Ümit Zileli
22 Ekim 2020

Savunma susmadı susmayacak – 2


Bu kadarı da fazlaydı yani…

Tee, 2010 referandumundan bu yana çalışmışlar, çabalamışlar, yargıyı şööle dört bi yandan kuşatacak yasaları esirgememişler, üstüne paket paket reformlar yapmışlardı!.. Ama olmuyordu işte, “savunma” denilen “büyük bela” Nuh diyor, peygamber demiyor, her attıkları adımda “heyula” gibi karşılarına dikiliyor, daha büyük adımlar atmalarını, yargıyı istedikleri gibi zapturapt altına almalarını engelliyorlardı!..

Ne istiyordu iktidar peki? Çok basit; avukat sayısı 5 bini geçen kentlerde birden fazla baronun faaliyet göstermesini saylayacak bir yasa istiyordu! Koca Türkiye’de bu avukat sayısını barındıran yalnızca 3 büyük kent vardı:

Ankara, İstanbul ve İzmir!

Şu tesadüfe bakın ki, bu üç büyük kentin baroları da çağdaş, ilerici avukatların elindeydi!

Diğer bir deyişle, bu üç kentte birden fazla baro açılırsa iktidar pek rahatlayacak, istediği “Sarı Baro” türü yapıları dilediği gibi inşa edebilecekti!

Ama neresinden baksanız, avukatların ezici çoğunluğu bu “biat ettirme” işlemine karşı çıkıyordu; karşı çıkmakla yetinmiyor, utanmadan eylem yapıyor, “barolar susmadı, susmayacak” sloganlarıyla iktidarın aslında ne istediğini açıkça ortaya koyuyordu…

Buraya kadar taa Temmuz’da yazdığım aynı başlıklı yazıdan alıntı paylaştım sizlerle! Sonrasını birlikte, yaşadık, gördük…

İktidar, ne yapacak, edecek o yasayı, küçük ortağın da yardımıyla çıkaracaktı!

Yasa çıktı, ortada avukat yok!..

Öyle de oldu, iktidar “Çoklu Baro” yasasını kanırtarak da olsa çıkardı…

İyi de, ortalıkta ikinci baroları kuracak avukat yoktu! Dünyanın en büyük barolarından İstanbul’da en nihayetinde 2 bin avukat bir araya  getirildi ve kısa süre önce 2 No’lu Baro kuruluş genel kurulunu yaparak tüzel  kişiliğini kazandı…

Ankara’da ise kurulması için 2 bin imzanın toplanması hala sağlanamadı! İktidar mahfili harıl harıl çalışıyor; AKP’nin 3 numaralı kurucu ismi Bülent Arınç kaydını yaptırdı bile! Arınç’ın uzun yıllar avukatlığını yapan Yakup Erikel, dört kişilik kurucular kurulu üyesinden biri oldu. Organize suç örgütü lideri Adnan Oktar’ın da bir dönem avukatlığını yapmış olan Erikel, daha sonra “örgütle alakam yok” diyerek sanık vekilliği kaydının silinmesini istemişti. Ancak Oktar davası sürecini arka planda yürüttüğü iddiaları medyada yer buldu!

Erikel, şu meşhur, yöneticileri Almanya’da yargılanıp, mahkum edilen Deniz Feneri Derneği’nin de kurucularından biri…

Dönelim Ankara 2 No’lu Barosu’na; onun da yakında kurulması kesin gibi, niçin diye soracak olursanız, kamuda çalışan avukatlar üzerinde büyük baskı uygulanıyor da ondan! İsimleri bende mahfuz, konuştuğum birkaç kamu avukatı şöyle diyor:

Ya üye olacağız ya da haritada yer beğeneceğiz!..

Kısacası büyük kentlerimizden İstanbul’da tüzel kişiliği oluşan, Ankara’da ise kamu avukatlarının “rızasını almakla” uğraşan 2 No’lu barolar  insan haklarına gayet saygılı, avukatlık haklarına sonuna kadar inançlı, demokrasiye yürekten bağlı bir şekilde, kutsal bir amaç uğruna kuruluyor!..

“Gavur” İzmir’de ise henüz “tık” yok!..

“Peki ya avukatlar topluca istifa eder de…”

Bu soru, avukat olmayan ama kafası fazlaca çalışan bir çocukluk arkadaşım tarafından bir yemek esnasında ortaya atıldı…

Çoklu Baro meselesinde neler olabilir, iktidar nereye kadar zorlayabilir diye konuşurken, sevgili Sacit şöyle bir ilginç soru attı ortaya:

Tamam, iktidar yanlıları uğraştı, didindi 2 bin avukatı topladı ve 2 No’lu Baro’yu İstanbul’da ve Ankara’da kurdu diyelim… Peki ya İstanbul ve Ankara barolarından mesela 2 bin 500’er avukat istifa edip yeni barolara kayıt olsa, sonra da ilk genel kurulda başkanlığı kazansa ne olur? Buna engel bir durum var mı?

Önce şaşırdık, düşündük, öyle ya 1, 10, 100 ya da 2 bin 500 üye Mesela İstanbul Barosu’ndan istifa edip yeni kurulan baronun kapısını çalsa, “Biz öbür barodan çok sıkıldık. Yeni mekanda ferahlık vardır dedik, üye olmaya geldik!” dese, “Hayır, sizi üye yapmayız!” diyebilecek bir mekanizma var mıydı?..

İşin içinden çıkamayınca telefonlara sarılıp avukat dostlarımıza aynı soruyu sorduk. Epey bir sohbet trafiğinden sonra teknik olarak hiçbir mani bulunmadığı sonucuna vardık!..

Yine de dikkatli konuşmakta fayda var tabii; 19’uncu yılını süren bu iktidarın “şapkadan tavşan çıkarma” konusunda nasıl mahir olduğu örnekleriyle ortada!

Bakarsınız ortalığı tavşanlar istila edivermiş!..

 

Sevgili Bekir ağabey baba toprağına kavuştu… Nurlar içinde uyusun…

Yazarlar

Savunma susmadı susmayacak – 2
Ümit Zileli