Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Northwestern Üniversitesi’nden jeofizikçi Stephen Jacobsen liderliğindeki ekip, yer kabuğunun 700 kilometre altında dev bir su rezervuarı keşfetti. 

2 BİN SİSMOMETRE İLE SİSMİK DALGALAR İNCELENDİ

Araştırma ekibi, ABD genelinde 2 binden fazla sismometre yerleştirerek 500’den fazla depremin sismik dalgalarını inceledi. Sismik dalgaların yer altındaki ıslak kayaçlardan geçerken yavaşladığını saptayan bilim insanları, üst ve alt manto arasındaki "geçiş bölgesi"nde ringwoodit mineralinin yoğun miktarda su tuttuğunu belirledi.

Jacobsen, laboratuvar ortamında ringwoodit kristallerini yüksek basınç ve sıcaklığa maruz bırakarak bu mineralin derinlerde su depolayabildiğini deneysel olarak kanıtladı.

ELMASIN İÇİNDE SU İÇEREN MİKROSKOBİK BİR RİNGWOODİT ÖRNEĞİ BULUNDU  

Sismik verilerin yanı sıra, Alberta Üniversitesi’nden elmas araştırmacısı Graham Pearson, keşfi destekleyen fiziksel kanıtlar sundu. Volkanik patlamayla yüzeye çıkan bir elmasın içinde su içeren mikroskobik bir ringwoodit örneği bulundu. 

Bu bulgu, Dünya’nın derinliklerinden gelen "hidratlanmış" mineral yapısının ilk doğrudan fiziksel kanıtı olarak kayıtlara geçti.

OKYANUSLAR İÇİN “DOĞAL TAMPON” GÖREVİ

Keşfedilen bu gizli suyun, yüzey okyanuslarının hacmini milyonlarca yıldır sabit tutan bir tampon görevi gördüğü tahmin ediliyor. Jeofizikçi Jacobsen, “Bu rezervuar olmasaydı, yer altındaki su yüzeye çıkacak ve dünya üzerinde sadece dağ zirveleri kara parçası olarak kalacaktı.”ifadelerini kullandı. 

Bu mekanizmanın, deniz seviyelerindeki ani değişimleri engelleyerek jeolojik zaman ölçeklerinde denge sağladığı düşünülüyor.

TEKTONİK HAREKETLİLİĞİ ETKİLİYOR

Araştırmacılar, mineral içinde hapsolmuş suyun mantodaki ısı düzenlemesinde ve malzeme hareketliliğinde kritik rol oynadığını vurguluyor. 

Frankfurt Goethe Üniversitesi’nden Profesör Frank Brenker, mineral dönüşümlerinin yer kabuğunun stabilitesini ve tektonik aktiviteleri doğrudan etkilediğini belirtti.

Bilim heyeti, ABD altında tespit edilen bu su rezervuarının gezegenin tamamına yayılıp yayılmadığını anlamak için küresel ölçekte çalışmalarını sürdürüyor.