Savaşmak zorundayız (mı)

14 Şubat 2020

Tam 43 yıldır gazeteciyim.

Bu süre içinde bir çok uluslararası, Arap ve Türk ajans, televizyon, radyo ve gazetede çalıştım.

Bu süre içinde bölgedeki tüm savaşları izledim, çok sayıda ülkeye gittim ve bir çok liderle görüştüm.

Diktatörleri yakından tanıdım.

Diktatörlük bir karakter hastalığıdır.

Aynı hastalık zaman zaman diktatör olmayanlarda da görülür.

Çoğunlukla İslam coğrafyasında.

Cehalet, yoksulluk ve dini bağnazlığın olduğu ülkelerde.

Dikta düşünce ve iktidarlar yönetimindeki ülkelerin toplumları giderek geriler ve vasat düşünce kalıplarıyla yaşam biçimi her yerde egemen olur.

Sonrası çok kolay.

Bu tür ülkelerin yönetimleri bir savaştan çıkar öbür savaşa dalar.

Dışarda ve içerde.

Üç beş duygusal sloganlar iş tamam.

Hitler en somut örnek.

Diktatörler gerginliklerle beslenir can ve kan bulur.

Emperyalist ülkeler ve dünyayı yönetmeye hevesli egemen güçler dikta eğilimleri besler, körükler ve sonunda kullanır.

Kullandıkça da kullanır sonra da süpürür tarihin çöp kutusuna atar.

Bu coğrafyada çok sayıda örnek var.

Aklıma Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün gittiği Pakistan geldi.

İngiliz emperyalizminin en büyük tezgahı.

Mahatma Gandhi’nin ‘Birlikte kardeşçe yaşayalım’ çabalarına rağmen Muhammed Ali Cinnah Müslümanlar’ın yoğun yaşadığı bölgeleri Hindistan’dan ayırarak 1947’de Pakistan’ın bağımsızlığını ilan etti.

1958’de Ordu komutanı Eyüp Han ilk askeri darbeyi yaparak ülke yönetimini eline geçirdi.

İslamcılara ve bağnaz din adamlarına karşı savaş başlatan ABD destekli Han, iç ve dış baskılar sonucu 1969’da istifa etti.

1970’de yapılan seçimler sonucu dinci gruplar ülkenin doğusunda ve sosyal demokrat-sol düşünceli Baba Butto batısında kazandı. Bir kaç ay sonra doğudakiler ayaklandı, iç savaş çıktı ve Pakistan ikiye ayrıldı.

Batıda Pakistan ve doğuda Bangladeş.

İkisi de Müslüman.

1977’de Ziyaülhak darbe yaparak yönetime el koydu ve 1979’da Butto’yu idam etti.

Sonraki yıllarda kargaşa devam etti.

Butto’nun kızı başbakan oldu sonra öldürüldü.

İslamcı Navaz Şerif iki kez başbakan oldu ailece suçlandığı yolsuzluklardan dolayı hapse atıldı.

Nisan 1978’de Komünistlerin Kabil’de ve Şubat 1979’da Humeyni’nin Tahran’da iktidar olması komşu Pakistan’da işleri karıştırdı.

Aralık 1979’da Sovyetler’in Afganistan’ı işgal etmesiyle ABD’nin Pakistan ilgisi arttı.

Sovyet işgaline karşı direnen türlü türlü İslamcı Mücahit gruplar Pakistan’da örgütlendi, eğitildi ve silahlandırılarak Afganistan’a sokuldu.

Suudi Arabistan ve BAE’nın parasıyla CİA’yı Kaide ve Taliban’ı Pakistan’da kurdu.

İşleri bitince ABD 2000’de Afganistan’ı işgal etti 2011’de Bin Ladin’i öldürdü.

2019’da IŞİD lideri Bağdadi’yi öldürdüğü gibi.

Unutmadan 1979’da Afganistan, Pakistan ve İran’da olanlar olunca Temmuz 1979’da ABD destekli Saddam iktidarı ele geçirdi.

Eylül 1980’de ABD destekli Evren Ankara’da darbe yaptı.

Bir ay öncesinde Saddam İran’a saldırdı sonra da Ağustos 1990’da gidip Kuveyt’i işgal etti.

Bölge darmadağın oldu.

Devamı Arap Baharı’nda geldi.

1947’de Pakistan’ın bağımsızlığını baz alırsak İslam coğrafyasında iç ve dış savaşlar bitmedi.

Pakistan bağımsız olduktan üç ay sonra BM Filistin’i ikiye bölerek yarısını Yahudilere verdi.

Yedi ay sonra İsrail devleti kuruldu.

Darbeler ve siyasal iç ve dış kargaşalarıyla Pakistan Türkiye’ye çok benzer.

En son darbeyi yapan (1999) Müşerref müthiş yolsuzluklarından dolayı hapse atıldı sonradan da vatana ihanetten idama mahkum oldu.

İdam edilmedi ama döneminde ABD Pakistan’ı komşusu Afganistan’a karşı tepe tepe kullandı.

Ne Pakistan adam oldu ne Afganistan.

Bugün Pakistan nüfusu 185 milyon civarında ama Pakistan’ın ayrıldığı Hindistan’da 215 milyon Müslüman yaşıyor.

Pakistan’la Hindistan’ı karşılaştırmanın anlamı yok ama bu coğrafyanın yakın tarihini hatırlatmakta her zaman yarar var.

Başlangıçta İngiltere ama şimdi ABD bizi rahat bırakmayacaktır.

Bu coğrafyanın her köşesinde her alanında ve her düzeyde.

Kurbanlık koyunlar gibi herkes sırasını bekleyecek.

Beklemeyenler de bekletilecek.

Hesabını kitabını ona göre yapanlar kesin kurtulur.

Formül çok basit:

Akıllı ol olum”!