Korkusuz
Can Ataklı

Kurban Bayramı’nı nasıl kutlardık?

Kurban Bayramımız kutlu olsun


NOSTALJİ

Kurban Bayramı’nı nasıl kutlardık?


Hatırladığım kadarıyla camiye ilk kez 4 yaşında gitmiştim.

Erzincan’daydık, bir Kurban Bayramı sabahı babamla erkenden kalktık, camiye gittik.

Henüz kalabalık değildi bu nedenle bacaklarımı da uzatarak rahatlıkla oturuyordum.

Sonra ortalık kalabalıklaştı, önce bağdaş kurmayı öğrendim sonra daha da sıklaşınca namaz kılma pozisyonuna geçtik.

Etrafa şaşırarak bakıyordum.

Hele bayram namazının farzı olan 5 tekbirden çok etkilenmiştim, anında ezberlemiştim, o yıllardan bu yana da hiç unutmadım

Çocukluk yıllarımda her bayram babamla birlikte namaza gittik.

Hatırladığım ilk kurban sanıyorum yine aynı yaşıma denk geliyor.

Koyu kahverengi bir koyun almıştı babam.

Eski yıllarda kurbanlıklar bayramdan en az beş-altı gün önce alınırdı.

Bu kurbana evin kömürlüğünde-bahçede bakılır, yemi suyu verilir her gün sevilirdi.

İster istemez bağlanmıştım o kurbanlık koyuna.

Sonra bayram sabahı o koyun kesilince çok ağlamıştım üzüntüden.

Babam “Kurbanın önemi bu. Kurbanı seveceğiz, ona sevgi bağı ile bağlanacağız, sonra da onu Allah için kurban edeceğiz, işte asıl sevabı o zaman kazanırız” diye anlatmıştı bu durumu.

O tarihte bu sözler beni ikna etmiş miydi, tam hatırlamıyorum.

Geçmiş yıllarda şimdiki gibi kurban kesme yerleri yoktu kurbanlar evde kesilirdi.

Size her Kurban Bayramı bizim ailede uygulanan ritüeli anlatayım.

Kurbandan bir ya da iki gün önce kurban alınır.

Şansımıza oturduğumuz yerlerde hep bahçe olanağı olduğu için kurban bahçeye bağlanır.

Bayram sabahı önce bayram namazına gidilir.

Eve döner dönmez kurban kesilir.

Babam kurban kesilene kadar hiçbir şey yemezdi.

Kurban kesildikten ve derisi yüzüldükten sonra, ilk olarak koyunun sağ böbreği çıkarılır.

Annem bunu hemen pişirir ve babam bundan tadar.

Sonra koyun dağıtılacak biçimde parçalara ayrılır.

Ev için ayrılan kurbanın üçte biri hemen mutfağa gider, annem hazırladığı tencerede kavurmayı pişirmeye başlar.

Hazırlanan etler ben ve kardeşim tarafından önceden belirlenen mahallemizdeki ve yakınlardaki kurban kesecek durumda olmayan ya da yoksul olduğu bilinen evlere dağıtılır.

Bunlar bittikten sonra bahçe temizliği yapılır.

Herkes odasına gidip bayramlıklarını giyer.

Herkes salonda toplanır, eller öpülür bayramlaşılır, tabii harçlıklar mendil içinde alınır, hediyeler dağıtılır

Öğle saatlerinde eğer varsa aile büyükleri de gelmiş olur.

Sofra hazırlanır.

Kavurma ile birlikte mutlaka pilav, geceden hazırlanmış ve sabah fırına verilmiş peynirli börek, zeytinyağlılar sofraya konur.

Büyük bir mutluluk ve keyifle ailecek öğle yemeği yenir.

Ardından aynı şehirde yaşıyorlarsa aile büyüklerine ziyaret başlar.

İkinci gün konu komşu ile iş yerlerinden tanıdıklara ziyaretler yapılır.

Son iki gün ise evde oturulur ve misafir beklenir.

Ne güzeldi o bayramlar.

Şimdi herşeyin olduğu gibi bayramların da içi boşaltıldı.

ANALİZ

Astana görüşmelerinde ilk kez PKK’dan söz edilmedi


Türkiye, Rusya, İran arasında Suriye krizi patladığından bu yana yürütülen Kazakistan’daki Astana görüşmelerinin sonuncusu geçen hafta içinde yapıldı.

Bu kez toplantıya bakan yardımcıları katıldı.

Bizim medyamızda fazla ilgi görmeyen son Astana görüşmesinde alınan kararların tam metni sadece Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlandı.

Bizim Dışişleri bakanlığı açıklamasında her zamanki gibi “olumlu görüşmeler, karşılıklı diyalog, teröre karşı ortak mücadele” türü yuvarlak tanımlar yer aldı.

Toplantıya, Türkiye adına Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar başkanlığındaki heyet katılırken.

