Türkiye’de 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a ayak basmasıyla başlayan...

Ve 23 Ekim 1923’te cumhuriyetin ilan edilmesiyle taçlanan sürecin adı “Kurtuluş Savaşı”dır...

Bu tam 107 yıldır böyledir.

Bugüne kadar da hiç kimse çıkıp da, “Neyden kurtuluyor ki Kurtuluş Savaşı diyoruz? Ondan önce koskoca bir Osmanlı İmparatorluğu vardı” diye saçma sapan bir soru sormadı.

Çünkü bu ülkede yaşayan bütün canlılar...

Yani insanlar, kurtlar, kuşlar, ağaçlar, çalılar, çiçekler, böcekler bilir ki...

Türk halkı verdiği o savaşla, yurdumuzu pis postallarıyla ezen işgalcilerden KURTULDU.

Ülkemizi bölen Sevr Antlaşması’ndan KURTULDU.

Osmanlı’nın başımıza bela ettiği kapitülasyonlardan KURTULDU.

Doğal kaynaklarımızın yabancılar tarafından talan edilmesinden KURTULDU.

İstanbul’un tekrar bir Hristiyan kenti olması riskinden KURTULDU.

Camilerden yükselen ezan sesinin susması tehlikesinden KURTULDU.

İslam ve Osmanlı mirasının yabancılar tarafından yağmalanması olasılığından KURTULDU.

İnsanların padişahların kulu olduğu bir siyasi anlayıştan KURTULDU.

Halkın yüzde 89.8’inin okuma yazma bilmediği, cehalete mahkum bir ülke olmaktan KURTULDU.

Bugünkü iktidar mensuplarının bile varlıklarını borçlu olduğu “demokrasi”yi getirerek, mutlak monarşiden KURTULDU.

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı vererek büyük bir ayıptan KURTULDU.

Miras paylaşımında kadın-erkek eşitliğini getirerek kadınlara yapılan büyük haksızlıktan KURTULDU.

Bugün yeniden diriltilen tarikatlardan, tekkelerden, zaviyelerden KURTULDU.

Hukukun üstünlüğünü benimseyerek, hukuksuzluklardan KURTULDU.

★★★

Kurtulduklarımız bunlardan ibaret değil elbette...

Sayfalarca yazsak bitmez...

Ama asıl sorun kurtulamadıklarımızda!

Cumhuriyet’in ilanından 103 yıl sonra bile, devletin en değerli yönetici koltuklarında oturanların, Atatürk ve cumhuriyet düşmanlıklarından KURTULAMADIK örneğin!

Örümcekli beyinlerinden...

Kör karanlıklarından...

Riyakarlıklarından, nankörlüklerinden, yüzsüzlüklerinden, arsızlıklarından, ihanetlerinden kurtulamadık...

★★★

Düzgün bir cümle bile kuramayan sözde Milli Eğitim Bakanı “Neyden kurtuluyor ki Kurtuluş Savaşı diyoruz?” diye saçmalıyor ya...

Bu sözü İngilizler söylese, “Kuyruk acısı” der geçerdim.

Yunan ırkçıları söylese, acırdım hallerine!

Fesli Deli Kadir söylediğinde, “Delidir, ne yapsa yeridir” dedim...

Ama...

Kör karanlıkları yara yara kurulan cumhuriyetin hem de Milli Eğitim Bakanı’nın ağzından duyunca...

Sadece, “Yazıklar olsun” diyebildim...

Şimdilik... O kadar!

Deniz ‘kıytırık’mış!

Cumhurbaşkanlığı’nın ortalığı karıştırmakla ve her konuda ahkam kesmekle yetkili Başdanışmanı Oktay Vural, komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasını yorumlamış...

“Kıytırık bir sözde komedyenin günlerce bu ülkenin gündemini işgal etmesi, Türkiye adına zuldür” demiş...

Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğü’ne baktım; “kıytırık” argo bir sözcük...

Ayrıca insanlar için değil bir eşyanın veya bir işin kalitesizliğini, özensizliğini anlatmak için kullanılıyor.

Koskoca bir Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı’nın argo sözcükler kullanmasını o makama yakıştıramadım.

Ayrıca madem argo kullanacaksın, bari doğru kullan... Sözlük diyor ki, “insanlar için kıytırık sözü kullanılmaz...”

Bir de... Bu konunun konuşulmasından ve gündeme gelmesinden madem rahatsızsın, o zaman neden paylaşım yaparak gündemde tutanlara katkı sunuyorsun!

Ve neden “kişi”ye gösterdiğin ilgiyi olaya göstermiyorsun? Sana “kıytırık” da gelse herhangi bir kişinin, milyonlarca insanın kahkahayla izlediği bir şaka yüzünden tutuklanmasını neden eleştirmiyorsun?

★★★

Hani Cumhurbaşkanı Erdoğan sık sık “Ayaklar baş oldu, başlar ayak” diyor ya...

Ne kadar haklı!

GÜNÜN SORUSU

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dün yargılandığı üç davada birden ifade vermek zorunda kaldı. Bu bir dünya rekoru... Sorum Guinness Rekorlar Kitabı’nı hazırlayanlara:

Bu rekoru tescil edecek misiniz?

Atamızı saymayanı!

Türkiye’yi ziyaret eden yabancı devlet adamlarının Anıtkabir’i ziyaret etmesi, bu ülkeye ve kurucu liderine duyulan saygının bir göstergesidir.

Bu saygıyı bugüne kadar sadece şeriatla yönetilen İran cumhurbaşkanları ile Suudi Arabistan kralları göstermedi.

Şimdi de ilk kez bir ABD’li cumhurbaşkanının bu saygısızlığı yapacağı söyleniyor.

Trump’ı bir kenara koyuyorum; çünkü onu dünya ciddiye almıyor, ben mi alacağım?

Ama aynı zirve için ülkemize gelecek olan diğer ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının hangilerinin Anıtkabir’e gidip gitmeyeceğini merakla izliyor olacağız...

O ülkelerin büyükelçilerine sesleniyorum:

Atamızı saymayanı biz de saymayız! Ve hak edilen yanıtı elbet bir gün veririz...

Bunu, ülkemize gelen liderlerinize hatırlatmak da sizin göreviniz...