Ümit Zileli
29 Nisan 2021

İşçiye yoksula yaşamak haram!..


Tam kapanma mı dediniz?..

Güldürmeyin lütfen beni! Hatta kahkahalarla ağlatmayın! Hangi tam kapanmadan söz ediyorsunuz Tanrı aşkına? İçişleri Bakanlığı Genelgesi’nde “kapanmadan muaf” kaç sektörden söz ediliyor biliyor musunuz?

Tam 43 sektör!..

Bitmedi! Daha kısmen muaf olanlar var, izinli seyahatler var, camiler açık, buna karşılık mesela alkol satışı yasak, tekel bayileri sizlere ömür! Bilim insanlarına soruyorsunuz “Hayretler içindeyim”, “Kapanmayla ne ilgisi var anlayamadım” gibi yanıtlar alıyorsunuz! Aslında anlaşılmayacak bir şey yok; korona ile tabii ki hiçbir ilgisi yok, bu iktidarın 20 yıla yakın süredir inceden inceye ördüğü, kararlılıkla yürüdüğü ince uzun bir yol var:

Adına kısaca şeriat diyoruz!..

DİSK Araştırma Merkezi, yayınladığı son raporda “tam kapanma” ilanının kocaman bir palavra olduğunu net bir şekilde ortaya koydu! Biliyorsunuz, 84 milyonluk Türkiye’de çalışan sayısı sadece 26 milyon 800 bin! Diğer bir deyişle gençler, üniversite mezunları başta olmak üzere 10 milyonun epey üzerinde işsiz var!

Tam kapanma dönemi denilen 17 günlük yasak döneminde, bu durumdan muaf tutulacak çalışan oranı ne kadar biliyor musunuz?

En az 16 milyon 400 bin!..

Yani istihdamın yüzde 61’lik bölümü “marş marş fabrikalara, işyerlerine” durumunda! Kapanma denilen duruma uygun çalışan sayısı ne kadar peki?

Yalnızca 4 milyon 400 bin!..

Bir de yüzde 22’lik bir kesim var; 6 milyon çalışanı kapsayan bu kesim de “kısmen muaf” statüsünde bulunuyor! Böyle olunca ne olmuş oluyor peki? “Marş marş”çalışmaya gideceklerin oranı yüzde 70’e, sayı ise 20 milyonun üzerine çıkıyor! Tam kapanmanın kod adı ise şöyle oluyor bu durumda:

Saldım çayıra, Mevlam kayıra!..

17 gün çalışmasalar ülke batar maazallah!

Bir de şu muaf olan iş kollarına bakalım:

İnşaat sektöründe çalışanlar, fabrika işçileri, geçici tarım işçileri, hayvancılık sektöründe çalışanlar, lastik tamircileri, ÖSYM sınavına katılacak öğrenciler, araç muayene istasyonları ve randevusu bulunan araç sahipleri…

Özellikle aklıma pek yatmayanları yazdım. Kısacası, tam kapanma düzeninde Türkiye’nin neredeyse yarısı dışarıda, diğer yarısı içeride olacak!.. DİSK Araştırma Merkezi bu durumu şöyle anlatıyor raporunda:

Sanayi ve inşaat işçileri ile hizmetler sektörünün bir çok alt sektörü olmak üzere zorunlu olmayan mal ve hizmet üretiminde milyonlarca işçi çalışmaya devam edecek!

Bu düzene ne ad yakışır derseniz bu yazının başlığını öneririm! Zenginler, hali vakti yerinde olanlar çoktan sayfiyedeki evlerine, otellere kaçtı bile. Açlık pahasına, hiçbir destek olmaksızın evlerine hapsedilenler zaten malumunuz! Bu durumda Corona ile dans edecek olanlar net biçimde ortaya çıkmış oluyor:

İşçiler!

Yoksullar demedim, işçiler zaten karnını bile zor doyuruyor; işçi, memur, emekli demek eşittir yoksul anlamına geliyor uzun yıllardır cennet memleketimizde!..

İşçi ölümleri açlık ve yoksulluk verileri!..

İşçiler ve yoksullar Corona belasından sıyrılabilse dahi onları pek çok belanın tehdit ettiğini ben söylemiyorum, araştırmalar zaten kabak gibi ortaya koyuyor!

Mesela, Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Hak İhlalleri. raporunda, AKP’nin iktidara geldiği yılda 146 olan işçi ölümleri 2020 yılında 2 bin 427’ye yükseldi!

Çarpıcı değil mi? Aynı raporda 2002-2020 yılları arasında en az 26 bin 407 işçinin “önlenebilir sebeplere rağmen” yaşamını yitirdiği de yazıyor! 502 işçinin ise aynı aralıkta intihar ettiğini de belirtiyor!

Şu bir yıllık pandemi döneminde ise 861 işçi yaşamını kaybetti!

Ayrıca bu dönemde her ay yaklaşık 15 bin işçi, toplamda ise 177 bin işçi kısaca Kod-29 denilen “yüz kızartıcı hal” aşağılık gerekçesiyle işten atıldı!..

İşçilerin de ilk sıralarında yer aldığı yoksul halkın durumu ise tek kelimeyle içler acısı! Türkiye İşci Sendikaları Konfederasyonu Türk-İş’in son araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 767 liraya ulaştı. Temel ihtiyaçlar, kira, giyim, okul gibi gereksinimlerin de işaret edildiği yoksulluk sınırı da 9 bin 13 lira olarak belirlendi! Başımızdaki iktidarın aldığı, daha doğrusu almadığı “önlemlere!” bakınca hazin durum bu yazının başlığına cuk oturuyor sanırım:

Bu düzende işçiye-emekliye-memura-yoksula yaşamak haram!..

Yazarlar

İşçiye yoksula yaşamak haram!..
Ümit Zileli