Erdoğan’ı destekleyen çok yoksul kesimlerde bile Erdoğan’ın Suriye’den ve başka ülkelerden gelenlere gösterdiği müsamahaya yönelik tepkiler belirmeye başladı.

Zamların ve ağır ekonomik koşulların dış güçler ya da muhalefet, hatta “Bay Kemal tarafından” yaratıldığına inanan bu kitleler sığınmacılar konusunda suçlu olarak Erdoğan’dan başka bir odak bulamıyor.

Nitekim iktidarın sığınmacılar konusundaki gelişmelere yaklaşım biçimi de bunu belli ediyor. Ekonomik sıkıntılar konusunda halkla adeta alay eden açıklamalar yapan iktidar sözcüleri sığınmacılar konusunda ise tam bir panik havası içinde.

Çünkü ekonomik sıkıntılar yüzünden kaybetmedikleri oyları bu yüzden kaybetmeye başladıklarını görüyorlar.

Art arda yapılan açıklamalarda kimi rakamsal oyunlarla bir taraftan gerçek örtülmeye çalışılırken diğer taraftan bu işten de bir kahramanlık çıkarılmaya çalışılıyor.

Örneğin sığınmacılar konusunda fazla konuşmayan Milli Savunma Bakanı da konuştu.

“Yapılan tüm açıklamalara, bilgilendirmelere rağmen maalesef bazıları gerçekleri anlamamakta, dinlememekte, görmemekte, duymamakta ısrar ediyorlar” diyen Bakan Hulusi Akar ardından şunu ekledi:

“Mehmetçik hudutlarda kendisine sağlanan imkanları en etkin şekilde kullanıyor. Yapılması gerekenleri başarılı şekilde yapıyor. Mehmetçik’in tek beklentisi hudutlarda kahramanca ve fedakarca yapılan faaliyetlere, emeğine saygı gösterilmesidir. Tek isteğimiz bu. Yalan haberler, sahte videolar, dezenformasyonla farklı bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bunlara karşı sağduyu sahipleri dikkatli, müteyakkız olmalı ve bunlara karşı gerçekleri görebilmeli.”

Akar’ın verdiği belgiye göre, “Yılbaşından bugüne kadar sınırlardan kaçak geçmeye ç alışan 2 bin 65 kişi yakalanmış, 132 bin 473 kişi engellenmiş.”

İyi güzel de bu rakamları veren Hulusi Akar bugüne kadar sınırı delik deşik eden en az 2 milyon kişinin nasıl geçtiğini de açıklar mı acaba?

Sarayın diğer adamları da yine rakam oyunları ile hem kedilerini temize çıkarmak hem de halkı yine kandırmak için yarışıyor.

İçişleri Bakanlığı’nın açıklamalarına göre, 4 milyon 82 bin 693 Suriyeli varmış şu an ülkemizde.

Toplam yabancı sayısı 5 milyon 50 bin 690’mış.

Bugüne kadar 323 bin 859 kişi, sınır dışı edilmiş.

326 bin 723 kişi, TC vatandaşı yapılmış.

497 bin kişi, gönüllü olarak geri dönmüş.

12 bin kişi, sınır dışı edilmek üzere özel bölgelerde kalıyormuş.

Böyle rakamlara bakınca sanki çok önemli işler yapılmış gibi görünüyor.

Oysa tam tersi.

Bu rakamlar nasıl bir acziyet içinde olduklarını gösteriyor.

Koruma altında olduğunu söyledikleri Suriyeli sayısını 3 milyon 700 bin olarak açıklamışlardı. Şimdiki resmi açıklamaya göre bile 300 binin üzerinde kayıtlı olmayan Suriyeli var ki bu rakam en az 3 milyon, bunu kendileri de biliyor. Sınır dışı edildiği söyleneler toplam rakam içinde devede kulak bile değil.

Sonuç olarak saray sığınmacı konusunu da kendi lehine çevirmek için yine aynı yöntemi, beyin yıkama, algı yaratma operasyonunu yapıyor.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Hayvan sevenler neden ayağa kalkmadılar

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ için “O hayvandan bile aşağıdır” dedi.

Bugüne kadar bir atanmıştan bir seçilmişe yönelik daha ağır bir söz duymamıştım ya da ben hatırlamıyorum.

Türkiye artık atanmışların cenneti oldu.

Tabii sadece sırtını saraya dayayan atanmışları kastediyorum.

Doğal olarak bu çok nezaketsiz sözler siyasi çevrelerde eleştirildi.

Buna karşı AKP’liler ise Soylu’ya kalkan oldular.

Ne tuhaftır, AKP’lilerin tamamı Ümit Özdağ’ı “Tek başına İçişleri Bakanlığı önüne gittiği için” eleştirdiler ve “şov yapmakla” suçladılar ama biri bile Soylu’nun “hayvandan aşağı” sözünü dilden dudağa getirmedi.

Bu konuda beni en şaşırtan kesim hayvan severler oldu.

Havlayan bir köpeğe “hoşt” denildiğinde bile ayağa kalkan hayvan severler, nedense hayvanlara yapılan çok ağır saldırıya kulak asmadılar.

“Hayvandan bile aşağı” ne demektir?

Soylu diyor ki; “Hayvan zaten kötü bir şey, hayvandan aşağı ise beterin beteri bir şey.”

