Barış Yarkadaş
19 Temmuz 2022

‘İmamoğlu Davası’ndaki ilginç gelişme…


CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı, siyasi iktidarın da ‘yakın takip’te olduğu “Ahmak’’ davasının yeni duruşması 21 Eylül tarihinde görülecek. İmamoğlu, bu davada Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine “Ahmak” demek ve kamu görevlilerine hakaret etmekle suçlanıyor. CHP’li başkan bu dava sonucunda 1 yılı aşkın bir ceza alırsa ‘siyasi yasaklı’ haline gelecek. Dolayısıyla belediye başkanlığı da ‘düşecek.’

Mesele yukarıda da ifade ettiğim üzere ‘hayli ciddi’ olduğu için davanın seyri herkes açısından önem taşıyor. Zira; İmamoğlu’nun ceza alması ve başkanlığının düşürülmesi halinde, meclis çoğunluğu AKP’de olduğu için, belediye başkanlığı da CHP’den AKP’ye geçiyor.

Ekrem İmamoğlu

AKP NEYİN PEŞİNDE?

Hatırlarsanız, iki ay önce yine bu köşede AKP kurmaylarının AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bizim elimizde olması çok büyük avantaj sağlar’’ dediklerini aktarmıştım. AKP belli ki; seçimde kazanamadığı belediyeyi ‘dolaylı yollardan’ elde etmekte kararlı…

Davanın seyrine dönersek…

1 Haziran 2022 tarihinde İstanbul Anadolu Adliyesi 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, CHP’li İmamoğlu için 4 yıla kadar hapis istenmiş ancak davanın Hakimi Hüseyin Zengin, uzman görüşünü içeren raporun incelenmesi için dosyayı savcılığa göndermişti. Hakim Zengin, duruşmayı da 21 Eylül 2022 tarihine ertelemişti.

Doğrusu, duruşmanın yapıldığı 1 Haziran günü herkes karar çıkmasını bekliyordu. Hakim duruşmayı erteleyince, adli çevreleri iyi bilen bir dostumu aradım ve “Karar neden çıkmadı?” diye sordum. Yargı çevrelerinde etkili olan kaynağım, “Hakim Bey, belli ki bunaldı. İktidar bu işin bir an önce sonuçlanmasını istiyor. İddialara göre, Ekrem Bey’e 2 yıl ceza vermesi yönünde ciddi telkinler var. Hakim Bey’in yakın çevresine telkinlerden dolayı bunaldığını söylediğini biliyorum. Davayı erteleyerek zaman kazanmak istiyor olabilir’’ dedi. Kaynağım, “Çok bunalırsa tayinini de isteyebilir. Böyle şeylere çok tanık olduk’’ ifadesini kullandı.

İSTEMEDİĞİ HALDE…

Bu konuşmanın üzerinden neredeyse 50 gün geçti…

Biz gözlerimizi 21 Eylül’e çevirmişken, önceki gün arayan başka bir kaynağımın verdiği bilgi ise olayın seyrinin değiştiğini gösteriyordu.

Hukukçu kaynağım, “Ekrem Bey’in davasına bakan hakimin tayinini çıkardılar. Hakim Bey, Samsun’da görevlendirildi” bilgisini verdi.

Ankara’da yaşayan ve adli çevrelerdeki gelişmeleri yakından takip eden kaynağım, “Hakim Bey bu tayini istemiyormuş. Ancak buna rağmen, duruşmadan iki hafta sonra, 19 Haziran 2022 tarihli kararname ile görev yeri değiştirilmiş” dedi.

HSK NE DİYECEK?

Kaynağımın iddiasına göre, beklemediği bir anda tayini çıkarılan Hakim Zengin, itiraz için HSK’ya başvurmuş. Yakın çevresi ve mesai arkadaşlarına iktidarın adliye içindeki uzantılarının davaya yönelik ilgisinin kendisini bıktırdığını söylediği belirtilen Hakim Zengin, buna rağmen Kartal Adliyesi’ndeki görevinde kalmak istiyormuş. Kaynağıma göre, Hakim Zengin, mevcut görevinde kalabilmek için HSK’ya giderek sözlü talepte de bulunmuş.