Rusya’dan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, İran’dan ise Dışişleri Bakanı Siyasi İşler Danışmanı Ali Asgar Hacı başkanlığındaki heyetler katıldı.

Suriye devleti adına ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Ayman Susan, muhalefet adına ise Ahmet Tuma toplantıda hazır bulundu.

Astana zirvesi ardından yayınlanan ortak deklarasyonda ilk kez PKK’nın adı hiç geçmeden “ayrılıkçı plan, komşu ülkelere yönelik tehdit” tanımları kullanıldı.

Ayrıca yine hiç adı geçirilmeden Amerika’ya yönelik bir kınama cümlesi de yer aldı.

Deklarasyonda terör örgütlerinin isimleri de yok, her ülke kendi kabullerine göre terörist tarifi edecek gibi duruyor. (4 ve 6. Md).

7.maddede İsrail kınanmış ki bu maddeyi İran’ın koydurduğu anlaşılıyor.

8.maddede Suriye çatışmasının askeri çözümü yok deniyor.

BAŞIMDAN GEÇENLER

41 kere maşallah




Nereden baksanız 30 yıldır tanırım Emin Uçarer’i.

Gazetecilik mesleğini 40 yılı aşkın süredir dimdik durarak yapıyor.

Bundan 41 yıl önce dergilerin çok revaçta olduğu bir dönemde Yeni Ekonomi dergisini yayınlamaya başlamıştı.

Güçlü içeriği, önemli yazarları ile uzun yıllar bir referans dergisi niteliği ile yayın hayatını sürdürdü bu dergi.

Tabii son yıllarda elektronik medyanın hakimiyet kurması yüzünden dergiler de eski parıltılarını yitirdi.

Ama Emin Uçarer direndi, dergisini hep ayakta tuttu, içeriğini hiç bozmadı.

Geçen hafta 41’inci yıl kutlamasını yaptı bu dergi.

Emin Uçarer dergiye katkıda bulunanlarla düzenlenen bu törende 41’inci yıl onur ödülleri dağıttı.

Bunlardan birini bana uygun görmüş.

“Neden bana veriyorsun?” diye sordum.

“Dergiye bugüne kadar katkıda bulananlara sordum, birçoğu ‘Can Ataklı Flashhaber TV’de çok başarılı bir sunum yapıyor, bu nedenle onur ödülünü Flashhaber’e ve Can Ataklı’ya vermelisin’ dediler. Yani sen oy birliği ile hak ettin bu ödülü” cevabını verdi.

İnsan mutlu oluyor tabii.

KOMİK

Kurbanınızı kızdırmayın


Fazla söze hacet yok.

Kurban kızdırılmaya gelmez.

Yoksa bu fotoğraftaki manzara oluşur ona göre.

Bu fotoğraf Türkiye’de çekilmedi.

İspanya’da boğayı kalabalığa salarlar da herkes kaçar ya, işte o törenlerden birinden objektife yansımış bir görüntü bu.

Olsun.

Bugün benzeri bizde de çok yerde yaşanacak hiç kuşkunuz olmasın.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Seçimden bu yana yüzde 33 fakirleştik


Seçimlere giderken iktidar partisi neredeyse ekonomiden hiç söz etmedi.

Her ne kadar Mehmet Şimşek’in adı maliye bakanı olarak geçmesine rağmen iktidar kanadından hiç kimse “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur” teorisinin terkedileceğini de söylemedi.

Saray, seçim öncesi ekonomik olarak sadece doların fiyatını 20 liranın altında tutmayı hedeflemişti.

Özellikle ekonomiyle hiç ilgisi olmayan ama AKP’nin en büyük oy tabanını oluşturan yoksul kesimler “Dolar artmıyor, ekonomi kötü diyenler yanılıyor” propagandası ile uyutuldu.

Oysa perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.

Ekonomiyi ve Türkiye’yi bilenler seçimden sonrasının tufan olduğunu biliyorlardı.

Sonuçta saray Merkez Bankası’ndaki milyarlarca doları satarak önce 14 Mayıs’a seçimin ikinci tura kalması sonucu da 28 Mayıs’a kadar fiyatları baskıladı ve dolar 20 lira sınırını aşmadı.

Bu bayram sabahı dolar artık 26 liradan işlem görüyor.

Kısacası aradan sadece bir ay geçmesine rağmen hepimiz yüzde 33 oranında fakirleştik.

Şimdi sarayın ikinci hedefe Doları 28-30 lira bandında tutmak.

Bunun için ilk hedef yılbaşı, ama son hedef marttaki yerel seçimler.

Eldeki bütün döviz rezervleri ile altınlar satıldığı için Maliye bakanı ve Merkez Bankası başkanı Doları dizginlemek için özellikle Arap ülkelerinden para bulmaya çalışıyor.

Bulunacak paralar yine yatırıma gitmek yerine doların fiyatını tutmak için kullanılacak.

Yerel seçimlerden sonra ne mi olacak?

Allah bilir…

Gerçi kul da biliyor ya…