Memduh Bayraktaroğlu
25 Kasım 2021

Merak ediyorum…


Erdoğan dedi ki:

“İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim, yıkım, zorla yerinden etme, müsadere, tahliye politikalarına ‘dur’ demeliyiz”.

Geçen gün İsrail Başbakanı Bennet

Erdoğan’ı telefonla aradı…

Teşekkür etti…

Neden?..

Çünkü Erdoğan…

Malikânelerini fotoğraflayarak…

“Casusluk” yaptıkları iddiasıyla tutuklanan…

İsrailli karı-kocayı:

Tahliye ettirmişti

İktidar destekçisi medya:

Bu aramayı

Ve bu dostluğu

Bir övdü bir övdü…

Şimdi şunu merak ediyorum…

Erdoğan kamuoyuna duyurduğu bu açıklamasının aynısını:

Başbakan Bennet’in yüzüne de söyledi mi?..

Söylemediyse, neden?..

Cahilliğime verin…

AKP Genel Başkanı da…

Diğerleri gibi hemen her hafta (Bir mânisi yoksa):

Grup konuşması yapıyor…

Ancak…

Dün konuşmadı Erdoğan?..

Bir gün önce çok acayip yorulduğu için mi konuşmadı?..

Yurt dışında mıydı?..

Ya da başka bir sebep mi vardı?..

Lütfen kusuruma bakmayın…

Benim tek kaynağım var:

Ulusal medya…

Ama…

Ne kâğıt baskı gazetelerde vardı haberi…

Ne televizyonlarda

Ne de internet dünyasında

Sizler bu satırları okurken…

Umarım:

Erdoğan’ın neden gurup konuşması yapmadığını öğrenmiş olurum…

Enginyurt modeli…

Demokrat Parti Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, SÖZCÜ TV’ye konuştu…

Ve şöyle dedi:

“Geçen gün havaya 1 lira attım, yere 90 kuruş olarak düştü. Şimdi yine bir lira attım, geriye bir şey düşmedi, çünkü para pul oldu…”.

Enginyurt

Bu da yine Enginyurt’tan absürt bir cümle:

“Sıkacak bir tek yerimiz kaldı…”

Bu sevimli politikacı, seçmenlere nasıl hitap edileceğini…

Ve…

Onları ikna etme yollarını:

En iyi bilenlerden biri…

Ancak…

Ve bana göre:

Yöntemi yanlış

Ve hatta…

Ahlâki de değil…

Ama…

Unutmayınız ki:

Erdoğan ve AKP bütün seçimleri bu yöntemle kazandı…

Birkaç seçim daha (Ne yazık ki…).

Bilhassa kırsalda…

Enginyurt modeli:

Geçerli olacak…

Bu kadar basit…

Doğu Perinçek:

“Dolar yasaklansın…”.

İşte çözüm canlarım…

Bu kadar basit

Ama…

Perinçek’ten başka hiç kimsenin aklına gelmiyor…

Aş istiyem, iş istiyem… (13 Ekim 1994 Milliyet. Sayfa 23)

Güneydoğulu yurttaşlara sordum:

“İş mi?.. Aş mı?.. Demokrasi mi?..”.

Cevaplar konumlarına göre geldi…

İşsiz geziyor ve dolayısıyla karnı açsa:

“N’edem demokrasiyi begim?.. İş istiyem.. Aş istiyem…”.

Karnı tok, sırtı pek ise:

“Siyasal özgürlüğümüz olmadıktan sonra karnım tok olsa neye yarar Memduh Bey…”.

Özgürlük isteyenlerin gözlerinde çaresizlik

Kısık seslerinde ise korku vardı…

İster istemez, kendi kendime sordum:

“Doğrusu ne?.. Güneydoğu halkı iş ve aş mı istiyor?.. Bazılarının yok farz ettikleri demokrasiyi mi?”…

Çukur…

AKP Genel Merkez Gençlik Kolları Genel Başkan Danışmanı Yusuf Özoğul, hayat pahalılığına karşı sokağa çıkan halkı:

“Sokağa dökülen hadsizlere 15 Temmuz’u hatırlatırım. Sayın Cumhurbaşkanımızın bir kelimesine bakar sokakların dolması” diyerek tehdit etti…

Edepsiz kerata

Arsız hergele

Sözde…

Hem adaleti…

Hem de kalkınmayı hedeflemişlerdi…

Gelinen noktaya bakar mısınız?..

Dibine dikenli tel döşenmiş:

Çukur…

Susacak mı konuşacak mı?..

Meral Akşener dedi ki:

“Sayın Erdoğan ve arkadaşları için, artık yol görünmüş. Bavulları toplama vakti artık geldi. Hareket saati, artık gelip çatmış. Bu vesileyle, Sayın Erdoğan’a iyi yolculuklar, emeklilik hayatında da başarılar diyorum…”.

Akşener

Bu söylem:

“Hücum” üslûbudur…

Bilhassa Türkiye gibi (Az gelişmiş) ülkelerde siyasetçiye kazandıran modeldir…

Siyasette savunma her zaman yenilgi getirir…

Çünkü…

Çok konuşmayı gerektirir…

Hücum ise her zaman başarılı olur…

Çünkü…

Hücum, karşı tarafı savunma yapmak zorunda bırakır…

Şimdi sıra Erdoğan’da…

Ya susacak

Ya da konuşacak

Sizce ne yapacak?..

Susacak mı?..

Konuşacak mı?..

Neden sevinmemiş?.. (13 Ekim 1994 Milliyet. Sayfa 23)

Zengin İngiliz soylusu, uzun yıllar yaşadığı Afrika ormanlarından ayrılmaya karar vermiştir…

Yıllardır yanında çalışan Siyahî köleye:

“Sana sevineceğin bir haberim var…” dediğinde; Siyahî kölenin gözleri sevinçle parlar…

Zengin İngiliz soylusu müjdeli haberi açıklar:

“Sana özgürlüğünü iade ediyorum… Bundan sonra köle değilsin…”

Siyahî kölenin gözlerindeki ışığın yerini hüzün alır ve başını öne eğer öylece kalır…

İngiliz soylusu kölenin sevinmediğini, aksine üzüldüğünü görünce sorar:

“Neden sevinmedin?..”.

Siyahî köle cevap verir:

“Ben, siyah benekli köpeğinizi bana vereceğinizi zannetmiştim de…”

Yazarlar

Merak ediyorum…
Memduh Bayraktaroğlu