Hüsnü Mahalli
6 Aralık 2020

Paleti boşver tank nerede!


Adı Tank Palet Fabrikası ama paleti var tankı yok.

Birçok detayıyla son günlerin en sıcak tartışma konusu.

Geçenlerde emekli General Haldun Solmaztürk KRT’de anlatıyordu.

“Sözleşme gereği geçen Mayıs’ta TSK’ya teslim edilmesi gereken tankın henüz vidası bile ortada yok.”

30 Mart 2019’da bu köşede yazdıklarımı hatırladım:

“Katar 11 bin kilometrekarelik bir ülke.

Bu ülkede ABD’nin iki büyük üssü var.

Suudi Arabistan ile 60 kilometrelik kara sınırı olan Katar ordusunda 12 bin kadar asker ve 80 tank var.

Katar iki yıl önce Almanya’dan dünyanın en gelişmiş Leopard tankları almaya karar verdi.

Geçen yıl imzalanan anlaşma gereği Alman Rheinmetall şirketi Türk Ordusu’nun sahip olduğu 1000 kadar Leopard tanklarının modernizasyonunu gerçekleştirecek.

Maliyet 7 milyar Avro.

Daha önce de İsrail 1995-1996 ve sonrasında M60 tanklarıyla F-4 ve F-15 uçaklarını modernize etmişti.

Çok para kazanmıştı.

Alman ve Arap medyasında yazılanlara bakılırsa modernizasyon projesinde yüklenici olarak Tank Palet Fabrikası’nın sahibi BMC firması görev alacak.

Rheinmetall’in BMC’de % 40 hissesi varmış.

BMC’ye elektronik sistem tedarikini ise Aselsan, Roketsan ve bir de Malezya firması yapacakmış.

Hatırlanırsa TMSF, 17 Mayıs 2013’de Çukurova Holding’in sahibi Mehmet Emin Karamehmet’e ait BMC ve onlarca şirketine el koymuş sonra da BMC’yi Ethem Sancak’a satmıştı.

Hikaye acayip.

Kimin nerede ne kadar şeyi var belli değil.

Kim nerde, neden ve ne yapacak hiç belli değil.

Halklar küçük işlerle oyalanırken iktidarlar kendi karanlık ilişkilerinde bildik işlerini yürütüyor.”

Son örnek:

Kanlı Arap Baharı’yla birlikte ortak hareket eden Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye 3 Temmuz 2013’de Mısır’daki darbeden sonra bozuştu ama Haziran 2017’de Türkiye’nin ordusunu Katar’a göndermesiyle neredeyse savaşın eşiğine gelmişti.

Peki ya şimdi!

Üç ülke barışıyor?

Kimler, neden bunu istiyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kral Selman’la telefon konuşması, henüz tekzip edilmeyen Hakan Fidan’la İsrailli istihbaratçıların görüşmeleri ve son olarak Trump’ın damadı Kushner’in Katar ve Suudi Arabistan ziyareti.

İlginç olan Ankara ve Tahran’ın Suudi Arabistan-Katar barışmasından memnun olduklarını açıklaması.

Katar eski Başbakanı Hamed Bin Casim 27 Ekim 2017’de “Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin ABD ile birlikte Suriye’nin üzerine çullandıklarını ancak avın (Esad) son anda kurtulduğunu anlatmıştı”.

O sıralar Beyaz Saray’da Obama vardı ve yardımcısı Biden yakında Başkan koltuğuna oturacak.

Ortalıkta Davutoğlu ve Hillary yok ama Biden’ın Erdoğan’dan hoşlanmadığını herkes biliyor.

Önümüzdeki üç ay çok heyecanlı geçecek.

Arap Baharı’nın 10. Yılı’nda bölgede yeniden ilginç gelişmeler yaşanabilir.

Her şey Türkiye merkezli.

Türkiye olunca konu her şeyin başladığı yere dönecek:

Suriye.

Konjonktürel nedenlerle Başkan Biden, Erdoğan’la ilgili görüşlerini değiştirmezse Türkiye yakın bir gelecekte Suriye dosyasında çok zorlanacak:

Orada bulunan Türk askerleri, maaşları ödenen ve her konuda desteklenen on binlerce silahlı militan ve ülkelerine dönmeleri gereken üç milyon Suriyeli.

Ama öncesinde Türkiye’nin yani AKP iktidarının önünde acilen çözmesi gerek çok önemli bir sorun var:

Koronayı kontrol altına almak ve aşı konusunu planlamak.

Maske ve grip aşılarının dağıtılmasında yaşananlar tekrarlanmasın diye.

Çok mu zor bu işi planlamak!

Aşılama işine başlayan Rusya, Almanya, İngiltere ve diğer ülkelere bakın ve onlar nasıl yapıyorsa siz de aynısını yapın.

Bu kadar kolay.

Büyük stratejist olmaya da gerek yok.

Tank işi olmadı ama insanları aşılamak çok kolay olsa gerek.

Ama öncelikle ve kesinlikle doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık emekçilerinden başlayarak.

Sakın unutmayın:

Aşılarınızı onlar yapacak. 

Yazarlar

Paleti boşver tank nerede!
Hüsnü Mahalli