Can Ataklı
27 Ağustos 2021

MHP sıkıysa şimdi saraya hakaret etsin


KAFAMI BOZAN ŞEYLER

MHP sıkıysa şimdi saraya hakaret etsin

Çok sevdiğim, birkaç kez burada da yazdığım “Allah’ın sopası yoktur” sözü yine gerçekleşti.

MHP yine kafasına balyoz yemiş gibi oldu.

Çok değil daha bir hafta önce 17 Ağustos günü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Afganistan’daki askerlerimizi geri çekmeyeceğimizi açıklamıştı.

Çünkü eğer Afganistan’daki askerlerimizi çekersek Anadolu tehlikeye düşecekti.

Oysa saray, Afganistan’daki askerleri geri çekti.

Üstelik bir gerekçe de açıklamadı.

Peki ne olacak şimdi?

Anadolu tehlikeye mi girdi?

Girmediyse nasıl bir önlem alındı?

Bahçeli dün Afganistan’daki askerlerimizi geri çeken AKP Genel Bakanı ile birlikte Malazgirt Zaferi’ni kutluyordu.

Aralarında bu konuda bir konuşma yapılıp yapılmadığını bilmiyorum.

Ancak Devlet Bahçeli’nin bu skandalı içine nasıl sindirdiğini de merak ediyorum.

Tabii bir başka merakım da Bahçeli’ye, “Afganistan’daki askerlerimizi çekersek Anadolu neden tehlikeye giriyor?” diye sorduğum için ağır hakaretler savuran MHP üst yöneticilerinin şimdi ne yapacağı.

Bir siyasi partinin asla kullanmaması gereken bir üslupla bana karşı aynı açıklama içinde, “korsan gazeteci, sözde gazeteci, görgüsüz, en basit konuları bile bilmeyen ama ahmak kesen, hür iradesi ile yazı yazamayan, emperyalizmin kölesi, kötü, aciz, sefil, Türkiye düşmanı, FETÖ’cü” sıfatlarını kullanan ve “beynimin olup olmadığının Meclis araştırılması ile saptanmasını isteyen” MHP’nin kodamanları, acaba şimdi utanıyorlar mıdır?

Benimle ilgili yaptıkları terbiye dışı açıklamaları bir kenara bırakayım, onlar kendi ayıpları altında ezilsinler.

Buna karşı acaba şimdi MHP’nin o kocaman adamları saraya yönelik hakaretlerde bulunabilecekler mi, “Afganistan’dan askerimizi çekerek Anadolu’yu tehlikeye soktunuz” diyebilecekler mi?

Artık MHP’nin “en milliyetçi, en vatansever” olma iddiasının sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.

Andımız’ın kaldırılmasına ses çıkarmadılar.

T.C.’nin yok edilmesini görmezden geldiler.

Ege’deki adaların işgaline karşı kör kaldılar.

Doğu Akdeniz’den çekildik, ağızlarını açmadılar.

Bir telefonla papazı verdik, ses etmediler.

Merkel azarladı, gazeteciyi gönderdik, anlamazdan geldiler.

Şimdi de “Afganistan’da asker olmazsa Anadolu tehlikeye girer” dediler, asker geri çekildi, yine üç maymunu oynuyorlar.

Milliyetçilik, vatanseverlik, ilkeli olmak neresinde bunların?

Elbette benim için hiç fark etmez, MHP ne yaparsa yapsın, karışmak haddim değil, ancak seçmeni bunlara nasıl tahammül ediyor onu anlamakta zorlanıyorum.

Galiba iktidarda olmak pek tatlı geldi.

Uzun bir aradan sonra pek çok yerde tekrar egemenlik kurma şansı bulunca ne milli ne manevi değerlerin önemi kalıyor MHP’liler için anladığım kadarıyla.

Bİ SORALIM BAKALIM

İngiliz Savunma Bakanı o haberi neden hâlâ yalanlamadı?

Saray medyası ve yazarları günlerdir özellikle CHP Genel Başkanı’na en ağır hakaretlerle saldırıyorlar.

Kılıçdaroğlu’nu ve muhalefeti “yalancılıkla” suçluyorlar.

Neymiş; İngiliz Savunma Bakanı “Türkiye’de Afgan mülteci merkezi kuracağız” dememiş.

Oysa dedi.

Dediğinin de arkasında duruyor adam.

Ama bizimkiler farkında değil.

Daha doğrusu farkında da gürültü çıkararak bu rezaleti örtbas etmeye çalışıyorlar.

Kelime oyunu yaparak üste çıkmaya çalışıyor saray ve medyası.

Çünkü İngiliz Bakan, kendi makalesinde Türkiye’nin adını söylemiyor.

Buna karşı iki saygın İngiliz gazetesinin sorusu üzerine kastettiği ülkenin Türkiye olduğunu belirtiyor.

Ancak işi uzatmaya hiç gerek yok, çözümü çok basit aslında.

Wallace İngiliz Savunma Bakanı. Hulusi Akar, arar mevkidaşını ve sorar.

Bu kadar basit.

Niye yapmıyorlar bunu?

Yapamazlar.

Birincisi, Akar bu konuda Wallace’ı arayamaz.

İkincisi, arasa da alacağı cevap belli.

