Memduh Bayraktaroğlu
9 Haziran 2021

İnemeyeceğiniz yüksekliğe başkalarının yardımıyla çıkmayın…


Süleyman Soylu, DP Genel Başkanı’ydı

Genel Başkanlığındaki DP, 2009 yerel seçimlerinde başarılı olamayan Soylu, genel başkanlıktan istifa etti…

Süleyman Soylu

O günden sonra üye olmamakla birlikte AKP’ye destek vermeye başladı…

12 Eylül 2010 referandumunda; AKP’den bağımsız olarak bütün Türkiye’yi dolaştı…

DP’li seçmenlerden anayasa değişikliği için “evet” oyu istedi…

2012’ye kadar yine dışarıdan AKP’ye ve bir zamanlar ağır hakaretler ettiği Erdoğan’a destek oldu

AKP ve Erdoğan’a verdiği destek nedeniyle…

DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un talebi üzerine parti Disiplin Kurulu’na verildi…

Yapılan parti içi yargılama sonucu DP’den ihraç edildi…

DP üyesiyken, Erdoğan’a verdiği destek çalışmalarının semeresini gördü… Ve…

Erdoğan tarafından AKP’ye davet edildi…

2012 yılında bir törenle AKP rozeti taktı…

Soylu’nun AKP rozeti takmasıyla birlikte…

O güne kadar…

İslamcı ve fakat etkinliği hiç olmayan bir kanalda program sunan…

Bir internet sitesinde de köşe yazıları yayımlanan bir genç adam…

Televizyon dünyasında füze hızıyla yükselmeye başladı…

Kimdi bu genç adam?..

Anlatayım…

MAL MÜLK SAHİBİ OLMA TUTKUSU…

Bu genç adam…

Siyasi hayatının DYP ve DP’de geçen günlerinde Soylu’nun yanından ayrılmıyordu…

Yanlış bilmiyorsam, nikah şahitliğini de Soylu yapmıştı…

Ve aynı süreçte; Soylu’nun etkin olduğu medyada çok az maaşla hayatını sürdürmeye çalışıyordu…

Soylu, AKP’ye transfer

Ve… Kısa sürede AKP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olunca…

Bu genç adam da Habertürk Ankara Temsilciği görevine getirildi…

Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığı’na atanması üzerine Habertürk Genel Müdürlüğü’ne tayin edildi…

Yani…

Soylu yürüyüşü sayesinde ve sadece 4 yılda

Sıradan bir haber kanalı ve sıradan bir internet sitesi köşesinden…

Ülkenin en etkin 3 haber kanalından biri olan Habertürk Genel Müdürlüğü’ne…

Ve bugün o genç adam…

Yurt dışında kaçak yaşayan…

Kara para aklama suçuyla:

Hem ABD’de…

Ve hem de…

Türkiye’de “tutuklanmak” üzere aranan…

Kirli bir tefeciden, 10 milyon Euro avanta almış olmakla suçlanıyor…

SENİN OLMAYAN GÜCE DAYANIRSAN, O DÜŞTÜĞÜNDE SEN DE DÜŞERSİN…

O genç adamı, İçişleri Bakanı’nın talimatlarıyla füze hızıyla yükselten TV kanalı patronajı

Yine füze hızıyla “zorunlu” izne çıkardı… Geri döner mi?..

Kanal yönetimi durum değerlendirmesi yapacaktır…

Soylu, bakanlık görevine devam ederse…

Hiç şüpheniz olmasın ki; o da görevine dönecektir

Soylu görevden alınır ise…

Onu füze hızıyla yükselten patronaj bu defa:

“Kirlenmiş kişilerle çalışmamız mümkün değildir” diyerek bir tekme de onlar vuracaktır…

Elbette hayatının bundan sonrası da yine, bir eli yağda bir eli balda geçecektir…

Çünkü…

Kaçak tefeciden aldığı iddia edilen paralar torunlarının torunlarına yetecek miktardadır…

Ama artık: Klavyesini, kalemini, beynini ve ruhunu; kirli paraya satmış biri olarak anılacaktır…

Ne demişti Sadi-i Şirazi:

“Eksik olsun zilletle elde ettiğin yemek; tenceren kaynıyor, şerefin devrilmiş…”.

AKP VE MHP MİLLİYETÇİLİĞİ…

Fransız milliyetçiliği şöyle der:

“Fransız’ım ve ülkemi çok seviyorum hatta ona tapıyorum bile ama Fransa beni aç bırakırsa, onu satarım…”.

Bu da bizden bir halk deyişi.

“Doğduğun değil, doyduğun yer memleketindir…”.

AKP ve MHP ne din olarak Müslümanlığı biliyor… Ne de ulus olarak Türklüğü anlayabiliyor…

Zannediyorlar ki…

Türkiye soyulsun…

İşsizlik dayanılmaz noktaya gelsin…

Her 100 gençten 33’ü işsiz olsun…

Ama… Yine de o gençler

Ülkeleri (Siyasi irade) için canlarını versin…

Verir mi?..

Denesinler de görelim…

KAHRAMAN SAVCILAR İŞ BAŞINDA…

Kim demiş savcılarımız korkuyor?..

Kim demiş savcılarımız soruşturma başlatmıyor?..

Sedat Peker

Buyurun o halde…

Şu haberi okuyun da görün bakalım:

Savcılarımız uyuyor mu?..

Haber şöyle:

“Sedat Peker’in Sezgin Baran Korkmaz’ın, İçişleri Bakanlığı’nda bakan ile görüştüğüne ilişkin iddialarını haberleştiren Cumhuriyet’e soruşturma açıldı…”.

Neymiş?..

Demek ki savcılarımız…

Peker’in iddialarını izliyor ve soruşturma başlatıyor…

“Ama…” diye başlamayın lütfen…

Soruşturma başlatılmış ya…

Siz ona bakın…

DEVLET ADAMI OLMAYINCA…

Merkez Bankası eski başkanlarından Rüşdü Saraçoğlu, sosyal medya hesabında diyor ki:

“Benim dedem Şükrü Saraçoğlu da çok aptalmış herhalde. 1923-1950 arasında tam 27 sene devlette, Cumhurbaşkanlığı dışındaki en üst düzey görevlerde çalışmış ve 1953’te Teşvikiye’de kiralık bir apartman dairesinde kiracı olarak ölmüştür.”.

Şükrü Saraçoğlu

Rüşdü Bey

Tabii ki ironi yapıyor…

Tabii ki…

Merhum dedesinin çok akıllı olduğunu kendisi ve tüm ailesi de biliyor…

Rüşdü Saraçoğlu

Ve yine biliyor ki Rüşdü Bey…

Devlet insanları akıllı oldukları için:

Ulusun geleceğini…

Kasabalı politikacılar ise kurnaz oldukları için:

Kendi geleceklerini düşünürler…

Merhum başbakanlarımızdan Şükrü Saraçoğlu Devlet İnsanı idi…

Haliyle kiralık bir evde sonlandı hayatı…

Politika tüccarları ise…

Siyasi hayatlarından önce…

Binecek bisikletleri bile yokken …

İktidar olduktan sonra…

İrice bir holding patronundan daha fazla servete sahip oluyorlar…

Son 20 yıldır Devlet İnsanı hasreti çektiğimiz içindir ki…

Bugün…

Ulus olarak bu haldeyiz…

Yani…

Kendi geleceklerini, ulusun geleceğinden daha çok düşünen politik kadrolar yüzünden…

 

Yazarlar

İnemeyeceğiniz yüksekliğe başkalarının yardımıyla çıkmayın…
Memduh Bayraktaroğlu