Can Ataklı
20 Ekim 2021

Kılıçdaroğlu bunu düzeltmeli…


ANALİZ

Kılıçdaroğlu bunu düzeltmeli…

Belki de, AKP iktidarını kapsayan tüm dönemin en önemli atakları geldi CHP’den son 15 gün içinde.
Kılıçdaroğlu önce, “Siyasi cinayetler” çıkışı ile ortalığı sarstı.

AKP iktidarı bocaladı, Erdoğan “Bunlar darbe döneminin vesayet arzularıdır” dedi.

Kimi AKP’liler işi hakarete vardırdılar.

Ardından TÜGVA rezaleti geldi.

Bu da AKP’de ciddi sarsıntıya ve paniğe neden oldu.

Öyle ki TÜGVA’cılar telaş içinde, “Bu İslamiyete yapılmış bir saldırıdır” saçmalığına bile sarıldı.

Derken; “18 Ekim çıkışı” ortalığı karıştırdı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ,”Sevgili halkım, devletimize hizmet eden memurlarımıza yani bürokratlarımıza önemli bir hususta seslenmek istiyorum sizi de buna şahitlik etmeye davet ediyorum” diyerek lağım kokusunun her tarafı sardığını söyledi.

AKP iktidarının çocuklarınızın geleceğini çaldığını ileri süren Kılıçdaroğlu, “İktidarın değişmesine az kaldı. İktidar değiştiğinde, soruşturmalar başlayacak ve eminim ki bu bürokratların bir kısmı eminim ki; ‘efendim, emir aldık, uygulamak zorunda kaldık’ diyecekler. İşte bunu diyerek sıyrılırım diye düşünen, sarayın baskısına boyun eğerek kanun dışına çıkmış o devlet memurlarına buradan seslenmek istiyorum” diyerek şunu dile getirdi:

“Açıkça söylüyorum; vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri emir olarak telakki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarsınız. Kılıçdaroğlu abinizin, amcanızın bu size son çağrısıdır. 18 Ekim Pazartesi itibariyle bu düzenin illegal isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacaktır. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız. Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa Pazartesi itibariyle durun. Bu illegal paralel sistemlerden elinizi eteğinizi çekin. Size bunu yaptıranlara farklı bir muamele olacak elbet.”

Kılıçdaroğlu’nun sözlerine hayli öfkelenen Erdoğan “Sen kimsin yaaa, bu yaptığın suçtur” dedi.

Erdoğan daha sonra avukatlarına talimat vererek Kemal Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunmalarını istedi.

Bununla da yetinmeyen AKP Başkanı avukatlarından ayrıca; “Cumhurbaşkanına hakaret suçu işlendiği gerekçesiyle” de suç duyurusunda bulunmaları emrini verdi.

18 Ekim konusu iktidarda derin sarsıntı yaratırken, muhalefet kesiminde ise bir başka tartışmaya neden oldu.

CHP ve İyi Parti içinde “18 Ekim’den önce suç işleyenlerden hesap sorulmayacak mı?” sorusu soruluyor.

Bu konuda anladığım kadarıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir düzeltme yapması gerekiyor.

Konuştuğum CHP’liler, “Genel Başkan’ımız, nasıl Erdoğan 17-25 Aralık’ı milat olarak belirleyip ondan sonra hala cemaatle ilişkisini sürdürenlerden hesap sorduysa, biz de öyle mi yapacağız yani?” diyor.

Yine bazı CHP’liler, “Erdoğan milat ilan edince daha önce cemaatçi olan pek çok kişi anında U dönüşü yapıp iktidara yalakalık yaparken cemaate de ağza alınmayacak şeyler söylediler. Bu durumda 18 Ekim öncesinin pisliklerine ortak olanlar aynı şeyi yapmayacak mı, bize onca kötülük yapanlar iktidarı yerden yere vurmaya başlayınca onları kucaklayacak mıyız?” diye sordular.

O halde çok düzgün bir yeni açıklama daha gerekiyor.

Geçmişten hesap sorulmayacak olması ve yapılan her şeyin yapanların yanına kar kalacak olması milyonlarca insanı çok rahatsız edecektir.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

F-16 konusunda gerçek olmayan bilgi verilmesinin altında yatan ne?

Aslına bakarsanız son iki gün içinde dünyaya yine rezil kepaze olduk.

İtibar açısından

Samimiyet açısından

Güvenirlilik açısından

Yine ağır hasar aldık.

BİRİNCİSİ: 10 çok gelişmiş ileri demokrasi ülkesinin büyükelçileri adil yargılanma yapılmadığını, hukukun üstünlüğünün çiğnendiğini ileri sürerek Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi.

İKİNCİSİ: Erdoğan Amerika’nın F-35’lenden alacağımıza karşılık F-16 vermek istediğini söyledi. Erdoğan’ın sözleri 6 saat sonra Amerika Dışişleri Bakanlığı tarafından yalanlandı.

Bu iktidar Türkiye’ye bunu yaşatıyor.

Ancak her zamanki gibi üste çıkıp “dünyaya kafa tutuyormuş gibi görünmeyi” ihmal etmiyor.

Bu iki konuda da iktidar yetkilileri ve yandaşları ateş püsküren açıklamalar yapıyor, ama nafile, dünya AKP iktidarından seslere kulak asmıyor hiç.

Kavala konusu aslında bu iktidarın çok büyük ayıbıdır ama işin içinde “intikam hırsı” olunca bir şey yapılamıyor.

Peki, Amerika’nın Erdoğan’ı yalanlamasına ne diyeceğiz?

Dün birkaç diplomatla ve emekli askerle konuştum.

