2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ın (OVP) detaylarının incelenmesiyle, daha önce gündeme gelen Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne (TES) ilişkin herhangi bir düzenlemenin programda yer almadığı görüldü.

Böylece, çalışanların maaşlarından kesinti yapılmasını ve işverenlerin de ek prim yükü üstlenmesini öngören TES’in hayata geçirilmesine yönelik planın şimdilik rafa kaldırıldığı değerlendirildi.

Gelişme özellikle maaşlarından yeni bir kesinti yapılmasını istemeyen çalışanlar ile ilave prim maliyetiyle karşı karşıya kalması beklenen işverenler açısından rahatlatıcı bir gelişme olarak değerlendirildi.

Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş da TES tartışmasını bugünkü köşesinde değerlendirdi.

“YILLARDIR BU KÖŞEDEN ISRARLA HAYKIRDIK”

Karakaş, TES’in mevcut ekonomik ve sosyal koşullarda uygulanmasının mümkün olmadığını uzun süredir dile getirdiklerini belirterek, “TES’in mevcut iktisadi ve sosyal şartlarda yürürlüğe girmesi mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu.

Bu tespitin yalnızca bir öngörüye dayanmadığını belirten Karakaş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki ihtisas komisyonlarında yürütülen çalışmaların yanı sıra saha tecrübelerinin de bu değerlendirmede etkili olduğunu ifade etti.

23 yıl boyunca kıdem tazminatı fonu, Otomatik Katılım Sistemi (OKS) ve zorunlu tasarruf tartışmalarını yakından takip ettiklerini aktaran Karakaş, çalışan, işveren ve kamu bürokrasisi açısından ortaya çıkan dinamikleri, rakamları ve saha gerçeklerini analiz ettiklerini belirtti.

Karakaş’a göre sahadaki gerçekler dikkate alınmadan hazırlanan planların uygulanmasında sorun yaşanması kaçınılmazdı. Karakaş, TES konusunda yaptıkları değerlendirmelerin zaman içinde gerçekleştiğini ve sistemin hayata geçirilemediğini savundu.

TES İÇİN HEDEFLER YILLAR İÇİNDE ERTELENDİ

Karakaş, TES konusunda uzun süredir devam eden bir erteleme sürecine dikkat çekti.

2023 yılında Resmî Gazete’de yayımlanan OVP’de, OKS’nin işveren katkılı TES’e dönüştürülmesi için 2024 sonbaharı hedeflenmişti. Ancak bu tarihte sistem hayata geçirilemedi ve hedef 2025 yılına ertelendi.

Ardından 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Programı ile takvimin bir kez daha ötelendiğini belirten Karakaş, “OKS, işveren katkısını da kapsayarak ikinci basamak emeklilik sistemine dönüştürülecek” ifadesinin tekrarlanmasına rağmen ortada bir kanun teklifi, hazırlanmış bir taslak veya kamuoyuna açıklanmış net bir metin bulunmadığını ifade etti.

Meclis’in tatil dönemine girmesi ve ardından bütçe görüşmelerinin başlayacak olması nedeniyle takvimin daha da sıkıştığını belirten Karakaş, mevzuat altyapısının da oluşturulamadığını kaydetti.

Bu gelişmelerin ardından TES başlığının yeni OVP’den tamamen çıkarıldığı belirtildi.

ÇALIŞANLARIN MAAŞ KESİNTİSİ ENDİŞESİ

Karakaş, TES’in hayata geçirilmesinin önündeki en önemli engellerden birinin çalışanların mevcut ekonomik koşullardaki gelir düzeyi olduğunu savundu.

Gelişmiş ülkelerde emeklilik fonlarının trilyonlarca dolarlık büyüklüklere ulaştığını ve ekonomilere önemli kaynak sağladığını belirten Karakaş, Türkiye’de ise birikim ve tasarruf oranlarının düşük seviyelerde olduğunu ifade etti.

Hükûmetin devlet, çalışan ve işveren katkısıyla yeni bir fon kaynağı oluşturmayı hedeflediğini belirten Karakaş, OVP’de bu adımın “tasarruf” başlığı altında değerlendirildiğini aktardı. Ancak mevcut ekonomik koşulların çalışanların yeni bir kesintiyi karşılamasını zorlaştırdığını savundu.

Karakaş, asgari ücretin 28.075 TL, açlık sınırının ise 37.388 TL seviyesinde olduğunu belirterek aradaki farkın 9.313 TL’ye ulaştığını ifade etti.

Mevcut kesintilere ek olarak yüzde 3 oranında TES kesintisi yapılması durumunda asgari ücretin 27.084 TL’ye düşeceğini belirten Karakaş, bunun çalışanlar açısından yeni bir yük oluşturacağını dile getirdi.

İŞVERENLERİN PRİM YÜKÜ DE ARTACAKTI

TES’in hayata geçirilmesi durumunda yalnızca çalışanların değil, işverenlerin de ek maliyetle karşı karşıya kalacağı belirtildi.

Karakaş, yüksek enflasyon, faiz oranları ve döviz kuru baskısının işverenlerin maliyetlerini artırdığını ifade etti.

Mevcut durumda SGK ve işsizlik sigortası primlerinin toplamının yüzde 37,75 seviyesinde olduğunu belirten Karakaş, Ocak 2026 itibarıyla bu oranın yüzde 38,75’e yükseldiğini kaydetti.

TES’in uygulanması halinde yüzde 3 işveren ve yüzde 3 çalışan payının eklenmesiyle toplam prim yükünün yüzde 44,75’e çıkacağını savunan Karakaş, özellikle KOBİ’ler ve küçük esnaf açısından bunun önemli bir maliyet oluşturacağını belirtti.

Buna ek olarak imalat dışı sektörlerde uygulanan yüzde 5’lik prim indiriminin yüzde 2’ye düşürülmesinin de işverenlerin maliyetlerini artırdığı ifade edildi.

Karakaş, yeni prim yüklerinin kayıtlı istihdamı daraltabileceğini ve kayıt dışı ekonomiyi artırabileceğini değerlendirdi.

“UZLAŞMA YOKSA TES DE YOKTUR”

Karakaş, 23 yıllık süreçte Cumhurbaşkanı’nın çalışanları ve işverenleri ilgilendiren konularda tarafların uzlaşmasına ve iradelerine önem verdiğini belirtti.

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi konusunda da hem çalışanların hem de işverenlerin çeşitli gerekçelerle sisteme sıcak bakmadığını ifade eden Karakaş, bu nedenle TES’in emrivaki biçimde yürürlüğe konulmadığını savundu.

Yeni OVP’de TES’e yer verilmemesini de bu sürecin bir sonucu olarak değerlendiren Karakaş, tarafların uzlaşmadığı bir sistemin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığı görüşünü dile getirdi.