CHP dün emekli maaşlarının artırılacağı güne kadar Meclis’te oturma eylemine başladı.

Bu gibi konularda başlamak değil, kararlı olmak ve “vazgeçmemek...”

Sonuna kadar direnmek, tuttuğunu koparmak önemlidir...

İddia ediyorum; eğer CHP tükürdüğünü yalamazsa, bu eylem Türkiye gündemine, hatta tarihine damga vurur.

Çünkü Meclis’te direnen milletvekillerine, evlerinde çaresizlik içinde, açlık çekerek beklemek zorunda bırakılan milyonlarca emekli katılır.

Meydanlardaki bankamatiklerin önü, sandalyesini kapıp koşan emeklilerle dolar.

Tek tek yakınma yerine...

Topluca haykırma dönemi başlar...

Millet, “Madem vekilim benim için bir şeyler yapmaya çalışıyor, o zaman ben de devreye girmeliyim” der...

★★★

Bugünün iktidarı en çok kimden korkuyor biliyor musunuz?

Birincisi Trump’tan...

İkincisi hakkını arayan halktan...

Trump’ı yanımıza çekip, “Şu bizim maaş işini Erdoğan’la bir konuşuver” deme şansımız yok... Hoş; desek bile, onun daha önemli işleri var... İşgal edeceği bir sürü ülke sırada bekliyor.

Onları işgal edecek ve sonra kameraların karşısına geçip maymun dansını yapacak!

★★★

Demek ki ikinci şıkkı devreye sokacağız...

Yaşlılıktan, açlıktan ve soğuktan titreyen sesimizle, “İnsanca yaşamak istiyoruz” diye bağıracağız...

Hatta bağırmaya bile gerek yok...

Atkılarımıza sarınıp, hak ettiğimiz oranlarda zam yapılan maaşlarımızı alıncaya kadar bankamatiklerin önünde bekleyeceğiz...

★★★

Yiğidi öldürelim ama hakkını yemeyelim...

CHP başta olmak üzere muhalefetteki partilerin tamamına yakını bu konuda çırpınıyor.

Ama iktidar görmüyor.

Daha doğrusu görüyor da görmezden geliyor.

O zaman daha çok gözlerinin içine içine sokmalıyız halimizi!

Görmezden gelemeyecekleri kadar çok olmalıyız...

★★★

Sağcısıyla solcusuyla bütün emekli ya da işçi sendikaları, dernekleri, vakıfları...

Muhalif partilerin tüm örgütleri...

“Ben tek başıma ne yapabilirim ki” diyen ve hayattan umudunu kesen milyonların umudu olun.

Sizden tek bir işaret bekleyen o insanlara öncülük edin.

CHP Grubu’nun demokratik haklarımızı kullanmamız için dün Meclis’te yaktığı çoban ateşini tüm yurda yayın...

Unutmayın; milli atasözümüzdür:

Ağlamayan bebeğe mama vermezler!

Ağlamayın ama... Size dayatılan sefaleti de artık “Kaderdir” diyerek kabullenmekten vazgeçin...

★★★

Açlık, yoksulluk, sefalet, haksızlık, zulüm kader değildir...

Bunları kaderimizmiş gibi bize yaşatırken kendileri saraylarda, köşklerde, kasırlarda, hanlarda, hamamlarda keyif çatanlara...

Şatafat içinde debelenenlere...

Halkı unutup dünyayı toz pembe görenlere...

“Biz buradayız” deyin...

Şahlanmayı engelleyen!

AKP’li Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, 2026’da erken seçim olmayacağını iddia etmiş...

Ona göre, 2027’nin son dönemi güçlü bir ihtimal olarak duruyormuş!

Seçimi kazanmak için de ekonominin düzelmesi gerekiyormuş...

O nedenle 2027, ekonomide “şahlanış” yılı olacakmış...

Asgari ücretli, emekli ve memur, refah artışından yararlanacakmış...

★★★

Bu sözler bir itirafnamedir!

Arkadaşın bilinçaltı gerçekleri söylüyor:

Bir: Ekonominin şu anda kötü durumda olmasının nedeni, seçim olmaması...

İki: Asgari ücretli, emekli ve memur, bu yüzden refah artışından mağdur ediliyor.

Üç: İktidar partisi, seçim olmadığı zaman dar gelirlileri üç kuruşa muhtaç ediyor; seçim dönemlerinde ise “şahlandırıp” sandıktan galip çıkıyor!

★★★

Bunları ben yazsam, AKP trolleri dünyamı karartırdı!

Ama yandaş yazınca “analiz” yapmış oluyor!

Ne demişler?

Abdülkadir Selvi gibi dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun!

Kime dedin?

Çorum’da esnaflık yapan Saadet Partisi ilçe yöneticisi Murat Kırcı isimli bir vatandaş, bir video çekerek esnafın siftah yapamadığını söylemiş... Sonra da maliye cezalarını eleştirmiş...

Sen misin eleştiren?

Hakkında hemen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturma başlatılmış...

Kırcı da küsmüş ve “Bundan sonra bu ülkede olanlar, bu şehirde olanlar beni hiç alakadar etmiyor. Köyüme gidip keçi alacağım, telefonumu da tuşlu telefona çevireceğim” demiş...

Keşke “keçi”den hiç söz etmeseydi...

Şimdi bir soruşturma da “Sen hangi devlet büyüğümüze keçi demek istedin?” diye açılırsa...

Hiç şaşırmasın!

GÜNÜN SORUSU

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Özbey, önceki gün yumruklu bir saldırıya uğradı. Saldırgan Recep B. ile abisi Şaban B. serbest bırakıldı. Sorum Adalet Bakanı’na:

Saldırıya uğrayan başkan AKP’li olsaydı, Hakim ve Savcılar Kurulu saldırganları serbest bırakan hakimi hangi ilimize sürgün ederdi?