Hepsinin ortak görüşü, “Devlet ciddiyeti hiç kalmadı. Erdoğan’ın çevresinde yanlış isimler var, bunlar muhtemelen hızlı çöküşü görüyorlar ve panik halinde hata üzerine hata yapıyorlar” şeklindeydi.

Bir emekli asker “Kurnazlık yapmaya kalkmışlar, belli ki F-16 talebi masaya getirildiğinde, bunun parası teslim edilmeyen F-35 uçaklarına sayılmasını isteyeceklerdi. Ama danışmanların Erdoğan’ı yanlış bilgilendirince ortaya bu korkunç hata ve Türkiye’nin yalanlanması durumu çıktı” dedi.

Bir emekli havacı general de “Sanıyorum F-16’yı üreten şirket Ankara’ya ‘siz talep edin sonra bunları F-35’lere karşı sayılmasını istersiniz’ demiş. Ama Reuters talebi erken açıklayınca bizimkilerin basireti bağlanmış” dedi.

ŞAŞIRDIM

Yeni Şafak yine “faiz düşürmemek ihanettir” yayınına başladı…

Merkez Bankasında bir gece operasyonu yapılmasına iktidarın en sadık medyası Yeni Şafak neden olmuştu.

Gazete üst üste iki gün Merkez Bankası Başkanı aleyhine yayın yapmış ve “Faizlerin düşürülmemesi hainlik” başlıkları atmıştı.

Erdoğan da bir gece yarısı kararnamesi ile Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ı görevden alıp yerine Yeni Şafak’ta “ihanet yazılarını yazan” Şahap Kavcıoğlu’nu atamıştı.

Beklenti faizlerin düşürüleceği yönündeydi ama olmadı, yeni başkan sembolik bir indirime bile gidemedi hatta döneminde faizler bir puan da artırıldı.

Şimdi Yeni Şafak yine ortaya çıktı.

Dünkü manşeti “Faizler bahane olamaz” şeklindeydi.

Şöyle diyordu haberde: “Türkiye’de üreticinin yeni yatırımları için faizlerin mutlaka inmesi gerek. Ancak faiz lobisi enflasyonu bahane ederek Merkez Bankasına baskı yapıyor. Eylül itibarıyla Türkiye’de enflasyon yüzde 19.58 ve faiz yüzde 18. Ancak bir çok ülkede enflasyonun faizlerin 4-5 katı olduğu biliniyor. ABD yüzde 5.4 enflasyona rağmen faizi 0.25’te tutuyor.”

Hep merak ederim de bir türlü cevabını bulamıyorum.

Kimdir bu faiz lobisi?

Merkez Bankasına hangi yöntemle baskı yapıyor.

Merkez Bankasının başındaki kişi faiz lobisine savaş açan biri, şimdi nasıl oluyor da baskı altında kalıyor?

Yeni Şafak yine aynı yayınlara başladığına göre, “Merkez Bankası Başkanının acaba suyu mu ısındı?” diye sormadan edemiyor insan.

Bakalım bu sefer hangi Yeni Şafak yazarı getirilir bankanın başına.

NOT: Son dört Merkez Bankası Başkanı arasında sadece Naci Ağbal döneminde Dolar’da ciddi düşüş yaşanmıştı.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Büyük patronlar bozuk ama cesaretlerini hâlâ toplayamıyorlar

Türk Sanayici ve İşadamları derneği Yüksek İstişare Kurulu toplantısı vardı dün.

Patronların hükümeti eleştirecekleri ve uyaracakları söyleniyordu.

Toplantı yapıldı.

Evet, bazı eleştiriler var.

Patronların “bozuk olduğu” anlaşılıyor.

Ama hâlâ korkuyorlar.

Hâlâ konuşacak cesaretleri yok.

Hâlâ sorunların arkasından dolaşarak üzerlerine bir şey sıçratmamak için çabalıyorlar.

TÜSİAD toplantısında hükümete yönelik üç konuda uyarı vardı.

Konsey Başkanı Tuncay Özilhan açış konuşmasında dile getirdi bunları.

Şöyle dedi: “Başta Merkez Bankası olmak üzere düzenleyici kurumların bağımsızlığı tartışma dışı olmalı. Gelir dağılımı bozukluklarını da gidermek istiyoruz. Faiz ve enflasyonun yanı sıra emisyonları da azaltmak istiyoruz. Hak ve özgürlük alanlarının genişletilmesine de ihtiyaç duyuyoruz.”

40 yıl öncesinin TÜSİAD’ı bugünkünden çok daha hafif ekonomik kriz karşısında mevcut hükümeti devirmek için gazete ilanları vermişti.

O zaman hükümetten korkmuyorlardı, çünkü siyasi iktidarlar her şeye rağmen demokrasi ve hukuk kurallarına uymaya çalışıyor ve bu tür konuları kişisel hırs ve kavga haline getirmiyorlardı.

Oysa şimdi her patron biliyor ki, eğer biraz fazla aykırı konuşursa başına gelmedik kalmaz hatta tüm serveti bile bir gecede elinden alınıverir.

Bu korku ile dehşeti yaşayan büyük patronlar gelmiş geçmiş en büyük ekonomik sıkıntıda bile ağızlarını ancak bu kadar açabiliyor.

KOMİK

Bugüne kadar gördüğüm en gerçekçi “Ben sadece 50 liralık benzin alıyorum, zamlardan bana ne?” esprisi: “Ben sadece 50 liralık benzin alıyorum, zamlardan bana ne?”

 

Yazarlar

Kılıçdaroğlu bunu düzeltmeli…
Can Ataklı