Hayvan severler sus pus.

Buradan şunu anlıyoruz; yaptıkları eylemlerle kimseden korkuları olmadığını kanıtlayan hayvan severler bile Soylu’dan korkuyor.

Anlayın artık ne hale geldiğimizi.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Saray bu tür sosyal medya linçlerine ne diyor?

Pegasus şirketinde çalışanlar Kadir Gecesi bir araya gelmişler ve içki içmişler. İçlerinden biri, bu masanın fotoğrafını kendi sosyal medya hesabından yayımlamış, fotoğrafa da “Kadir Gecesi özel” diye yazmış.

Sonra olanlar oldu biliyorsunuz.

Sosyal medyanın saray tarafından kontrol edilen tarafı ayağa kaldırıldı.

Ağır hakaret ve küfürlerle bir linç kampanyası başlatıldı.

Anadolu Cumhuriyet Savcılığı da kişiler hakkında dava açtı.

Ve en vahimi Pegasus yönetimi bu fotoğrafta görülen tüm çalışanlarını kapı önüne koydu.

Çünkü sosyal medya linçinin şirkete bulaştırılmasından korkuyor, ki zaten saray trolleri bu kişileri linç ederken Pegasus’u da işin içine katmayı ihmal etmediler. Böyle bir fotoğraf elbette eleştirilebilir.

Kadir Gecesi gibi çok önemli bir gecede inançlarla alay etmeye kalkmak affedilir gibi değil.

Ancak çok küçük bir ayrıntı var bunu da bilmek gerek.

Bu fotoğrafı paylaşan kişinin Instagram hesabı dışa kapalı.

Yani bu hesabı sadece üye olan çok sınırlı sayıda kişi görebiliyor, halka açık değil.

Bu fotoğrafta olanlardan birinin arkadaşı fotoğrafı görüyor ve kendi cep telefonu ile ekran görüntüsünü çekiyor sonra da bunu sosyal medyada paylaşıyor.

Yani çok rezil bir alçaklık da söz konusu.

Ekrem İmamoğlu’nun yaptıkları ile ilgili Flashhaber’de yaptığım kısa yorumdan başka hiçbir şey söylemedim. Buna rağmen sarayın trolleri aralarına beni de katarak İmamoğlu üzerinden saldırıya geçti. Aslında İmamoğlu’nun inanılmaz hatasını hiç konu etmeyecektim. Oysa durum İmamoğlu’nun üst perdeden konuşmaları ile farklı hale geldi. Artık mutlaka bir şeyler söylenmesi gerekiyor. Bugünkü YouTube sohbetimde bunu konuşuyorum. Kaçırmayın…

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Bunlar için kendilerine dokunan herkes vatan haini herkes FETÖ’cü

Ukraynalı bir iş insanı Türkiye’den silah, miğfer ve çelik yelek almak istemiş.

Ancak iş birliği yaptığı kişilerin kendisini dolandırdığını ve 5 milyon dolarını aldıklarını ileri sürerek  Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na başvurmuş.

Ankara Mali Şube Müdürlüğü, şikayette adı geçen Hürriyet Ankara Temsilcisi Hande Fırat’ın eşi Murat Özvardar ve Koray Altınel’i soruşturma kapsamında gözaltına almış.

Hande Fırat’ın eşi Murat Özvardar adli kontrol koşuluyla serbest bırakılmış.

Günlerdir bununla ilgili haberler var medyada.

Çok doğal elbette.

Saraya en yakın isimlerden birinin eşi, savaşmakta olan bir ülkeyi dolandırmakla suçlanıyorsa ve bu nedenle gözaltına alınıp hakkında soruşturma açılıyorsa bu haberdir.

Üstelik bu kişinin adı Suriye’deki bir takım karanlık işlerde de geçiyorsa, haberin önemi daha da artıyor.

Murat Özvardar ilk günden bu yana sessiz kaldıktan sonra sonunda Instagram hesabı üzerinden bir açıklama yapmış.

Demiş ki: “Biz sustukça tüm vatan hainleri bizi aciz sanıyor, biz sustuk 5 yıldan beri itle kopukla muhatap olmayalım dedik ama olmadı bu vatan haini köpekler her türlü iftira yalan ile bize saldırdı buradan yazıyorum ve artık Twitter’dan da yazacağım tüm aşağılık yalanların sahiplerini ispata davet edeceğim.”

Sonra da eklemiş; “Ey Türk milleti sakın unutma bu FETÖ’cü terör örgütü bitmedi uykuya yattı.” 

Şimdi anlamadığım şu: “Vatan haini köpekler” kimler?

Bu tanıma Ankara Cumhuriyet Savcılığı, Mali Şube dahil mi?

İddia sahipleri bu kişi hakkında haber yazanlar değil ki, bizzat Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Mali Şube.

Bu sarayın adamlarının ortak bir tarağı var; başları sıkıntıya irdiğinde lafın nereye gideceğini hiç düşünmeden herkesi vatan haini ve FETÖ’cü ilan edebiliyorlar.

Yaptırımı da yok nasıl olsa.

Ne ala dünya bu böyle…

Yazarlar

Sığınmacı gerçeği, ağır ekonomik sıkıntıların bile hayli önüne geçti
Can Ataklı