‘SÜRGÜN’ İDDİASI…

Ankaralı kaynağıma “Hakim Bey’in Samsun’a gönderilmesi nasıl yorumlanmalı?” diye sordum. Yargıda yaklaşık 35 yıl aktif görev alan ve şu an büyük bir şirkete danışmanlık yapan kaynağım, “İsteğin dışında gönderildiğin her yer sürgündür’’ cevabını verdi.

Devam edelim…

İmamoğlu davası daha da önem kazandı

Dün gün boyunca Hakim Hüseyin Zengin’e ulaşmaya çalıştım. İddiaları doğrulatabilmek için kendisiyle konuşmak istedim. Ancak bendeki telefon numarası sürekli kapalıydı.

Zengin’e ulaşamayınca Anadolu Adliyesi’nde görev yapan kaynaklarımı aradım. Onlar da yukarıdaki ifadelere benzer iddiaları dile getirerek davanın seyrinin ilginç bir hal aldığını belirttiler.

Bilindiği üzere TBMM’de yapılan son seçimlerde CHP ve İYİ Parti de HSK’ya 3 temsilci yolladı. Her iki partinin HSK’ya yolladığı hukukçular acaba bu gelişmeler karşısında ne yapıyor?

Eminim ki; bu yazı yayımlandıktan sonra Adalet Bakanlığı bir açıklama yapacak ve “Tayin, doğal seyri içinde gerçekleşmiştir’’ diyecek.

Ancak Hakim Zengin’in yakın çevresine tayin beklemediği ve görev yerinde kalmak istediğini söylemesi ise meselenin boyutunu değiştiriyor.

AVUKAT GÖRÜŞÜ

Ki; bu konularda teknik bilgilere haiz olmasıyla tanınan ve görüşlerine sık sık başvurduğum Avukat Yiğit Acar da ‘tayin’in normal olmadığını söylüyor. ‘’Bu bir sürgündür’’ görüşüne katıldığını belirten Avukat Acar, söylediklerini şöyle temellendiriyor:

“Anayasamızda yazılı olan ancak uzun yıllardır uygulanmayan hakimlik teminatını yerle bir eden yeni bir sürme kararıyla karşı karşıyayız. Ne yazık ki; özellikle Anadolu Adliyesi’nde hakim ve savcılara yönelik iktidar baskısı üst düzeyde. İstenen kararlara hükmetmeyen hakimlerin görev yerleri ilk fırsatta hakkaniyete aykırı bir şekilde HSK eliyle değiştiriliyor.”

Yargı yoluyla siyasi dizayn çabası

CHP’lilerin de adliye önüne gelerek takip ettiği 1 Haziran’daki duruşmadan iki gün sonra TV 100’de de söylemiştim:

Açılması ve görülmesi bile başlı başına bir gereksiz ve hukuksuz olan bu dava, siyasi iktidarın gölgesi altında sürüyor. İmamoğlu’nun avukatlarının yaptığı savunmaları takip ettiğiniz takdirde davanın zorlama yorumlarla açıldığı net bir şekilde görülüyor.

Evet; CHP’li Ekrem İmamoğlu siyaseten hata yaparsa bunu acımasız bir şekilde eleştiririm. Bir seçmen ve yurttaş olarak bu benim en doğal hakkımdır. Ancak İmamoğlu’nun seçimle kazandığı makamın meşru olmayan yollardan ele geçirilmeye çalışılmasına da sonuna kadar karşı çıkarım.

Bu yüzden, bu davayı ve davadaki tüm gelişmeleri yakından takip edeceğimi bir kez daha duyurmak istiyorum.

Sadece ben değil, kamuoyu da 21 Eylül’deki duruşmayı yakından takip etmelidir.

Yazarlar

‘İmamoğlu Davası’ndaki ilginç gelişme…
Barış Yarkadaş