Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden Kathimerini’de yayımlanan kapsamlı bir analiz, İsrail vatandaşlarının Güney Kıbrıs’taki gayrimenkul ve toprak alımlarının boyutunu ve adada yarattığı derin etkiyi gözler önüne serdi.
Söz konusu haberde, İsraillilerin mülk ediniminin basit bir ticari yatırım olmaktan çıktığı, doğrudan kalıcı bir yerleşim hareketine dönüştüğü vurgulandı. Kritik bölgelerdeki arazi satışlarının hız kazanmasıyla adada "Ne kadar toprak el değiştiriyor ve hangi stratejik alanlar satılıyor?" soruları yüksek sesle tartışılmaya başlandı. Yunan analistler, konunun antisemitizm tartışmalarına indirgenerek üstünün kapatılamayacağını, Rum yönetiminin büyük bir stratejik tuzakla karşı karşıya olduğunu belirttiler.
3 ŞEHİRDE YOĞUNLAŞTILAR
İsraillilerin özellikle Larnaka, Limasol ve Baf kentlerinde en aktif yabancı alıcı grubuna dönüştüğü kaydedilirken, toplumsal ve fiziki değişimin merkez üssü olarak Larnaka gösterildi.
Bölgede sadece konut satın alınmakla kalmadığı; Yahudi topluluğuna özel okullar, ibadethaneler, ticari işletmeler ve bağımsız altyapı tesislerinin de hızla inşa edildiği aktarıldı.
Bu tablonun, geçici turistik veya ticari hamlelerden ziyade adada kalıcılığı hedefleyen kapalı topluluklar oluşturduğu ifade edildi. Yaşanan gelişmelerin bölgede ciddi bir konut krizine, gayrimenkul fiyatlarının fırlamasına ve yerel dokunun bozulmasına yol açtığı altı çizildi.
RUM YÖNETİMİ HEDEF ALINDI
Analizde, kontrolsüz mülk satışı ve demografik risklerin ana sorumlusu olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi hedef alındı. Rum hükümetinin süreci yalnızca kısa vadeli sıcak para akışı ve ekonomik getiri odaklı okuduğu; arazi yoğunlaşmasını, toplumsal dönüşümü ve yerel halk üzerindeki yaşam baskısını göz ardı ettiği eleştirisi getirildi.
Rum yönetiminin bu denetimsiz politikayı sürdürmesi halinde, İsrail ile olan diplomatik ve toplumsal ilişkilerin halk nezdindeki kabulünün tamir edilemez şekilde zarar göreceğine dikkat çekildi.