Can Ataklı
4 Ocak 2022

İşte yeni dünya rekorumuz


ANALİZ

İşte yeni dünya rekorumuz

Saray bir taraftan döviz fiyatlarını “güya” düşürmeye çalışırken diğer taraftan da yine “güya” fahiş fiyatlarla mücadele ettiğini anlatmaya çalışıyor kamuoyuna.

Oysa eğer gerçekten bir “fahiş fiyat” varsa piyasada bunun asıl sorumlusunun saray olduğu gerçeğini nasıl göz ardı edeceğiz?

Yılın son günü enerjiye yapılan zamlar ortada.

Böyle bir durumda artık diğer fiyatları tutmak mümkün mü?

Ama biz bugün sadece elektrik zamları üzerinden gidelim.

Saray medyasının “Yeniden fiyatlandırma, kademeli tarife” diye küçültmeye çalıştığı dev elektrik zamlarına gerçek bir uzman gözüyle bakalım.

Semih Kalkanoğlu 20 yılı aşkın süredir tanıdığım, fikir ve görüşlerine saygı duyduğum ve güvendiğim bir elektrik mühendisi.

Son yapılan zamları kendi ödediği konut faturası ile değerlendiren bir yazı gönderdi.

Bakın Semih Kalkanoğlu ne diyor;

1 Ocak 2022 tarihi itibarıyla uygulamaya alınan elektrik zammı ilk kademesi olan 150 kWh’e kadar yüzde 82, bu tüketimin üzeri ise yüzde 174 olarak uygulanacak.

Türkiye’de 38 milyon mesken abonesi içinde aylık 150 kWh ve altında tüketim yapanların sayısının yaklaşık 6 milyon olduğu ifade ediliyor.

Böyle olunca da yapılan yüzde 82,2’lik zamdan etkilenecek grup 6 milyon olurken, 32 milyon mesken abonesi ise yüzde 174 ‘lük zamla karşı karşıya kalacak demektir.

Yaşadığımız konutta 17. yılımızdayız.

Bunca sürede tüm elektrik, doğalgaz ve su faturalarını saklamaktayız.

Kendimizden örnek verirsek:

Aralık 2021 son gelen Elektrik Faturası değerleri:

Birim fiyat:                            0,739388 TL.

Tüketim Miktarı:                  225,903 kWh.

Tüketilen Süre:                              32 gün

Enerji Tüketim Bedeli:                 167,03 TL

Vergi ve Fonlar:                          39,80 TL.

Enerji Fonu:                                 0,75 TL.

TRT Payı:   2,14 TL. (Bu pay artık olmayacak)

BTV (Elektrik Tüketim Vergisi):        5,36 TL.

KDV (Matrah 175,28 TL):              31,55 TL.

2021 Aralık ayı Fatura Tutarı:      206,88 TL.

YENİ UYGULAMAYA GÖRE:

İlk aşama tüketim miktarı:       150 kWh.

Birim fiyat:                                 1,37 TL.

İlk aşama toplamı: 150 kWh x 1,37 TL = 205,50 TL

İkinci aşama tüketim miktarı:  75,903 kWh.

Birim fiyat:                                 2,06 TL

İkinci aşama toplamı: 75,903 kWh x 2,06 TL = 156,36 TL.

Toplam Tüketim Bedeli: 205,50 + 156,36 = 361,86 TL.

Vergi ve Fonlar:                        72,34 TL.

Enerji Fonu:                               0,75 TL.

BTV (Elektrik Tüketim Vergisi):       5,36 TL.

KDV (Matrah 175,28 TL):             66,23 TL.

2022 Ocak ayı Fatura Tutarı: 434,20 TL. OLACAKTIR.

Bu, bir dünya rekorudur (!)

Peki bu devletin başındakiler, bu yandaş elektrik dağıtım şirketlerinin başındakiler hiç mi matematik bilmiyorlar?

Bu işin altında bir iş var.

Akla mantığa uygun olan TÜİK’in yıllık enflasyon oranı kadar zam yapılması (!) değil mi?

