Alacaklarının ödenmesi talebiyle Ankara’ya yürüyen ve açlık grevi yapan Doruk Madencilik’in 113 işçisi nihayet amaçlarına ulaştı.
Ödenmeyen maaşlarını aldılar, tazminat ve özlük haklarını 15 gün içinde almak için de devletten garanti aldılar!
Sonra da haklı zaferlerini kutladılar.
Eskişehir’de, Kütahya’da kendilerini özlemle bekleyen yavrularına kavuştular.
★★★
Peki; her bir dakikası ayrı bir hikaye olan bu 15 günlük mücadeleden geriye ne kaldı?
Sorumun yanıtını ben vereyim:
Yürümekten su toplayan ayaklar...
Polis dayağının yorgun bedenlerde açtığı yaralar...
Biber gazından etkilenen gözler, ciğerler...
Kopacak hale gelen bir parmak...
Bir de...
Direnen işçiyi döverken yanındaki arkadaşına gülümseyen...
Açlık grevindeki işçilerin karşısına geçip kendilerine dağıtılan kumanyaları utanıp sıkılmadan büyük bir iştahla yiyen emniyet mensupları!
★★★
Yarın 1 Mayıs...
Resmi adını boşverin; İşçi ve Emekçi Bayramı!
Her ne kadar Taksim hala yasaksa da...
Asgari ücret, sefalet ücreti haline gelmişse de...
İş kazaları, iş cinayetlerine dönmüşse de...
Çocuk işçilik sorunu, tarihte görülmemiş oranda artmışsa da.
İşsizlik sorunu dayanılmaz bir hale gelmişse de...
Doruk Madencilik işçileri bu bayramdan bir gün önce tarihi bir gerçeği bize bir kez daha hatırlattı:
“Birleşen ve direnen kazanır!
Teslim olan sürünür!”
★★★
Türkiye işçi sınıfının birinci adresi her zaman için Taksim’dir.
Hiçbir baskıcı rejimin gücü, tüm işçilerin alınlarına kazınmış bu “ev adresi”ni yok edemez...
Ama şimdi... Emeği gasp edilen, horlanan, haksız yere işten atılan, sendikalılaşmalarına izin verilmeyen işçilerin yeni bir “ev adresleri” daha oldu...
Doruk Madencilik işçilerinin tam sekiz gün, sekiz gece boyunca baretleriyle “tak, tak, tak, tak” vurarak, toprağına direniş tohumunu ektikleri Ankara’daki Kurtuluş Parkı...
Taksim Meydanı nasıl bizim evimizse...
Kurtuluş Parkı da direnişimizin kalesidir...
Bize bu gururu yaşatan ve hem “birleşe, birleşe” hem de “direne, direne” kazanacağımızı gösteren Doruk Madencilik işçilerini yürekten kutluyorum.
★★★
Son bir söz de bu işçilere günlerce polis dayağı attıran, biber gazı sıktıran İçişleri Bakanı’na, Emniyet Genel Müdürü’ne:
Alın biber gazınızı...
Biraz da kendi gözlerinize sıkın!
Kuruyan vicdanınız, yaşaran gözlerinizle beraber belki biraz olsun yeşerir!
Şımarık komutan!
Konya Üçüncü Ana Jet Üs ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Mete Kuş sıkı bir Konyaspor taraftarıymış...
Barış Terkoğlu’nun haberine göre bu beyefendi, Konyaspor ile Fenerbahçe arasında 21 Nisan’da oynanan Türkiye Kupası çeyrek final maçında stadın üstünde F-16 ve Skorsky helikopterleri uçurmuş...
Olay ortaya çıkınca da görevden alınarak Hava Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı’na çekilmiş.
★★★
Bu, gülünüp geçilecek basit bir olay değil...
Tam tersine, ülkenin her alanda içine düştüğü “laçkalığın” kanıtlarından biri...
Düşünün; en disiplinli kurum olması gereken Türk Silahlı Kuvvetleri’nde artık komutanların keyfine göre, maçlar sırasında uçaklar uçuyor, helikopterler dolaştırılıyor.
Kim korkar böyle bir ordudan?
Kim ciddiye alır?
Daha da önemlisi o komutan nereden alıyor bu gücü?
Cumhurbaşkanı’nın kendisinden, “Bizim Mete” diye söz etmesinden mi?
Bu ilişki yüzünden mi komutanı olduğu hava üssünü babasının çiftliği sanıyor?
★★★
AKP iktidarı döneminde her şey bozuldu...
Türk Silahlı Kuvvetleri de bozuldu...
Siyasetin etkisiyle disiplin kayboldu; ordumuza tarikatçı hainler sızdı.
Kahraman komutanlar kumpas davalarıyla harcanırken, sarıklı sözde komutanlar baş tacı edildi.
Atatürk’e ve onun ilkelerine sadakat yemini eden genç teğmenler cezalandırıldı. Ama makam arabasının bagajında uyuşturucu kaçırılan subaylar orduda kritik görevlere getirildi.
★★★
Mete Kuş’u tanımam, bilmem...
Ama madem, ulaştığı rütbeye rağmen askerliğin ciddi bir iş olduğunu bilmiyor ve oyun sanıyor; merkeze çekilmesi yetmez...
Rütbesinin sökülmesi, TSK’dan ihraç edilmesi ve o gün stadyumun üzerinde uçurduğu uçak ve helikopterlerin yaktığı yakıtların parasının kendisinden tahsil edilmesi de gerekir.
★★★
Tasavvuf geleneğinde “Edep ya Hû” diye bir söz vardır ya...
TSK’yı bu hale getirenlere, bu söz bile az!
GÜNÜN SORUSU
“Rabbim ömür verdikçe milletimizin hayallerini gerçeklere dönüştürmeye devam edecek, inşallah daha nice yıllar ülkemize hizmet bahtiyarlığına nail olacağız.” Sorum size:
Bu sözleri dün kim söylemiş olabilir?
a) Donald Trump.
b) Türk-İş Başkanı Ergün Atalay.
c) Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un.
d) Biliyorum ama söyleyemem!