Şaka maka derken Bilal Erdoğan’ın, babasının koltuğuna talip olacağı iddiası giderek ciddileşiyor. Bilal Bey neredeyse her gün farklı bir ilde düzenlenen bir toplantıya katılıyor ve “babasının oğlu” sıfatıyla büyük laflar ediyor.
O dolaştıkça ve konuştukça siyaset ve medya kulisleri de hareketleniyor:
“Kesin aday oluyor!”
Bu iddiaları ciddileştiren şey ise, ne kendisinden ne de babasından bir yalanlama gelmesi...
Diyelim ki iddialar doğru çıktı ve Bilal Bey sonunda Cumhurbaşkanı oldu...
O zaman soru şu:
Babasının yapamadığı neyi yapacak?
★★★
Babası emeklileri, işçileri, memurları, esnafı, çiftçiyi yoksulluk seviyesinin altında yaşamaya mahkum etti; o düzeltecek mi?
★★★
Eğitim sistemini tam 18 kez değiştirdi, her değiştirdiğinde biraz daha bozdu... O, bir 18 kez daha mı bozacak?
★★★
Kamu İhale Kanunu’nu 23 yılda 206 kez değiştirerek yandaş müteahhitlerin servetine servet kattı; o, daha fazla ne verecek?
★★★
Adaleti saray gibi binalara taşıdı ama kendisinden eser bırakmadı; o ruhuna fatiha mı okuyacak?
★★★
Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini engelledi, o Ortadoğu Birliği mi kuracak?
★★★
Başta doktorlar, mühendisler olmak üzere değerli kadroların beyin göçünü hızlandırdı, o vatandaşlıktan mı çıkaracak?
★★★
Ülkedeki sağlık hizmetlerinin yüzde 30’unu özel sektöre devredip paralı hale getirdi, o tamamını mı verecek?
★★★
Sokağa çıkıp yaşadığı sıkıntıyı anlatmaya çalışan herkesi hapse attırdı; o evden çıkmayı mı yasaklayacak?
★★★
Trump’tan yediği fırçanın karşılığını veremedi, Putin’in kapısında dakikalarca bekledi, ülkenin itibarını zedeledi; o bunun üstüne nasıl çıkacak?
★★★
Önce FETÖ’yle, sonra Menzil başta olmak üzere diğer tarikatlarla kol kola girerek ülkeyi Ortaçağ karanlığına sürükledi; o taş devrine mi götürecek?
★★★
“Terörsüz Türkiye” kılıfıyla terör örgütüne teslim oldu; o bayrağımızı mı değiştirecek?
★★★
Okuma-yazmayı mı yasaklayacak?
İnternete erişimi mi durduracak?
Partileri mi kapatacak?
Afganistan’da olduğu gibi kadınların sokağa çıkmasını mı engelleyecek?
Halkı soylular, ruhbanlar, bürokratlar ve avamlar olarak sınıflara mı bölecek?
Ülkenin adını mı değiştirecek?
★★★
Babasından daha fazlasını yapamayacaksa, niye aday oluyor?
Yok; yapacağını iddia edip göreve soyunuyorsa; bu, “babacığına” meydan okumak anlamına gelmiyor mu?
Düşünüyorum, düşünüyorum çıkamıyorum işin içinden...
Siyaset, bir önceki iktidarın yapamadıklarını yapmaksa...
O, muhterem babasını nasıl geçecek?
Kim, neden korktu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan dün, beş yıldır “kayyum rektör”e direnen Boğaziçi Üniversitesi’ne gitti.
İki öğrenci yurdunu hizmete açtı.
Ne ilginçtir ki bu açılış törenine, öğretim üyeleri, öğrenciler ve hatta üniversite çalışanları
“güvenlik” gerekçesiyle alınmadı.
Üniversitenin çevresi sabah saatlerinden itibaren binlerce resmi ve sivil polis tarafından sarıldı.
Jammerler aracılığıyla telefon görüşmeleri engellendi, internet kesildi, metro kapatıldı.
Sonunda da basın açıklaması yapmak isteyen bazı öğrenciler gözaltına alındı.
★★★
Bu kadar sıkı güvenlik önlemleri alınması talimatını bizzat Cumhurbaşkanı’nın vermiş olabileceğine inanmak istemiyorum.
Peki; o zaman bu kadar korkan kişi kim?
Kim, cumhurbaşkanını neden cumhurdan kaçırdı?
Esir miydiniz Ali Bey?
Bunca hayhuy arasında vakit bulup soramadım:
İçişleri Bakanlığı görevinden alınan Ali Yerlikaya, görev devir teslimi için düzenlenen törenin sonunda soru sormak isteyen mesleklarımızı, “Ben özgürlüğe gidiyorum” diyerek reddetti.
“Özgürlüğe gidiyorum!”
Kendisini esir, tutuklu ya da hükümlü gibi görüyor olmalıymış ki bu kadar sevinmiş!
Darısı, düne kadar parçası olduğu sistemin özgürlüklerini kısıtladığı herkesin başına...
Umarım aynı sözleri tüm siyasi tutsakların ağzından da duyarız!
GÜNÜN SORUSU
Macaristan’da iki ay sonra yapılacak seçimleri kazanmasına kesin gözüyle bakılan Tsza Partisi’nin lideri Peter Magyar, özel hayatına ilişkin bir video ile tehdit edildiğini açıklamış... Sorum ortaya:
Acaba geçmişte bizde de böyle olaylar yaşandı mı? Kasetle tehdit edilen birileri, Magyar kadar cesur davranamayıp şantajcılara boyun eğdi mi?