Can Ataklı
29 Kasım 2020

Saraydan gözlerimizi yaşartan müthiş bir bilimsel saptama!


ACAİP YAZILAR

Saraydan gözlerimizi yaşartan müthiş bir bilimsel saptama!

Korona salgını nedeniyle saray tarafından kurulan Bilim Kurulu’nun tamamen siyasi baskılar altında olduğunu belirterek, “Kurul üyeleri saray tarafından alınan siyasi kararlara karşı çıkmıyor, kendi uyarı ve önerilerini bile dile getiremiyor” dedikten sonra, bilimle alakası olmayan bu kişilerin derhal istifa etmesi gerektiğini yazmıştım.

Dinleyen olur mu?

Olmaz tabii ki.

Siyasi baskı altında, bilimle hiç ilgisi olmayan açıklamalar yapılmasına, sözde önlemler alınmasına en küçük bir tepkiyi bile vermeyenler o yazıma ne cevap verir ne de gerekeni yapar.

Ben “Bunlar Bilim Kurulu değil, ‘Ne biliiim ağbi’ kurulu” diye biraz da ironik biçimde yazı yazarken, yine bilimsel bir konuda “dehşetengiz” bir haberle daha karşılaşmaz mıyım?

Meğer AKP Genel Başkanı, koronada olduğu gibi deprem araştırmaları ve sismografi konusunda da herkesten daha uzmanmış.

Ne mutlu bize, dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan bir yöneticimiz var.

Almanı, Fransızı, Amerikalısı nasıl kıskanmasın Türkiye’yi?

Onların başında oturanlar elifi görse mertek sanır, o kadar yani.

AKP Genel Başkanı’nın sismografi konusunda da çok yetkin ve tek karar verici olduğunu yine bir bilim insanından öğrendim.

Adı Haluk Özener.

Profesör doktor.

Görev yeri Kandilli Rasathanesi.

Bu kurumun başkanı.

İzmir’e büyük yıkım yapan depremden sonra, saraya bağlı AFAD ile her şeye rağmen bilimsel niteliği olan Kandilli Rasathanesi’nin verileri arasında bir fark olmuştu.

Rasathane başkanı bu durumu, “Mw (moment büyüklüğü) olarak biz açıkladık, Ms (Yüzey dalgası büyüklüğü), ML de vardı bizim web sayfamızda. Şu anda AFAD’ın web sitesine bakılınca da Mw 6.6 yazıyor. 6.6-6.9 kısmına gelirsek… AFAD Başkanım topu bana atıyor, böyle ateşten top” diyerek açıklamış bir gazeteye verdiği demeçte.

Türkiye’nin en eski ve güvenilir bilimsel kurumlarından biri olan Kandilli Rasathanesi’nin başkanı “güvenilirlik konusunda yani hangi kurumun ölçümü doğru?” sorusuna, “Yasal olarak kayıtlara geçecek AFAD’ınki, çünkü kanunda öyle diyor” cevabını vermiş.

Ancak Prof. Dr. Haluk Özener’in açıklamasından “asıl bilimsel merkezin” saray ve bu konudaki “tek karar vericinin” de AKP Genel Başkanı olduğunu anlıyoruz.

Rasathane başkanı, AFAD’la hep farklı sonuçlar bulduklarından yakınarak, “Önemli olan bir araya gelip tek ses olabilmek ama onu maalesef yapamadık. Defalarca farklı büyüklükler verdik. En son Afet Acil Durum Toplantısı’nda, İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu beyefendi dedi ki: ‘Biz Bakanlar Kurulu’nda konuştuk, hatta Cumhurbaşkanımızın da bu yönde tavsiyeleri var; Kandilli saygın bir kurum, uzun yıllardır bu işi yapıyor, AFAD da tabii ki de Kandilli de büyüklüğünü verecek. İki büyüklük de ortada dolaşıyor, bu konuda hiçbir sorun yok’ dedi. Sağ olsun, biraz da bizi rahatlattı, önümüzü de açmış oldu. Dolayısıyla çok daha rahatladık şimdi, deprem büyüklüklerini verebiliyoruz” demiş.