1 Ocak 2022’den itibaren Türkiye’deki 32 milyon hane 2021 yılında her ay ödediği elektrik faturasını artı yüzde 110 fazlasıyla ödeyecekler demektir.

Birileri bu saçma sapan uygulamayı durdurmalı.

Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “gerçekten” yöneten siyasi bir kudret, makam varsa bu zam “makul seviye” ye indirilmelidir.

BUNU YAZMAK GEREK

Savcı Sayan’ın yaptığında bir hata yok Ağrı halkının tercihi bu yönde

Türkiye algılarla yönetiliyor.

Saray iktidarı aldığı dış desteklerle ve planlı çalışmalarla algı yönetimini belki de dünyada en iyi uygulayan siyasi hareketlerden biri.

Onca gerçek olmayan bilgi, bilime, sanata, sosyal hayata, görgüye aykırı tutum ve davranış başka ülkelerde hükümetleri devirecekken ne tuhaftır ki Türkiye’de sarayı ayakta tutuyor.

“Bu kadarı da olmaz” denilen ne varsa oluyor ve halkın önemli bir bölümü yapılan algı operasyonları sonucu durumu kabulleniyor.

Yılbaşı günü kimi medya organlarında Ağrı’nın eski Baykalcı yeni Erdoğancı belediye başkanı Savcı Sayan’ın evlere dağıttığı yardımları sosyal medyada yayınlamasına yönelik eleştiriler vardı.

Pek çok kullanıcı “Bu adam belediye kaynakları ile sağladığı yardımları sanki kendisininmiş gibi sunuyor. Böyle ayıp olmaz” falan filan diyerek tepki gösterdiler.

Oysa bu durum neredeyse 20 yıldır böyle.

AKP iktidarı tamamı halkın kaynaklarından oluşan her hizmeti partinin hatta bizzat Erdoğan’ın hizmeti gibi sunmadı mı?

Ağrı’da da durum farklı değil ki.

Kandırılmayı artık içselleştiren ve “Avanta geliyorsa nereden gelirse gelsin bana ne” diyen vatandaştan tepki beklemek ve bu yöntemlerle AKP’yi devirmeyi düşünmek bence ham hayalden başka bir şey değildir.

YENİ ÖĞRENDİM

Adalet Partisi de seçime katılma hakkı kazandı

Genel başkanlığını Vecdet Öz’ün yaptığı Adalet Partisi yılın son haftasında genel kurulunu bitirdi ve seçime katılmaya hak kazandı.

Yüksek Seçim Kurulu’nun belirlediği tüm kuralları yerine getiren ve örgütlenmesini bitiren Adalet Partisi yapılacak ilk seçimlere katılabilecek.

Partinin genel başkanı Vecdet Öz’ün genel kurulda yaptığı bir değerlendirme dikkatimi çekti.

Şöyle diyor Öz;

“20 yıl sonra bu topraklarda;

Tarihinden koparılmış bir Millet..

Kur’an’dan koparılmış bir Din..

Gücü zayıflatılmış bir Ordu..

Ekonomisi çökertilmiş bir Devlet..

Sefalet içinde bir Toplum..

Demografik yapısı tahrip edilmiş bir Ülke yaratarak kendi kontrollerinde bir düzen kurmayı başardılar..

Cumhuriyet’in 100. yılı olan 2023 yılı ise bu ezeli kinin amacına ulaşacağı manidar bir tarih olarak telaffuz edilmektedir..”

Seçimlere katılma hakkı olan diğer partiler ise şunlar;

Adalet ve Kalkınma Partisi, Anavatan Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, Büyük Birlik Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrasi ve Atılım Partisi, Demokrat Parti, Demokratik Sol Parti, Genç Parti, Halkların Demokratik Partisi, Hür Dava Partisi, İYİ Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Muhafazakar Yükseliş Partisi, Saadet Partisi, Sol Parti, Türkiye Komünist Partisi, Vatan Partisi, Yeniden Refah Partisi.

Bİ SORALIM BAKALIM

İyi de sonra ne olmuş?

