Cübbeli, sakallı, takkeli, çarşaflı amcalar teyzeler kıyameti koparmış...

Neden?

Çünkü Kocaeli Valiliği, ildeki tüm camilerde Atatürk için mevlit okutulması yönünde karar vermiş...

Bunun üzerine başta Hizb-ut Tahrir olmak üzere halkı isyana teşvik etmek istemiş...

Ama bir kaç yobaz dışında kimse oralı bile olmamış...

★★★

Neymiş, 10 Kasım’da Atamıza gösterdiğimiz saygı, “zorunlu ibadet”e girermiş ve onlar bunu “reddediyormuş...”

Valiliğin kararı da “Kemalist bir dayatma”ymış...

“Bu ülkede bir asırdır okulda, sokakta, medyada, siyasette dayatılan Kemalizm, şimdi de cami eliyle dayatılmak isteniyor” denilerek, Atatürk’ün camilerde anılmasına karşı çıkılmış...

Hizb-ut Tahrir aynı açıklamada laik eğitim sistemini ve modern yaşam biçimini de hedef almış...

★★★

Bizim Atatürk’e olan sevgimizi, saygımızı anlamak için önce Türk olmak gerekir...

Irkçılık yapmak için söylemiyorum; bizim 102 yıl önce yaşadıklarımızı yaşamadıysanız bunu “dayatma” sanmanız normaldir!

Çünkü siz hep “dayatmalarla” yaşadığınız için herkesi kendiniz gibi sanıyorsunuz!

★★★

Bu sevgiyi anlamak için bizim Osmanlı döneminde nasıl “tebaa” olarak hor görüldüğümüzü bilmek gerekir...

Savaşlarda nasıl kırıldığımızdan, sırf saraydakiler itibarlarından olmasın diye nasıl sefalete mahkum edildiğimizden haberdar olmak gerekir.

★★★

Biz 10 Kasım’larda Atamıza ibadet falan etmiyoruz...

Bunu söyleyenin dinden çıkmış, kinden ve nefretten aklını yitirmiş olması gerekir.

Biz bir “insan”a değil, bir felsefeye...

Bir adanmışlığa...

Bugün bizim özgürce yaşamamızı sağlayan bir “dönüşüm”e, kısacası bir “devrim”e saygı duruşunda bulunuyoruz...

★★★

Bizim için Atatürk demek, sadece etten kemikten ibaret bir “baba” demek değil ki...

Nesiller değiştikçe ona duyulan sevginin daha da artmasının nedeni bu... Ve kara cübbeli, kara sakallı, kara çarşaflı yobazlar bunu asla anlayamaz!

Bugün ülke düşman çizmelerinin altında ezilmiyorsa...

Memleketin dört bir yanına 80 bin camii dikildiyse...

Devlet, bu camilerde çalışan 142 bin personelin maaşını her ay tıkır tıkır ödüyorsa...

Tüm bunları sağlayanın bile Atatürk olduğunu düşünemez; bizi ona “tapmakla” suçlayan geri zekalılar...

★★★

Atatürk kalkınmışlıktır bizim için...

Bütün Ortadoğu hala cehennemi yaşarken, 102 yıl önce kurulan çiçek bahçesidir Atatürk...

Sanayi, çağdaş tarım, açlıktan kurtulmaktır.

Kız çocuklarının erkek çocuklarla eşitliği, seçme ve seçilme hakkıdır Atatürk...

Bilimdir, teknolojidir, gelişmedir.

Atatürk eşitlik, hak, hukuk ve adalettir.

Yobaz istismarının sonudur!

★★★

Günlerdir Kocaeli başta olmak üzere bir bardak suda fırtına koparmak isteyen gericilerin hedefi de zaten Atatürk’ten çok onunla özdeşleşen bu değerlerdir...

Demem o ki biz her 10 Kasım’da sadece Atatürk’e değil...

Onun bize kazandırdığı bu değerlere saygı duruşunda bulunuruz...

Saat tam dokuzu beş geçe, sirenler çalarken gözümüzden süzülen yaşları sorarsanız...

Onlar; işte bu değerlerin hepsine her yıl aksatmadan döktüğümüz “can suyu”dur...

Neden dokunulmuyor?

Kocaeli’de camilerde Atatürk için mevlit okutulması kararı sonrası tarikatçılar açıklama yapmak istedi; vatandaşlar ve taraftar grupları tepki gösterdi.

Sorum savcı beylere:

Öğrenciler demokratik haklarını kullanıp sokağa çıktığında onların yaptığı “hakı kin ve düşmanlığa tahrik” oluyor ve bu yüzden 100 günlerini cezaevlerinde geçiriyorlar da...

Çok merak ediyorum; devrim yasalarını, anayasayı ve yasaları ayaklar altına alan bu amcalara neden dokunulmuyor?

Onları kim koruyup kolluyor?

GÜNÜN SORUSU

Son bir kaç yıldır Anıtkabir’deki bütün resmi törenlerde Recep Tayyip Erdoğan lehine slogan atan grubu dokunmayan görevliler, dünkü törende, “Andımız”ı okumak isteyen bir grup gence, “Burası bir kabir, saygılı olun” diyerek müdahale etmiş...

Sorum o görevlilere:

Oranın bir kabir olduğunu, neden “Receeep Taayyyippp Erdddoooğaaannn” diye bağrılırken bir kez bile hatırlayıp gereğini yapmadınız?