Ümit Zileli
26 Ocak 2021

Osmanlı cehaletten yıkıldı!


AKP’li Cumhurbaşkanı, sık sık gündemine aldığı Harf Devrimi’ne geçen gün bir kez daha değindi ve şöyle konuştu.

Gençler dedelerinin mezar taşını dahi okuyup anlayamaz durumda!..

Diğer bir deyişle, sağcı kesimin, çoğunlukla da siyasal islamcıların, pişirip pişirip önümüze koyduğu “Harf Devrimi ile bir günde cahil bırakıldık” söyleminin değişik bir şeklini söylemiş oldu Cumhurbaşkanı…

Daha önce de buna benzer konuşmalar yapmıştı. Mesela 2019, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nde de Osmanlı’da okuma yazma oranının çok düşük olduğu iddialarının yalan ve iftira olduğunu iddia ederek şöyle demişti:

Harf Devrimi’yle adeta her şeyin sıfırlandığını eklediğimizde elbette ülkemiz okuma yazma oranının çok düşük olduğu bir dönem yaşadı ama bunun suçunu Osmanlı’ya yüklemek bir bühtandır. (Türkçesi iftira)

Okuyunca epey hayıflanmış, kim bilir kaç kez yazdığım şeyi yine tekrarlamış; Cumhurbaşkanı’nın o kadar sayıdaki başdanışmanı arasında bir tane olsun “Yakın Tarih” konusunda bilgili bir kişi olsun yok mudur diye sormuştum…

Örneğin duayen tarihçi Orhan Koloğlu’nun “Osmanlıcadan Türkçeye okuryazarlığımız” kitabındaki verilere keşke bir göz atılsaydı. Bakın ne diyor orada Koloğlu:

Osmanlı döneminde okuryazarlık devlet adamlarının abartmasıyla yüzde 10 olarak gösterilir. Bunun yüzde 4 kadarını da devlet hizmetindeki, o zaman “Millet-i Sadıka” olarak nitelenen Ermeni, Rum ve daha az sayıdaki Arnavut ve Araplar oluşturmaktadır!..

Bitmedi; Birinci Dünya Savaşı’nda cephelerde Türk okur yazarlarının birçoğunun hayatlarını kaybetmesi sonucu Mütareke döneminde Osmanlı’da okur yazar sayısı yüzde 4 gibi son derece düşük bir düzeye inmiştir. Hatta bu oranı yüzde 2 olarak verenler de vardır!..

Yani Osmanlı’nın “en az yarısı okuma yazma biliyordu” iddiası ne yazık ki, saraylılar arasında bile taraftar bulamamış, bilimsel olarak da ileri sürülememiştir!..

Cumhuriyet: Kulluktan yurttaşlığa!

Mustafa Kemal, cehaletin nasıl büyük bir engel olduğunu biliyordu…

Daha savaş bitmeden ilk büyük toplantısını da bu nedenle öğretmenlerle yapmıştı! Gelin Büyük Zafer kazanıldıktan sonra Türk toplumunun durumuna bir bakalım:

Toplam nüfus 11 milyon civarındaydı… Kişi başına düşen milli gelir neredeyse yüzde 0’dı (yazıyla sıfır) Anadolu sıtma, trahoma gibi hastalıklarla kırılıyordu… Gelelim okur-yazar oranına; bu oran yüzde 7 oranındaydı, bunun yaklaşık yüzde 4’ü azınlıklarda, geriye kalan yüzde 3 oranın yalnızca binde 14’ü kadındı!..

İşte biz Cumhuriyet’e böyle adım attık! Ardından müthiş bir seferberlik başladı; genç yaşta hayata veda eden Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey canını dişine takarak çalıştı… Büyük devrimci ise Türkçe’nin alfabesi üzerinde çalışıyordu!.. Mustafa Necati Bey’in çalışmaları sayesinde 1928’e gelindiğinde okur-yazar oranı yüzde 11’e çıkmıştı… AKP’li Cumhurbaşkanı’nın “bir gecede sıfırlandık” dediği işte buydu!..

Sonra ne oldu peki? Harf Devrimi ilan edildikten sonra yurdun her yerinde “Halk Mektepleri” açıldı, 1935’e varıldığında nüfusumuz 16 milyon, yalnızca okur-yazar değil lise, üniversite de dahil çağdaş Türkçe’yi adamakıllı kullanan oran yüzde 25’e ulaşmıştı!.. İşte o nedenle diyorum ki, artık bilgi çağındayız, ufak bir zahmetle bilgiye erişmek çok kolay; öyle yapılsaydı görülecek olan şuydu:

Türk devriminin yıldızlarından biri de Harf Devrimi’dir!

Çağının tanığı bir dev adam anlatıyor!

Gelelim Harf Devrimi ve sonrasına kendi gözleriyle tanık olan, bu yıl 104 yaşını kutlayacak olan bir dev çınara.

Cahit Kayra!

Sevgili arkadaşım Mine G. Kırıkkanat önceki gün Cumhuriyet’teki köşesinde yazdı; yüz yıllık birikimini başyapıt kitaplarıyla taçlandıran Cahit Kayra, bakın devrim öncesi ve sonrasını nasıl anlatıyor:

Ben 1938 kuşağındanım. İlkokulu Arap harfleriyle, osmanlı alfabesinde okudum… Beşinci sınıftayken Harf Devrimi oldu. O tarihte sınıftaki çocukların ben ve birkaçımız hariç hiç biri okuma hele yazmayı hiç öğrenememişti!..

Kayra, yeni harflerin uygulamasına geçildiğinde istisnasız bütün çocukların hepsinin kısa sürede yeni alfabeyi, okuyup yazmayı öğrendiğini anlattıktan sonra şöyle diyor:

Lafla ve palavrayla tartışmaya gerek yok. Biz bunu gerçekten yaşadık!

Kayra 1935 yılında Mülkiye’ye başladığı zamanları ve eski harflerin zulmünü de şöyle anlatıyor.

Mülkiye’de yüz kırk beş kişilik bir sınıfımız vardı. Çoğunlukla Anadolu’daki liselerden gelme çocuklardı. Osmanlı alfabesini o yaşa kadar hâlâ öğrenememişlerdi!..

Bitmedi; Kayra’nın bu konudaki kapanış sözlerinin de kulaklara küpe olması gerekiyor:

Latin harfleri kabul edilince bütün tarihimiz yok oldu diyorlar. Bilmezler ki Arap harfleriyle yazılı belgeleri eskiler okuyamazlardı. Harf değişimi kabul edildikten sonra eski belgeler Türk harfleriyle çevrilip yayımlandı da geçmişe dair bilgi sahibi olduk. Eskileri eskiler bilmezdi ama biz yeniler geçmişimizi bu sayede öğrendik!..

Saray danışmanlarının bilgisine…

Yazarlar

Osmanlı cehaletten yıkıldı!
Ümit Zileli