Saray iktidarının artık miadı dolmuş bakanlarından Süleyman Soylu’nun yine ayakları dolandı.

Bugüne kadar kamuoyunda çeşitli suçlardan adı geçen kim varsa o kişiyle ortaya mutlaka fotoğrafı çıkan Soylu’nun birlikte görüntülendiği son kişi Şeyhmus Özkan.

Bu kişi Brezilya’da özel uçakta 1,3 ton kokain ele geçirilmesine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanmış sonra da serbest bırakılmıştı.

Süleyman Soylu ilk kez yine kriminal biriyle çıkan fotoğrafından sonra ilk kez açıklama yaptırma tenezzülünde bulundu.

Ama açıklama da bir tuhaf.

Soylu’nun bir adamı tarafından yapılan açıklamaya göre bu fotoğraf 7 Aralık 2018’de çekilmiş.

Şeyhmus Özkan meğer Soylu ile DYP döneminden tanışıyormuş, tehdit edildiğini söyleyerek randevu istemiş, Soylu da randevu vermiş bir daha da görüşmemişler.

Açıklamanın devamında şaşırtıcı bir bölüm var.

Buna göre Şeyhmus Özkan, PKK’nın kendisini tehdit ettiği gibi Selahattin Demirtaş’ın da telefonla arayarak para istediğini anlatmış ve hatta bu konuşmanın kaydını bile dinletmiş.

Bunun üzerine Süleyman Soylu bunun incelenmesi talimatını vermiş.

Hepsi güzel de aradan üç yılı aşkın süre geçmiş.

Ne oldu o kayıtların, iadelerin sonucu acaba?

İstanbul Emniyeti, hâlâ mı inceleme yapıyor?

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Cem Yılmaz kasetten izlenmez, film eleştirisi videosu izlenerek yapılmaz

Saray medyasının bazı isimleri birkaç gündür sanatçı Cem Yılmaz’a taktı kafayı.

Cem Yılmaz Netflix için bir özel program hazırlamış, yılbaşından bu yana gösterimde.

Saray yazarları Cem Yılmaz’ın artık eskisi gibi güldürmediğini, kendini kastığını ileri sürüyor.

Tabii bunları yazmalarının altında aslında Cem Yılmaz’ın medeni duruşuna duydukları öfke var.

Cem Yılmaz bir sanatçı duyarlılığı içinde ülkenin sorunlarına karşı sessiz kalmıyor, çok küçük ayrıntılarla da olsa tavrını belli ediyor.

Bu, sarayın adamlarını çıldırtmaya yetiyor.

Tıpkı Tarkan gibi, Şahan Gökbakar gibi, Sıla gibi, Müjdat Gezen, Metin Akpınar, Genco Erkal, Fazıl Say gibi.

Adını sayamadığım daha nice sanatçı gerçek bir sanatçı davranışıyla iktidarın kulu, kölesi olmayı reddediyor.

Simit yiyerek ve ekmeği azaltarak ekonomik krize karşı direnme saçmalıklarına bulaşmıyorlar.

Gelelim Cem Yılmaz’a saldırılara.

Saray yazarları hem cahil hem de görgüsüz oldukları için bir sahne sanatçısını kasetten izleyerek değerlendirmeye kalkıyorlar.

Bunlar film eleştirilerini de televizyondan veya videodan izleyerek yaparlar hep.

Oysa Cem Yılmaz gibi sanatçıların değerlendirilme yeri sahnedir.

Sinema filmi, sinema salonunda izlendikten sonra üzerinde sanatsal konuşma yapılabilir

Cem Yılmaz ve diğer sahne sanatçıları seyirciyle birlikte gerçek anlamını buluyor.

Salonu dolduranların kahkahalarının, laf atmalarının, susmalarının içinde olmadan Cem Yılmaz’ı anlamak mümkün değil ki.

Cem Yılmaz’ın son gösterisini ben de izledim, tabii ekrandan, Cem Yılmaz eski Cem Yılmaz performansında, buna karşı ekran o tadı alıp götürüyor biraz.

 

Yazarlar

İşte yeni dünya rekorumuz
Can Ataklı