Korona sizi ham yapar

Bir aydır televizyonların tüm programlarında tek bir konu var o da korona.

Bu da çok doğal çünkü konu çok ciddi.

Ciddi olmayan herkesin bu konuda uzman kesilmesidir.

Her konuya maydanoz olan gazeteciler, siyasetçiler, emekli askerler hatta terör uzmanları ekranların vazgeçilmez simaları.

Onlar her zaman her konuda fikri olan ama daha önemlisi ‘üst akıl’ın sevdiği kullarıdır.

Yandaş ve bazen de yandaş olmayan medyada bunların tümü normal ama bazen fazlasıyla anormal olanları da çıkıyor.

Son örnek  Prof. Dr. Mehmet Ceyhan.

Koronayla ilgili Bilim Kurulu üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı.

CNN Türk’te söylediklerini sosyal medyada görmüşsünüzdür.

“Eğer nüfus artışı böyle devam ederse insanlar ekmek bulamaz. Allah nasıl bir mekanizma ile ayarlamış bunu? İnsanlar belli bir ortalama yaştan fazla yaşayamaz. Bu neyle sağlanır? Allah Bakteri yaratmış. Siz buna karşı ilaç buluyorsunuz antibiyotiklerle öldürüyorsunuz. Bu sefer bu bakteriler dengeyi koruyabilmek için direnç gösteriyor.

Allah neden virüsleri yaratmış? Yani hiçbir işe yaramıyorlar? Kendi başlarına canlı değiller. Sırf insanları öldürüyorlar. Peki neden yaratmış çünkü insanların belli bir sayının üzerinde çoğalmaması gerekir. Yoksa kimse yaşayamaz”.

Tıbbi ya da bilimsel olarak Sayın Profesöre tavsiyede bulunalım:

Madem ki Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanısınız o zaman bakteri ve virüsleri bırakın rahat dolaşıp işini yapsın.

Dini açıdan bakalım:

Kur’an’da rızıkla ilgili en az 15 ayet var.

İnançlı insanlar açısından bakıldığında Allah yarattığı kullarının rızkını vereceği gibi nasıl ve ne zaman öleceklerine de o karar verir.

Yani nüfus dengesini kurmak Allah’ın işi ise bu işe de hiç kimse karışamaz ve bilemez.

Ölümlere ille de gerekçe bulmak gerekiyorsa diğer istatistiklere bakmak yeterlidir.

İkinci Dünya Savaşı’nda 60 milyon insan ölmüştü ama sonrasında dünya nüfusu üçe katlandı.

Çok derin olduğu için konunun detaylarına girmiyorum.

Gelelim konunun politik tarafına.

Umarım Hocanın söylediklerini Cumhurbaşkanı Erdoğan duymamıştır.

Bazen beşe çıkıyor ama Erdoğan evlenen gençlere çoğunlukla üç çocuk tavsiyesinde bulunuyor.

Bu durumda Erdoğan’ın 3-5 çocuk tavsiyesi ile Hocamın “İnsanların belli bir sayının üzerinde çoğalmaması gerekir” söylemi arasında nasıl bir bağ kuracağız.

Türkiye’nin halleri.

Vasat kültürün egemen olduğu toplumlarda sıkıntılar hep aynı.

Galiba aynı hoca sokağa çıkma kararına karşı çıkarak “Türkiye’nin demokratik bir ülke olduğunu” savunmuştu.

Demek ki Avrupa ülkeleri demokratik değilmiş.

Adamlar demokratik değil ama çok ciddi çünkü belanın çok ciddi olduğunu biliyorlar.

Özel bir hastanenin yönetim kurulu başkanı olan Sevgili Hocam  Prof. Dr. Turgut Göksoy  durumun ‘ciddi olmanın ötesinde çok vahim olduğunu’  söylüyor. Göksoy’a göre “Sokağa çıktığınızda koronaya yakalanma ihtimaliniz savaşta kurşunla vurulma ihtimalinden çok daha fazla”.

“İktidarın da bu konuda ciddi olmadığını ve sağlık sektörüne gereken desteği vermediğini” söyleyen Göksoy “Var olan devlet ve özel hastanelerle bu bela ile baş edilemez. Çin’de olduğu gibi yeni özel hastaneler ya da Sahra hastaneleri devreye sokulmalıdır” dedi.

İktidar bilime inanan ve yalnızca bilimin gereğini yapan doktorlara verilmeli.

İşte o zaman gerçek “diktatörleri” göreceksiniz!

“Çıkmayın” dedikleri zaman hiç kimse çıkmayacak.

Çıkan olursa virüs gelir onu ham eder böyle nüfus da azalır!

Peki din adamları, imamlar, tarikat şeyhleri ve benzerleri “çıkmayın” derse kaç kişi onları dinler?

Bu konuyu bu şekliyle tartışmanın bir anlamı yok.

Bir ay önce ilk yazımda vurguladığım gibi  bu iş çok ciddi  ve önlemenin tek yolu var o da  devlet gücü.

Devlet gücü AKP iktidarının elinde.

Ama ne yazık bu gücü doğru bir şekilde kullanmıyor.

Bunu ben değil başta doktorlar olmak üzere herkes söylüyor.

İktidar ısrarla “doğru olan benim” diyor.

Özellikle son on yılda her konuda olduğu gibi.

Sonuç?

Memleketin hali!

Her alanda ve her konuda.

Özellikle dini safsatalarda.