Ülkemizde asgari ücret ve emekli maaşları, enflasyondaki artışa göre belirleniyor.

Böyle olunca da maaşların artacağı tarih yaklaştıkça Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı aylık enflasyon rakamları düşüşe geçiyor.

Zamlar; enflasyonun olabildiği kadar aşağıya çekildiği yıl sonlarında yapılıyor...

Sonra...

Ocak ve şubat aylarında tekrar “şahlanıyor...”

Tıpkı bu yıl olduğu gibi!

★★★

Dün açıklanan verilere göre ocak ayı enflasyonu yüzde 4.84 olmuş...

Yani cebimizdeki her 100 liranın yaklaşık yüzde 5’i enflasyon yoluyla “çalınmış...”

Daha, sözüm ona zamlı emekli maaşları ve asgari ücretler cebe girmeden yüzde 5’i gitmiş...

Peki; bu sistematik soyguna karşı alınabilecek bir önlem yok mu?

Var!

★★★

Madem cebimizdeki para bir aydan diğerine kadar sabit kalmıyor; o zaman cebimize giren para da “aylık” olarak belirlenmeli!

Evet; asgari ücret, işçi, memur ve emekli maaşları, aylık enflasyon rakamlarına göre her ay “otomatik” olarak zamlanmalı!

Yoksa devlet olarak sen saçma sapan bir enflasyon hedefi belirleyeceksin...

Gerçekleşen enflasyon, her sene; belirlediğin rakamı ikiye katlayacak...

Aradaki fark da bizim cebimizden çıkacak!

Sonuçta da bu ülke nüfusunun yüzde 60’ından fazlası her yıl biraz daha yoksullaşacak!

★★★

Madem devlet başta olmak üzere tüm üreticiler ve hizmet satıcılar fiyatlarını aylık, hatta günlük olarak belirliyor; o zaman bizim maaşlarımız neden yılda bir veya en fazla iki kez değişiyor?

Her gün zam yaptığınız domates, hıyar, yumurta... Ya da doğalgaz, elektrik, benzin bizden değerli mi?

Ya onların fiyatını da yılda bir kez değiştirin; ya da bizim maaşımızı her ay artırın!

Enflasyonu bizi soymak, fakirleştirmek ve “garibanlaştırmak” için için kullanmayın!

★★★

Sözüm şu günlerde maaşlarının artırılması için direnen tüm emekli örgütlerine, işçi ve memur sendikalarına:

Bu soyguna dur demek için birleşelim!

Genel grev dahil, tüm yasal ve anayasal haklarınızı kullanalım!

Vatandaşa hizmet vaatleriyle iktidara gelip Ali Cengiz oyunlarıyla bizi “dilenci” durumuna düşüren, üç kuruşa muhtaç eden sistemin elemanlarına artık bir “Dur” diyelim!

Enflasyon yoluyla “gelir transferine son verelim.

Yani dar gelirliden alıp zengini daha da zenginleştiren, yoksulu daha da yoksullaştıran bu alçakça oyunu bozalım!

Maaşlarımızın her ay “otomatik zamlanması”, yılda bir kez de refah payı verilmesi için mücadele edelim:

Yaptıklarınız yeter!

ErdoğanAKP Grup Başkan Vekilleri’ni özenle seçiyor olmalı... İkisi de birbirinden komik!

Bunlardan biri, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu... O da emeklilere “gariban” diyen diğer Başkan Vekili Özlem Zengin gibi emekli maaşlarına yapılan minnacık zamla övünmüş...

CHP’yi kast ederek, “Biz başkalarına benzemeyiz. Verdiğimiz sözü tutarız” dedikten sonra eklemiş:

“Gabar’dan çıkartılan petrol ile refah artacak. Emekliler de bu refahtan payını alacak. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır!”

★★★

Kendisinden küçük bir ricam var:

Yapacaklarınız da yaptıklarınız gibi olacaksa, lütfen hiçbir şey yapmayın!

Çünkü elde avuçta kalmadı...

Yaptıklarınız yeter!

GÜNÜN SORUSU

Ramazan yaklaşıyor ya... Fırıncılar ramazan pidelerinin yeni fiyatını belirlemiş: 250 gramlık pide 25350 gramlık pide 35 lira...

Sorum fırıncılara:

Acaba pideyi de karpuz gibi dilimle satmayı düşünür müsünüz?

Ya idam edilseydi?

Teröristbaşı Öcalan’ın yakalandığı günlerde “asılması” için çabalayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün “Bize düşen, PKK’nın kurucu önderliğine saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir. Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” dedi.

Kendisine dört sorum birden var:

Bir: Yirmi beş yıl önce dediğiniz yapılsaydı ve Öcalan idam edilseydi; bugün büyük bir pişmanlık mı duyacaktınız?

İki: “Hangi Bahçeli” sizsiniz; Öcalan’ın idamını isteyen mi; ona umut hakkı verilmesi, yani özgür kalması için mücadele eden mi?

Üç: Yaşarsanız bundan on sene sonra aynı konudaki tavrınızın değişmeyeceğinin garantisi var mı?

Dört: Kendinizi bizim yerimize koyun: Hangi dediğinize inanıp, size nasıl güveneceğiz?