Gürkan Hacır
4 Mart 2021

Sayın Biden’ın Sesini Özlemiştim. Görüştük!


2 ay oldu ses yok.

Telefon çalmıyor.

Her seferinde Biden arayacak diye bir kıpırdanma oluyor.

Ama ı-ııhh…

Ses yok seda yok.

Aramıyor.

★★★

Oysa bir zamanlar reisin evine bile gelmişti.

Reis onun için “iyi dostumdur” demişti. Ama şimdi aramıyor…

Tebriğe geri dönmüyor…

Sadece Erdoğan’ı mı?

Hayır!

Listenin sonunda dört lider kalmıştı.

İsrail’li Netenyahu’yu da aramamıştı.

Aradı.

Suudi Prens Selman’ı aramamıştı.

Onu da aradı.

★★★

Bi Mısır’dan Sisi’yi aramadı…

Bi de bizi…

Artık nerdeyse ikinci tur aramalar başladı.

Koca dünyayı aradı…

İki kişiyi aramıyor.

Kaldık mı Sisi’yle başbaşa…

★★★

Ama olur da bizi ararsa…

Tavrımız ne olacak?

Yoksa tıpkı yıllar önce…

Upuzun aradan sonra arayan Obama gibi ona da “sesini özlemişim” diyecek miyiz?

Ben işte o zaman korkarım…

Eğer “Sayın Biden’ın Sesini Özlemiştim. Görüştük” derse…

Yandı gülüm keten helva…

★★★

Niye mi?

★★★

O telefondan sonra ne oldu?

Reis, Obama’yla görüştükten sonra katıldığı grup konuşmasında (27 Mart 2013) neler söyledi?

Önce yolu açtı…

“Bu dil, tavır, siyaset Türkiye’nin ve milletin asla hayrına değildir.

Kışkırtan, tahrik eden, ayrıştıran bir dil, Türkiye’ye, birliğine bütünlüğüne hizmet etmez. Çatışmadan beslenen, öfkenin, nefretin, kırıp dökmenin, bölüp parçalamanın dilinden beslenen bir siyaset istiyor. Yaşatmanın değil ölmenin, öldürmenin istismarından beslenen bir dil kullanıyor. Çözümden rahatsız olanlar var, içeride ve dışarıda. Bir kısmı da aşırı sol. Aşırı soldakilerle aşırı sağdakiler aynı gözyaşını döküyorlar.”

Dedi… Sonra startı verdi…

“Hanımlar da dahil olacağı için ‘Akil İnsanlar’ veya ‘Akiller’ daha doğru olur. 780 bin metrekareyi kuşacak bir adım atarız, attığımız zaman da onlar bizim ancak müşavere (danışma) heyetimiz olur. Her kesimin olmasını da isteriz. Üst düzey STK’ların temsilcileri, medyadan, üniversitelerden, kanaat önderlerinden oluşabilir.”

Sonrasını sanırım hatırlarsınız.

Akiller kuruldu…

Çözüm süreci başladı…

Yarasını bugün bile saramadığımız karanlık bir sürecin içine savrulduk…

★★★

ABD’nin bizden neler isteyecekleri belli.

2016’da nerde kaldıysa oradan devam etmek istiyorlar…

Bizde ise o günden bugüne çok şey değişti…

Nato’dan uzaklaştık…

Darbe yaşadık…

ABD’nin müteffikliğinden söz de müttefikliğe geldik…

Aramız açıldı…

Avrasya bloğunun müttefiki olmasak da bir hayli yakınlaştık…

★★★

O yüzden Biden ararsa bir dert… Aramazsa başka bir dert…

Ararsa… Kabul edemeyeceğimiz bir yığın şeyin listesi verilecek…

PYD, S-400, Halkbank…

Aramazsa… Yaptırımlar kapıda… Bizi bekliyor…

★★★

Herkes gibi ben de merakla bekliyorum.

Telefon çalacak mı çalmayacak mı?

Ve reis bir sabah kalkıp “Sayın Biden’ın sesini özlemiştim. Görüştük” diyecek mi?

İlhan Kesici Merkez Bankası Rezervi İçin Ne dedi?

Önceki gün KRT Televizyonu’nda İlhan Kesici’yi ağırladık.

Salı gecelerinin artık ekran klasiğine dönen Şimdiki Zaman programında konuğumuz CHP milletvekili Kesici’ydi.

İlhan Bey, aynı gün Sözcü gazetesinden Aytunç Erkin kardeşime tam sayfa mülakat vermişti. Okumuşsunuzdur.

Tane tane anlatmıştı Sözcü’de İlhan Bey…

Nasıl borç batağına gömüldüğümüzü…

80 yılda yaptığımız borcun nerdeyse 3 katını AK Parti’nin 18 yıllık iktidarında yaptığımızı tek tek anlatmıştı.

İlhan Kesici

★★★

Şimdiki Zaman’da da bu borcun ayrıntılarını anlattı.

Ama ben asıl Merkez Bankası anlatımına bayıldım.

Hani şu -128 milyar dolar meselesi…

CHP kurmayları “eksideyiz” diyor, Erdoğan “hayır rezervimiz var” diyor.

★★★

Doğrusunu İlhan Kesici bilir diye sorduk.

Öyle şahane anlattı ki.

“Maaşınızı aldınız cebinize koydunuz.

Şu an için paranız var mı?

Var…

Güzel… Ama ödemeleriniz de var.

Ev kirası… Kredi kartı… Okul taksidi…

Üstelik ödemeleriniz maaşınızdan fazla tutuyor!

Cebinizde para olduğu halde siz ne durumdasınız?

Eksi mi artı mı?”

★★★

Stüdyoda bir kahkaha tufanı koptu…

★★★

Şu Merkez Bankası rezervini kimse bu kadar basit bu kadar sade anlatmamıştı…

Bravo İlhan Bey…

Yazarlar

Sayın Biden’ın Sesini Özlemiştim. Görüştük!
Gürkan Hacır