Barış Yarkadaş
18 Haziran 2021

Sedat Peker ‘kanlı tuzak’ın işaretini vermişti


Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, bir süre önce yaptığı açıklamada, ‘’Toplumda çatışma yaratmak ve halkı sokağa dökmek için bazı güçlerin devreye gireceği”ni söylemiş ve herkesi uyarmıştı. Peker, aynı konuşmada, provokasyonun cemevlerine yönelik saldırılarla başlatılacağını da belirtmişti. Bu iddialar üzerine bazı cemevi yöneticileri, Emniyet – İstihbarat Şube’nin kendilerini tedbir amaçlı uyardığı bilgisini medyayla paylaşmıştı.

Deniz Poyraz

Peker’in işaret ettiği kanlı tuzak, beklendiği üzere cemevinde değil, HDP İzmir İl Başkanlığı’nda kuruldu. Belli ki; Peker’in işaret ettiği güçler cemevi üzerinden yapacakları provokasyonun deşifre edilmesi üzerine plan değişikliğine gittiler. Ve yine bu güçler, en az  cemevlerine yapılacak saldırı kadar etkili olacağını düşündükleri alçak bir saldırının fitilini ateşlediler. O.G adlı eski bir sağlık çalışanı, HDP İzmir İl Başkanlığı’na girerek, parti görevlisi Deniz Poyraz’ı katletti. Bu siyasi cinayet, büyük ve  kanlı tuzağın belki de ilk adımı…

HEDEF GÖSTERİLİNCE…

Binaya giren saldırganın,  “Kimse ile bir bağlantım yok. PKK’dan nefret ettiğim için binaya girdim, rastgele ateş ettim” sözleri, eylemi bilinçli bir şekilde tasarladığı ve ‘’bireysel bir eylem”miş gibi yansıtmaya çalıştığını gösteriyor. Saldırganın, “PKK’dan nefret ettiğim için binaya girdim ve ateş ettim” sözü ise yasal bir parti olan HDP’nin sürekli hedef gösterilmesinin hangi sonuçları doğurduğunu göstermesi açısından önemli…

Dün bu saldırıdan sonra, her konuşmalarında HDP’yi hedef gösteren, yasal bir partiyi siyaset yapamaz hale getiren, HDP’ye oy veren 6 milyon kişiyi ‘’potansiyel terörist’’ olarak lanse edenler rahatladı ve mutlu oldu mu acaba? İstedikleri tablo bu muydu? İnsan böyle düşünmeden edemiyor…

ERKEN UYARI!

HDP İzmir İl Başkanlığı binasının basılması ve bir çalışanının katledilmesi, Türkiye’nin zor ve sancılı bir sürecin içine çekildiğini gösteriyor. Siyaset dünyasının aktörleri, bu kanlı tuzağı ve provokasyonu boşa çıkaracak adımlar atmalı, nefret dilini terk etmeli ve HDP’yi hedef gösteren söylemlere son vermelidir. İzmir’de gerçekleşen siyasi cinayet özellikle AKP için “erken uyarı” işlevi görmelidir. Belli ki; sadece HDP’yi değil, siyasetin tamamını tasfiye etmeyi planlayan bir süreç başlatılmak isteniyor. Bu yüzden en önemli görev, bu provokasyonu boşa çıkarabilecek tek güç olan iktidara düşüyor.

Veyis Ateş’in villasını da mı görmediniz?

KRT TV’nin internet sitesinde yer alan bir haber, Habertürk TV’nin Veyis Ateş’in “sebepsiz zenginleşmesi”ni sadece seyrettiğini  ve bundan hiçbir rahatsızlık duymadıklarını ortaya koydu. Habere göre, Veyis Ateş, Kocaeli’de bulunan ENKA Country’de bugünkü değeri 2 milyon 700 bin TL olan evinde bir “parti” veriyor. Ve bu partiye Habertürk TV’nin yöneticileri ile yazarları da katılıyor. Ne hikmetse, hiç kimsenin aklına “Maaşla çalışan Veyis Ateş, 2 milyon 700 bin TL’lik bu villayı nasıl aldı?” sorusunu sormak gelmiyor.

Medyaya yansıyan haberlere göre, Kocaeli’deki bu villa, Veyis Ateş’in hafta sonlarını geçirdiği evi… Ateş’in başka mülkleri de var. Lüks arabası, teknesi ve lüks mağazalardan alınan kıyafetleri zaten biliniyor. Bu da Habertürk TV yönetiminin aslında olan bitenden haberdar olduğu ancak Veyis Ateş’in siyasi angajmanlarından  dolayı ses çıkar(a)madığını gösteriyor.

Hava döndü…

1990’lı yılların sonlarında iktidara muhalif tek bir TV  vardı: Refah ve Fazilet Partisi’nin yayın organı Kanal 7.. Bugün Hürriyet’i yöneten Ahmet Hakan Coşkun bu kanalın Ana Haber Spikeri idi. Hakan’ın yaptığı İskele Sancak programı, Türkiye’nin en çok izlenen ve en etkili programları arasındaydı. Neredeyse tüm muhalifler, Kanal 7’nin haber bültenlerini ve  Ahmet Hakan’ın tartışma programını izlerdi.

Kanal 7’ye yönelen bu ilgi kuşkusuz ki boşuna değildi. AnaSol-M Hükümetinin ortaya koyduğu başarısız tablo, geniş kitleleri yormuş,  herkes alternatif bir çözüm arayışı içine girmişti. Kanal 7 işte bu arayışın sesiydi. Hikayenin sonrasını zaten biliyorsunuz; Kanal 7’nin desteklediği siyasi anlayış işbaşına geldi ve Türkiye’yi  tam 20 yıldır yönetiyor.

HALK ARAYIŞ İÇİNDE

Bugün aynı ‘’muhalif hava” hava yine esiyor. Ancak bu kez hem aktörler farklı, hem de TV’ler… Mesleğimiz gereği, her sabah hem gazetelerin tirajlarına hem de TV’lerin reytinglerine bakarız. SÖZCÜ ve KORKUSUZ, hormonsuz tiraj  tablosuyla, Türkiye’nin “gerçekten” en çok satan gazeteleri olma özeliğini koruyor.

Görsel medyada ise Halk TV, KRT ve TELE 1’in istikrarlı yükselişi göze çarpıyor. Bu üç TV kanalı neredeyse her gece reyting listelerinin en üst sıralarını paylaşıyor. Doğan Şentürk yönetimindeki FOX TV’nin haber merkezi ise kendi kategorisindeki tüm kanalları açık ara bir şekilde geride bırakıyor. Bence bu tablo bile ‘’havanın döndüğü’’ ve halkın yeni bir iktidar arayışı içinde olduğunu gösteriyor. Artık AKP ve MHP’liler de ‘’muhalif’’ olarak adlandırılan gazeteleri okuyor, televizyonları izliyor. Çünkü onlar da “AKP-MHP Harikalar Diyarında” masalının sona geldiğini görüyor.

 

Yazarlar

Sedat Peker ‘kanlı tuzak’ın işaretini vermişti
Barış Yarkadaş