Ahmet Takan
11 Aralık 2020

“Mücahit”in yapamadığını Murat Mercan başarabilir mi?..


Başkentin derin koridorlarında garip bir hararet var son günlerde… “Garip” diye ifade ediyorum. Çünkü; iplerin uçlarını birbiri ile birleştiremiyorum. Yıllardır böyle bir belirsizlik havasına hiç şahit olmamıştım. İç ve dış siyasetin en kontrolsüz gittiği günlerde bile Ankara duruma bir şekilde hakim olurdu. İzlenimim; kafalar çok karışık…

Maksadım, Görevimiz Tehlike filmi kıvamında bir yazı kaleme almak değil… Türkiye’de gördüklerinizle görmedikleriniz taban tabana zıt. Hal böyle olunca, gidişatı biraz daha şeffaf hale getirmenin peşine düşüyorum. Gazeteciliğin şartlarından biri de bu değil mi?.. Yoksa, sırtını birilerine, bir yerlere dayayarak kopyala/yapıştır metinleri yazmak, gazetecilik yapmak hem zahmetsiz hem çok daha kazançlı hem de sıfır riskli!..

★★★

ABD’de Biden’ın seçilmesiyle sarayın ayarları şaştı. Saray ustasının elinde İngiliz anahtarı da olmayınca hararet yapan motor conta yakma durumuna geldi. Çıraklarda yetersiz!..

“Murat Mercan’ın Washington’da misyonu ne olacak” dan devamla birbirine bağlayamadığım ipuçlarını sıralayalım;

(Dipnot; Tayyip Erdoğan’dan Fetullah Gülen’e mektup götüren elçi, Abdullah Gül’ün beyninin yarısı Fehmi Koru’da dünkü yazısında Murat Mercan’ın Washington’a elçi yapılmasına methiyeler düzmüş)

Harala gürüle arasında öylesine kaynadı gitti. AKP Merkez Yürütme Kurulu, 22. ve 23. dönem Diyarbakır Milletvekili Mehmet İhsan Arslan’ı, Disiplin Kurulu’na sevk etti. Neden?.. Oğlu Ali İhsan Arslan halen AKP’de milletvekili olan Mehmet İhsan Arslan, 17 Kasım’da BBC Türkçe’de yayınlanan söyleşisinde “Parlamenter sisteme geçişin çok uzak olmadığını düşünüyorum” demişti. Arslan aynı söyleşide, çözüm sürecinin AKP tarafından “Aman ha, bu bizi yakar” denilerek sonlandırıldığını da kaydetmişti.

“15 Temmuz kimyamızı bozdu bizim” diyen Arslan, “Sonra FETÖ’nün vesayeti gündeme gelmeye başladı. Biz bunu fark ettiğimizde irkildik. Ondan sonra da tabii kıyamet koptu. O güne kadar hukuk içinde kalmaya azami dikkat gösteriyorken 15 Temmuz’dan sonra doğrusu panikledik ve olayın vahameti karşısında ancak yargıyı kullanarak başarılı olabileceğimiz kanaatine vardık. Onların yargıyı kullanırken kullandığı bütün taktikleri, araçları, biz kullanmaya başladık, can havliyle” ifadelerini kullanmıştı.

Mehmet İhsan Arslan, Ankara’da, derin ABD ile sıkı fıkılığı ile anılan bir isimdir. Oğlu Ali İhsan Arslan kim?.. Siz, bilmiyor veya duymamışta olabilirsiniz. Oğul Ali İhsan Arslan, Ankara’da “Mücahit” ismi ile bilinir. Saray ve AKP çevrelerinde “Mücahit”in adı geçtiğinde akan sular durur. Halen AKP Ankara milletvekili olan “Mücahit” partinin en genç kurucularındandır. Ta en başından beri Tayyip Erdoğan’ın kozmik odalarından biridir. Hakan Fidan’ın “sır küplüğü” onun yanında solda sıfır kalır. Bir dönemin çok yakın şahidi olduğumdan iyi bilirim; “Mücahit” FETÖ medyasının bütün yerli yabancı, kadın/erkek gazetecilerini, Türkiye’deki gazeteci kılıklı etki ajanlarını kontrol altında tutardı. Yandaş medyada koltuk yükseltmek için birbiri ile yarışan sözde gazeteciler “Mücahit”in etrafında taklalar atardı. “Mücahit” ABD seyahatlerinin vazgeçilmeziydi. Hiçbir resmi diplomatik görevi olmamasına rağmen en mahrem toplantıların içinde bulunurdu. (İçerdeki kozmik faaliyetlerinden hiç bahsetmiyorum)

Vee, o “Mücahit” babası Mehmet İhsan Arslan BBC Türkçe’ye konuştuğu anlarda Erdoğan’ın gizli diplomasi çalışmaları çerçevesinde Biden yönetimi ile köprü bulabilmek için ABD’ne gidip gelenlerden biriydi. “Mücahit” gitti geldi ama Erdoğan’a ABD’deki görüştüklerinden güzel haberler getiremedi. Ve hatta, ABD’li bir kaynağım bana “Mücahit”in görüşmelerde muhataplarına “Dedikleriniz doğru ama bunlar Tayyip Erdoğan ile olmuyor” dediğini aktardı. Şaşkındı… ABD’li kaynağımın “Mücahit”in söyledikleri konusundaki iddiasına ben daha çok şaşırdım!..

Pekii.. ”Mücahit” ABD’de postacılık yaparken babası Mehmet İhsan Arslan, Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile neden disipline sevk ediliyordu?.. Diyorum ya; iplerin ucunu birbirine bağlayamıyorum!..

★★★

Sisler bulvarında dolaşmaya devam…

Biden ile ne olacak” sorusuna yanıt aranırken, Ankara’nın derin koridorlarında bir zamanlar sadece Türkiye’yi değil tüm dünyayı şok eden bir dosya daha raftan indirilip sayfaları tekrar karıştırılmaya başlandı. Kısaca hatırlatmak gerekirse;

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından MİT Başkanı Hakan Fidan ABD’ye uçmuştu. Biz safların bu uçuştan haberi yoktu ama Tayyip Erdoğan’ın da haberi olmamıştı!.. Erdoğan, Fidan’ın Kanada seyahatinden haberdar olduğunu ancak ABD ziyaretinden kendisinin bilgisinin olmadığını söylemişti. Cümleten, ABD basını sayesinde Fidan’ın cinayet hakkında ABD’li senatörlere bilgi verdiğini duymuştuk. Başka neler olmuştu acaba?.. O günlerde muhalefet partileri de dahil olmak üzere kimse Erdoğan’ın haberi olmadan ABD’ne giden Hakan Fidan’ın neler yaptığını sorgulamayı bırakın, konuşmaya bile cesaret edememişti.

Biden’ın seçilmesinden sonra bu dosya Ankara koridorlarında neden hatırlandı?.. Bilmiyorum!.. Diyorum ya; iplerin ucunu birbirine bağlayamıyorum…

Daha fazla da kurcalamak işime gelmiyor!.. Korkuyor muyum? Onu da bilmiyorum…

★★★

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

“Mücahit”in yapamadığını Murat Mercan başarabilir mi?..
Ahmet Takan