Memduh Bayraktaroğlu
13 Ekim 2019

SEFİL BİR YALAN…


Avrupa’da ve Amerika’da siyasi İslam azıttıkça İslam karşıtlığı da yükseliyor.

Ve Türkiye de şu anda tüm dünyaya:

“Şeriat adına kafa kesen manyakları korumak için barış savaşçılarını öldürmeye hazırlanan İslamcı bir ülke” olarak gösteriliyor.

Elbette bu kirli bir yalan…

Ve…

Bu yalanın altında sadece bölgesel çıkar çatışmaları değil, “medeniyetler çatışması” senaryosunun hayata geçirilmesi fikri de var…

İyi de arkadaşlar…

Bu sefil yalana dünya genelinde bu kadar çok insanın inanmasında kendi iktidarımızın doğrudan payı yok mu?..

Onlar da (Tıpkı Avrupa’daki ucuz siyasetçiler gibi) özellikle iç politikaya ve Batılı olmayan finansörlerine yönelik söylemleriyle bu medeniyetler çatışması tezine hizmet etmiyor mu?..

O tezi körüklemiyor mu?..

Keza…

Aynı sebepten, Trump’ın Türkiye’yi destekler gözüktüğü twitleri kendi seçmenleri ve yandaşları arasında bile rahatsızlık uyandırmıyor mu?..

Yani canım dostlarım…

Aslında Suriye’nin kuzeyindeki gündem şu anda Batı dünyası için Türkiye’nin bir Avrupa ülkesi olmaktan tamamen çıkıp tam bir Ortadoğu ülkesi haline gelmesini sembolize ediyor.

Bu açıdan, bir bakıma:

“Doğu ile Batı arasındaki medeniyet köprüsü” fikri hem içeriden hem dışarıdan el birliğiyle bombalanıyor.

Biz de o köprünün üzerinde ve altında yaşayanlar olarak…

O bombaların etkisiyle hem farklı renklerimizi, seslerimizi ve desenlerimizi hem de huzurumuzu ve itibarımızı kaybettiğimizle kalıyoruz.

BEKA SORUNU

TSK dünyanın en güçlü, en ciddi, en asil ordularından biri…

Bu güçlü, bu asil ordu; sınırlarından dışarı bir adım dahi atmadan da vatan topraklarını rahatlıkla koruyabilir…

Ve…

Ne bugün ne de yarın devlet düzeyinde asla beka sorunu yaşamaz…

Ama…

Artık ortada başka türlü bir beka sorunu var

O da…

Bölgesel askeri meselelerden değil…

Kontrolsüz göçlerle demografik yapımızın…

Kutuplaştırıcı siyasetle toplumsal uzlaşmamızın altının oyulmasından…

Yani….

Siyasetçilerimizin yaptıklarından kaynaklanıyor.

Ve…

Sadece bizde de değil…

Sanki tüm dünyada siyasetçiler sözleşmiş gibi demokrasi ve barışı yıkmak için uğraşıyor…

Halklarının farklı renklerini birbirine karşı kışkırtıyor ve…

Radikalleşmeyi derinleştiriyor.

Sanki düne kadar en azından Batı’da:

Demokrasi,

Hukukun üstünlüğü,

Çok seslilik ve…

Aydınlanma idealini kurumsal düzeyde koruyup destekleyen bir yapı, bugün:

Bu iddiasından vazgeçmiş de artık bireylerin bu idealler için bilfiil savaşmasını bekliyormuş gibi…

BAŞKA TÜRKİYE YOK…

“Milli birlik ve beraberlik”…

Olağanüstü asil ve güzel bir duygu…

Ve buna milletçe çok ihtiyacımız var…

Ama…

Demokrasiden taviz verilerek milli birlik ve beraberlik sağlanabilir mi?..

Herkes bu savaşın haklı olduğuna inanmak zorunda mı?..

“Bu savaş yanlış” diyenlerin hak ve özgürlüklerini kısıtlamaya kimin hakkı var?..

Ama…

Milli birlik ve beraberliğimizin sembolü olan Cumhurbaşkanı:  

“Bu milli birlik durumudur. Bu ülkenin 82 milyonu böyle zamanda birlik olmayacak da ne zaman olacak” diye soruyor ve…

Eleştiri hakkını kullananlara “terörist” diyor…

Nasıl mı?..

O halde okuyun:

“82 milyondan kendini tecrit edecek, olsa olsa terör örgütleri olur. Siyasette de terör örgütlerine sırtını dayayanlar bu işin dışında olur.”.

Oysa…

Birinci Dünya Savaşı’na girmeden önce keşke muhalifleri çıkıp da Enver Paşa’ya “yanlış yapıyorsun” diyebilseydiler…

Keşke Enver Paşa daha o zamanlar despot değil de demokrat olabilseydi?..

İnşallah kaybetmeyiz…

Ve inşallah…

Gelecekte bu operasyona destek verenler halktan özür dilemek zorunda kalmazlar…

Yazarlar

SEFİL BİR YALAN…
Memduh Bayraktaroğlu