Harika değil mi?

İki kurumun farklı sonuçlar açıklaması, meğer sarayda da konuşulmuş ve Sayın Cumhurbaşkanı da “Olur böyle şeyler, ikisi de açıklasın, farklı olsalar da fark etmez” diyerek bilim insanlarını rahatlatmış.

Bizdeki bilimin ve bilim insanlarının durumu bu işte.

Dünyanın kıskandığı da budur herhalde.

ÇOK GÜLDÜM

Bu pazar 4 fıkra…

Korona nedeniyle yazılara tam bir ay ara verince pazar günlerinin neşesi fıkralarımızdan da olduk.

Yıldırım Tuna yeniden yazıya başlamanın şerefine yine fıkralarını göndermiş tabii.

Bu pazarın ilk esprisi “pandemi” ile ilgili bir alıntı.

Haydi hepsini birden okuyalım;

KAMU SPOTU

Temizliğe, mesafeye ve maske takmaya riayet edin..!

Kovid-19’a yakalanırsanız ölümcül hastalığı kapmayı bir yana bırakın, hastaneye yatırılırken cep telefonunuz sizden alınıp eşinize verilir, yanarsınız..!

Unutmayın maske takın..

PIRLANTA YÜZÜK

– Aşkım.. Amcamın düğünümüzde bana pırlanta diye taktığı şu yüzüğe bak harika değil mi?

– Pırlanta falan değil bu ha.. Düpedüz çakma..

– Aa? Nereden çıkardın?. Hem sen pırlantayı görsen de tanımazsın ki?

– Haklısın ama amcanı çok iyi tanıyorum hayatım!

BİR ARKADAŞ DA SANA…

İki arkadaş telefonda sohbet ederlerken, “Bu akşam iki kız arkadaşımla birlikte sana gelelim mi?” diye sormuş biri. Beraber yemek yer, video seyreder, eğleniriz.. Nasıl fikir?.. Ha?..”

Diğeri, “Harika da kızlar nasıl?.. Güzel mi?..” diye sormuş heyecanlanarak.

“Benimki şahane ama seninki eh be oğlum… Ama kafayı biraz çekersen onu harika görmeye başlarsın…”

Akşam kapı çalmış, evdeki delikanlı kapıyı açmış, arkadaşına kapıda kızları tanıştırmış, “Bu benimki, bu da seninki“ diye de işareti çakmış.
“Yooo..”
 demiş delikanlı arkadaşını çaktırmadan mutfağa sürükleyerek, “Kardeşim iyi de… Ben o dediğin kadar içemem ki..!”

TAMAM ANLADIK TEK KADIN DA…

Karıcığım sürekli sana bu  dünyada ve hayatımda tek bir kadın var diyorum, hâlâ suratın bir karış yahu..

Tamam da onun kim olduğunu bir türlü söylemiyorsun ki sersem..!

ŞAŞIRDIM

Bahçeli de nasibini almış aslında

Siyaset çok beter bir şey.

Bir kere genellikle pek utanmanız olmayacak.

Sabah dediğinizin tersini akşam söyleyebileceksiniz, yüzünüze vurulduğunda da hiçbir şey olmamış gibi sırıtacaksınız.

Günün durumuna göre, bir oraya bir buraya rahatlıkla gidip gelebileceksiniz.

Siyasetçi olunca hangi cephedeyseniz karşıdakilere aklınıza gelen her türlü hakareti yapabileceksiniz.

Sonra saf değiştirdiğinizde bu kez geldiğiniz yere ağır hakaretler edeceksiniz.

Buna alışmam pek mümkün değil.

Ama bir de hesapta aynı safta olup da onca hakaret ettikten sonra, tekrar can ciğer kuzu sarması olanlar var.

