Memduh Bayraktaroğlu
18 Şubat 2021

(Şehitten) duyduklarını, cenazeye gelen o “Zevat’a” da söyle ve sor: Ne yüzle geldiniz buraya?..


Bugünkü yazılarımdan birini, Ordu Yeni Haber Gazetesi yazarlarından birinin 6 Haziran 2017 tarihli yazısına ayırdım…

Araştırdım…

Yazı hakkında herhangi bir dava açılmamış…

Yani…

Yazı temiz…

Yani…

Başıma bir iş getirmez…

Virgülüne bile dokunmadan aynen yayımlıyorum…

O halde lütfen okuyunuz…

Mehmet Ziya Odabaş

YANLIŞ TARAFA SORUYORSUN HOCA..!

Yanlış tarafa soruyorsun Hoca!!!

Yirmi yaşında fidan gibi Şehid arkanda;

Sen dönmüş;

O’nu, hayatının baharında al bayrağa sardıranlardan

Helallik istiyorsun.

Yaptığın yanlış hoca, hem de çok yanlış !

Onların O’nda ne hakkı var ki?

Dön arkanı o kalabalığa, o ruhsuz kalabalığa

Şehidi al karşına ve..

Helalliği O’ndan iste

Sor şimdi o bayrağa sarılı yiğide

De ki:

Sana gençliğini yaşatmayanlara,

Sen vatan için şehit düşerken “bedelli” diye ayrıcalık yapanlara,

Dağlarımızdan “Ne Mutlu Türk’üm” yazısını kaldırıp

“Biji apo” yazdıranlara,

Sana “kelle”, bebek katiline “sayın” diyenlere,

“-Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis’i toplayamayız” diyenleri

Tekrar tekrar vekil olarak Meclis’e sokanlara,

Sen kuru kumanyayla yetinirken aksırıp tıksırıp

Çatlayıncaya kadar bu vatanı yiyenlere,

Senin şehit haberin üçüncü sayfalara düşerken

Seni vuran hainlerin şehitlik (!) kurmalarını seyredenlere,

Kanınla suladığın topraklardan ay-yıldızı indirip

Yerine, bölücü paçavralar astıranlara,

Yurdun bir bölgesinde her gün millete ve vatana hakaret edilir,

Devlete meydan okunurken

Bazı ruhsuzların, koltuklarını korumak için seyretmelerine,

Sen bu vatan, bu bayrak için can verirken

Senin cenazene dahi

Can korkusuyla, “koruma ordusuyla” gelenlere,

Bunları hâlâ alkışlayıp destekleyenlere,

Hakkını helal ediyor musun Yiğidim?

Eğil Hoca eğil

Kulak ver tabuta; ne diyor o Yiğit:

Haydi şimdi dön, yüreğin varsa

DUYDUKLARINI, CENAZEYE GELEN O “ZEVAT’A” DA SÖYLE !

Ve sor:

-Ne yüzle geldiniz buraya?..

SÖYLEMEYE CESARET EDEMİYOR…

Erdoğan bizzat katıldığı AKP Rize İl Kongresi’nde şöyle dedi:

“Bakın bir kongre yapıyoruz, salgının olduğu bir dönemde kongre yapıyoruz ve Rize’de salon lebalep dolu…”.

Restoranlar…

Kafeler…

Kahvehaneler…

Barlar…

Müzikholler…

Konser ve sinema salonları kapalı…

Ama…

AKP kongreleri “lebaleb” dolu…

Bu kongreler…

Ve…

Bu çifte standart

Vicdan sahibi AKP’li seçmenleri de üzüyor…

AKP işte bu çifte standartçı zihniyet nedeniyle eriyor…

Bunu AKP’nin (Erdoğan hariç) bütün yönetim kadrosu biliyor…

Biliyor ama…

Söylemeye cesaret edemiyor…

NE HALE GELDİK; DAHA DOĞRUSU NE HALE GETİRİLDİK

Amerika Birleşik Devletleri adına ve Halkbank aleyhine açılan davanın dışında…

O davayla hiç ilgisi olmayan bir dava daha açılmıştı…

Ve o da yine…

Halkbank aleyhindeydi…

Şikayetçi olanlar ise İran’dan alacağı olan şirketler ve kişilerdi…

Halkbank, davanın ABD mahkemelerinde görüşülmesi nedeniyle…

ABD mahkemesine başvuran alacaklılara itiraz etti…

Davanın Türkiye mahkemelerinde görüşülmesi şartıyla yargılanmayı kabul etti…

ABD Mahkemesi bunun olabileceğine karar verdi ve dedi ki:

“Türkiye ve İran aralarında bu mahkemenin kurulması için anlaşırlar, Halkbank da zaman aşımı süresinin durdurulmasını kabul ederse olabilir…”.

İyi ama…

Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten siyasi irade

Devletin de ortak olduğu pek çok köprü, tünel, havaalanı, otoyol, hastane yapım ve işletmeleriyle T.C. Hazinesi arasında çıkabilecek bir davada bile…

Kendi mahkemelerini değil de…

Londra mahkemelerini yetkili kılarken…

İran’dan olan alacaklarını Türkiye’nin “ayak oyunları” nedeniyle tahsil edemediklerini iddia eden İran alacaklıları:

Türkiye Mahkemeleri’nin yetkili olmasını kabul eder mi?..

Ne hale geldik görüyor musunuz?..

Daha doğrusu…

Ne hale getirildik…

AYAKTA ALKIŞLIYORUM

ABD’li milyarder iş adamı Bill Gates, Mars tutkusuyla bilinen Elon Musk’a taş attı.

Gates, Mars’a gitmek yerine “Dünyadaki iklim ve halk sağlığı krizlerini ele almayı, onlara fon ayırmayı tercih ederim” dedi.

Evde olduğum için kafamda şapkam yoktu…

Olsaydı…

Haberi okuduktan sonra şapkamı çıkarıp ayağa kalkıp alkışlayacaktım…

Şapkamı çıkaramadım ama ayaktayım…

Ve…

Alkışlıyorum…

Yazarlar

(Şehitten) duyduklarını, cenazeye gelen o “Zevat’a” da söyle ve sor: Ne yüzle geldiniz buraya?..
Memduh Bayraktaroğlu