Üçüncüsü, zaten belli ki bu anlaşma çoktan yapılmış, şimdi ortaya çıktı diye biraz üstü örtülmeye çalışılıyor, nasıl olsa kısa süre sonra yine karşımıza çıkar. Hem de bir-iki ay içinde.

KULİS

Doğru Parti İstanbul örgütünde deprem

Çoban Ateşi Hareketi olarak başlayan daha sonra da partileşen Doğru Parti’nin İstanbul yapılanmasında büyük sorun çıktı.

Doğru Parti İstanbul örgütünü kuranların bir bölümü, parti üst yönetiminin başlangıç ilkelerine bağlı kalmadıklarını ileri sürerek istifa ettiler.

İstifa edenler yayınladıkları ortak açıklamada; Doğru Parti’nin yenilikçi, çağdaş, gençlere açık bir parti olarak hizmet yarışına çıktığı belirtilerek geçen süre içinde keyfi yönetimin öne çıktığını ve hiçbir idealin gerçekleşme olanağı bulamadığı belirtildi.

Başkanlığını DYP ve ANAP’ta milletvekilliği ve bakanlık yapan Rifat Serdaroğlu’nun yürüttüğü Doğru Parti İstanbul yapılanmasından istifa edenlerin isimleri şöyle;

Hakan Ertaş, Mehmet Fahri Mete, Mehmet Feza Kornoşor, Fatma Karataş, Gökhan  Çalık, Azat Gökçe, Salih Tunçaytok, Seda Selekman, Ayşegül Noyan, Sadık Müfit Bilge, Nilgün Ege, Erdoğan Budak.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Yine salak muamelesi yapıyorlar, Kabil Havaalanı’na sivil destek verebilirmişiz

Saray iktidarının Kabil Havaalanı hevesini anlamak mümkün değil.

Hani askerlerimiz orada olsa “güvenlik, dünya barışı” falan gibi safsatalara inanalım.

Ama bir talimatla askerini Afganistan’dan çıkarmışsın, hâlâ Kabil Havaalanı rüyası görmek neden?

Saray sözcüsü İbrahim Kalın, “Askerimiz çekildikten sonra da biz orada havalimanının işletmesine devam edebiliriz. Sivil uzmanlarımız havalimanı için destek verebilir. Bununla ilgili müzakereler devam ediyor. Bunu Türkiye’nin devam ettirmesi konusunda bir irade de ortaya koyuyorlar” demiş.

Kalın’a göre Taliban, “Havaalanı konusunda bize teknik destek verin” demiş.

Neden bize desin ki?

Velev ki demiş olsun, böyle bir ülkede hizmet vermenin bir anlamı yok ki.

Bu aslında skandalı gizleme çabası.

“Afganistan’dan asker çekilmeyecek” dedikten hemen sonra askeri çıkardılar ya şimdi bahane lazım.

“Askerimiz yok ama Kabil Havaalanı yine bizde” diyecekler.

Milletin bir bölümü yutacak tabii.

YENİ ÖĞRENDİM

Erdoğan, Gül ile gizli toplantı yaptı

Artık şurası çok kesin, Ankara’da “Erdoğan’ın bir daha seçim kazanamayacağı” görüşü ciddi olarak ağır basıyor.

Bütün anketlerin ortak sonucu Erdoğan’ın karşısına hangi aday çıkarsa çıksın kaybedeceği yönünde.

Daha öz söylemek gerekirse; Erdoğan hiçbir koşulda yüzde 50’yi alamıyor.

Bu Erdoğan için felaket bir sonuç.

Hem gücü elinden kaçırmak hem de ciddi bir yargı tehdidi ile karşı karşıya kalmak Erdoğan‘ı yeni arayışlara itiyor.

Bunlardan biri yeniden eski sisteme dönmek.

Anketlere göre Erdoğan, hiçbir durumda kazanamıyor ama AKP hâlâ birinci parti çıkıyor.

Bu da iktidarın büyük ortağı olma şansı veriyor Erdoğan’a.

Saray kaynaklarımdan aldığım bilgiye göre, Erdoğan çok kısa bir süre önce Abdullah Gül’le gizli bir görüşme yaptı.

AKP Genel Başkanı bu görüşmede Gül’e “AKP’nin cumhurbaşkanı adayı sen ol, anayasada küçük bir değişiklik yapalım, başbakanlık sistemini getirelim, ben de seçime partimin başında gireyim” dedi.

Erdoğan’ın hesabına göre Gül’ün gelişiyle birlikte AKP’den kopan Babacan ve Davutoğlu da geri dönerler, Saadet’ten kaymalar olur, MHP’ye kaçan oylar da tekrar kazanılır.

Böylelikle AKP’nin oyu yüzde 40’ın üzerine çıkar ki, bu durumda parti tek başına bile iktidara gelebilir.

Abdullah Gül’ün kabul etmesi halinde Erdoğan’ın çok kısa süre içinde erken seçim kararı alabileceği de belirtiliyor.

Eylül ayı ile birlikte siyasette çok büyük sarsıntılar olacak, şimdiden söyleyeyim.

Yazarlar

MHP sıkıysa şimdi saraya hakaret etsin
Can Ataklı