Örneğin Alaattin Çakıcı, CHP Genel Başkanı’na akıl almaz sözler söyledi ve söylemeye de devam ediyor.

Her neyse hesapta savcılık soruşturma açtı sonucunu göreceğiz.

Ancak Çakıcı, meğer bugün kendisi için koca iktidarı bile sıkıntıya sokan Devlet Bahçeli için daha önceleri çok ağır sözler söylemiş.

Bunların bir kısmı yayınlanmıştı ama yine de merak eden olur diye Çakıcı’nın Bahçeli’ye yönelik sözlerini sizler için toparladım;

“İnsan bu kadar aciz, egoist ve bencil olamaz. Sen kimsin? 1980 öncesi ne hizmet yaptın? Hapishanede yıllarca mı yattın? Bir ülkücüye cezaevlerinde 1 TL mi gönderdin? Senin için batının ajanı diyorlardı. İnanmıyordum. Senin kalbinde Türk Cumhuriyetleri için sevgi olduğuna inanmıyorum. Parti içinde demokrasi olmazsa iktidara gelsen, ülkede nasıl demokrasiyi oluşturacaksın? Miladı dolmuş, yürüyen Buda kılıklı efendi. Bu faşist düşüncelerine devam edersen, bu şerefli camiayı tamamen yok edeceksin. Miladı dolmuş, yürüyen Buda kılıklı efendi.. Yüreğin yiyorsa, beni öldürtecek ….. var mı sende? Adam gibi eğer dava adamıysan camiayı telef etme ya da onursal ol. Partiyi ehline bırak. Biri senin dışında bir açıklama yaparsa, ağzımın ayarı yok. Ağır konuşurum. Allah seni egolarından arındırsın”.

NOT: Nedense Alaattin Çakıcı hakaret ettiği herkese “Yüreğin yetiyorsa gel öldür” diyor. Kılıçdaroğlu’na da söyledi bu sözü, Bahçeli’ye de söylemiş.

DÜZELTME

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Bilim Kurulu üyesi değilmiş

Cuma günü yazdığım “Bilim Kurulu üyeleri istifa etmeli” yazıma bu kurulun üyelerinin listesini de eklemiştim.

Tabii doğal olarak listeyi daha önce yayınlanmış mecralardan aldım.

Hatta tam söyleyeyim, yandaş Milliyet gazetesinin sitesinden yararlandım.

Hani hükümetin gazetesi ya, “en azından bunu doğru yazmışlardır” diye düşündüm.

Meğer listede adı geçen Prof. Dr. Mehmet Ceyhan aslında bu kurulda değilmiş.

İstifa da etmemiş, başından beri hiç yer almamış.

Ancak nedense ilk günlerde adı listede yayınlanmış, Ceyhan birkaç kez kurul üyesi olmadığını açıklamasına rağmen bu yanlış devam etmiş.

Tabii Bilim Kurulu üyelerinin sayısı iki-üç olmadığı için ben de her ismi tek tek inceleyip “Yandaş gazete böyle yazıyor ama bakalım acaba hepsi gerçekten bilim kurulu üyesi mi?” demek aklıma gelmedi.

Yine gariptir, bugüne kadar birçok gazete Mehmet Ceyhan’ı “Bilim Kurulu üyesi” sıfatıyla haber yapmış, bazıları da yaptığı açıklamaları kurulun adını ekleyerek yayınlamış.

Sonuçta birçok gazetenin düştüğü hataya ben de düşmüş oldum.

Bu nedenle kendisinden özür dilerim.

Ancak bir noktayı da belirtmeden geçemeyeceğim.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan sanıyorum beni bulamadığı için mesajını Twitter üzerinden vermiş.

Mesajın altındaki yorumları okuyunca gerçekten çok şaşırdım.

Uzatmak istemiyorum ama bu Twitter alanı gerçekten aklını bir kenarda bırakanların alanı olmuş sanki.

Yazarlar

Saraydan gözlerimizi yaşartan müthiş bir bilimsel saptama!
Can Ataklı