Hüsnü Mahalli
31 Temmuz 2022

Müslüman Kardeşler


BOP ve onun devamı olarak Kanlı Arap Baharı’nın amacı İslamcıları iktidara taşımak ve Arap ülkelerinde iktidara gelecek İslamcı partilerine “Müslüman ve laik ülkede demokratik bir şekilde iktidara gelen AKP’yi örnek alın” demekti.

ABD’nin telkin ve desteğiyle Arap İslamcı parti, örgüt ve oluşumlar Erdoğan’a ‘biat’ edince Ankara ‘Arap Baharı’ sürecinin en önemli ve aktif oyuncusu haline geldi.

Özellikle Müslüman Kardeşler’in Mısır ve Tunus’ta iktidar olmasından sonra. Fas’ta ise Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) seçimle iktidara gelişi, Sudan’da Müslüman Kardeş El-Beşir’in iktidarda olması ve Libya’da İslamcıların önemli bir güç haline gelmesi Ankara’yı daha da heyecanlandırmıştı.

Ama ortada bir sorun vardı o da Suriye.

Başvurulan bütün iç ve dış kanlı oyunlara rağmen Esad devrilmiyor ve İslamcılar iktidara gelemiyordu.

IŞİD ve NUSRA Şam’da iktidar olmuş olsaydı şimdi herkes Halife Bağdadi ya da Colani’nin arkasında Emevi Camisi’nde namaz kılıyor olacaktı.

Sonra ne oldu?

Suriye direnince İslamcılar her yerde çuvalladı.

3 Temmuz 2013’de Sisi; İslamcı Mursi’yi devirerek Müslüman Kardeşler’e büyük darbe indirdi. Her zaman İslamcıların arkasında duran Suudi Arabistan ve BAE Sisi’yi destekleyince Erdoğan çok bozuldu ama kendi planlarından vazgeçmeyerek bölgedeki İslamcılara verdiği desteği sürdürdü.

Suriye, Libya, Somali ve daha bir çok yerde.

Sonuç!

İslamcı ve Erdoğan dostu El-Beşir Nisan 2019’da devrildi, Erdoğan AKP’nin adaşı Fas AKP’si on yıl iktidarda kaldıktan sonra Eylül 2021’de yapılan seçimlerde meclisteki 125 sandalyesinden yalnızca 12’sini kazanarak büyük yenilgiye uğradı.

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said İslamcı El-Nahda’ya yönelik kapsamlı mücadelesini sürdürüyor. Onaylanan yeni anayasa ve çıkarılacak yasalarla Müslüman Kardeş Nahda’nın işi zor.

Libya ve Suriye’de görünürdeki bazı kazanımlara rağmen Ankara’nın bu iki ülkede işi zor ve yakın gelecekte daha da zorlaşacak.

Neler olabileceğini önceden tahmin eden Cumhurbaşkanı Erdoğan; liderlerine söylemediğini bırakmadığı BAE, Suudi Arabistan, İsrail ve Mısır’la barışmak için her tavizi verdi, veriyor.

Mısırlı Müslüman Kardeşlerin İstanbul’daki çalışmalarını durdurdu, Müslüman Kardeş Hamas’la ilişkilerini askıya aldı.

El-Beşir’i deviren darbeci El-Burhan’ı Ankara’da iki kez misafir etti, Libya sorununu çözmek için Sisi ile çalışabileceğinin sinyallerini verdi.

Suriye’de ise durum sürprizlerin yaşanabileceği 5 Ağustos Soçi’deki Erdoğan-Putin buluşmasından sonra netleşebilir.

Bütün bu sürecin farkında olan Mısır Müslüman Kardeşler yönetimi “siyaseti bırakma” kararı aldı.

Karar ciddiyse dünyadaki tüm İslamcı hareketler kenara çekilip derin derin düşünmeli:

Biz neden çuvalladık?”.

Mustafa Kemal’in laik ve çağdaş Cumhuriyeti’ne karşı İngilizlerin telkinleriyle 1928’de Mısır’da kurulan Müslüman Kardeşler Örgütü yalnızca bizim coğrafyada değil dünyanın her yerinde İslamcı oluşumların ilham kaynağı olmuş ve çoğu zaman hep birlikte emperyalizme hizmet etmişlerdir.

Suudi Arabistan, BAE, Katar ve benzeri ülkelerin sultan, kral, emir ve şeyhlerinin parası ve CİA, Mİ6 ve benzeri karanlık istihbarat örgütlerinin tezgahıyla.

Öncesi var ama en canlı örneğiyle Kaide ile başladılar, Taliban, Boko Haram, El-Şebab, IŞİD, Nusra ve ruh hastası benzeri onlarca örgütle devam ettiler.

İslam’ı kendilerine göre anlayıp (anlamayıp) yorumlamaya çalışan garip tipler ya da cinayet şebekeleri.

Hepsi ve onları destekleyen herkes çuvalladı.

Hep anlatıyorum:

Yüzde yüz Arap ve Müslüman olan Libya’da savaşan tüm gruplar farklı tonlarda İslamcı, hepsi Sünni ve onlara destek veren Arap ve Müslüman ülkelerin tümü Sünni.

Kim kiminle, neden ve ne amaçla savaşıyor?

Bu bir tezgah değilse nedir?

Türkiye’yi anlatmaya gerek yok çünkü dışarda çuvallayan AKP intikamını içerdekilerden almaya kararlı görünüyor.

Çoğu zaman da din adına.

Seçime kadar ya sabır. 

★★★

İzininizle…

Bir süre için burada olmayacağım.

Her zaman olduğu gibi gerçek konularda buluşmak dileğiyle.

 

Yazarlar

Müslüman Kardeşler
Hüsnü Mahalli