Ümit Zileli
11 Kasım 2020

İktidarın dayanılmaz vurdumduymazlığı!


Şu kaderin cilvesine bakın…

Büyük Devrimci’nin 82. ölüm yıldönümünün eşiğinde, 19’uncu iktidar yılını sürdüren iktidar, ne Cumhuriyet tarihimizde ne de dünya üzerinde görülmemiş bir skandal ve utançla sarsıldı! O pek övündükleri “Yeni Türkiye’nin” ikinci adamı, Cumhurbaşkanı’nın damadı, Hazine ve Maliye’nin başı, yenilip yutulması zor bir istifa açıklamasını, üstelik instagramdan paylaştı ve adeta kaçarcasına çekip gitti!..

Aradan 27 saat geçti; hiçbir resmi açıklamanın yapılmadığı, iktidarın tam anlamıyla suskunluğa gömüldüğü, ilgili çevrelerin, muhalefetin, medyanın “papatya falı” açmaya mahkum olduğu koca bir gün!..

Ve bu süreç gözümüze çok yaşamsal bir gerçeği soktu; 82 yıl sonra, Türkiye Cumhuriyeti, yönetmekten iyice acze düşmüş bir iktidarın elinde adeta bir uçuruma doğru koşar adım sürükleniyordu!..

Bu ülkeyi bizlere armağan eden, özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı, yuttaşlığımızı borçlu olduğumuz Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının yanında bugünkü iktidar mensuplarının ne denli yetersiz kaldığını, hiçbir şeyden bir ülke ve ulus yaratanların yanında bir ülkenin liyakatsiz kadrolar elinde nasıl perişan olduğunu, nasıl bir hiçliğe mahkum edildiğini de böylece bir kez daha görmüş, anlamış olduk!..

Haysiyetli, çağdaş bir yurttaşlar birliğini, Türk Milleti’ni yeniden tarih sahnesine çıkaran Büyük Devrimci’yi çok büyük bir özlem, minnet, sevgi ve saygıyla anarken eksikliğini, dehasını bir kez daha anladık…

Penguenlere özgürlük!..

Burada “çuvaldızı” pek saygın medyamıza batıralım biraz da…

Yıllardır, taa bu iktidarın başından bu yana yandaş medyayı anlatan, eleştiren ciltler dolusu yazı yazdık… Gazetecilikle uzaktan yakından alakaları olmadığını, tüm yaptıklarının talimat almak, sonra da o talimatları yerine getirmek olduğunu bir çok belgeyle, örnekle gösterdik. “Alo Fatihler”, “Atın o adamı canlı yayından” skandalları, aynı elden çıkmışçasına atılan kopya manşetler, Gezi Olayları sırasında ekranlara getirilen “penguen belgeselleri” eminim hatırlardadır!

Ama böylesine bir kepazelik, böylesine bir düşkünlük tablosunu asla hayal edemezdik!

Böylesine bir korkaklığın, böylesine bir “aman başıma bir şey gelir” suskunluğunun, 5 gazete, beş televizyon dışında tüm medyayı esir alacağını rüyamızda görsek inanmazdık!

Aynen öyle oldu! İktidar partisi sözcüsünün istifa olayından 24 saat sonra yaptığı, yanaşma basını ve TV’leri izleyen ahalinin hiçbir şey anlamadığı “Cumhurbaşkanımızın takdirindedir” türünden suya tirit açıklamadan sonra biraz olsun kendine gelmesi umulan yanaşma medya, ancak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın 27 saat sonra yaptığı açıklamadan sonra kıpırdamaya cesaret edebildi; o da açıklamanın ruhuna uyarak:

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın “görevinden affı” talebi Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmiştir!

Hiçbirisi “istifa” sözcüğünü zinhar ağzına alamamıştı! Hatta bir tanesi hiç utanmadan “görev değişikliği” başlığını bile atabilmişti!

Ehh, öylesi bir medya ile ülkenin getirildiği yere hiç şaşmamak gerek…

Bir gazeteci olarak utandım, kahroldum ve bir dilek tuttum:

Penguenlere özgürlük!

Bu skandal bu iktidarı götürmez!

Götürmez çünkü durum hiç de umurlarında görünmüyor!

Ya da öyle görünmeye mahkumlar! Çünkü, iktidardan düşmek “en büyük Türk büyükleri” için adeta bir kabus niteliğinde! Önlerindeki 3 yıllık süreyi kullanmak için her yolu deneyeceklerdir…

Aslında, bu duruma düşmüş, sıfırı tüketmiş bir iktidarı hiçbir skandalın tek başına düşürmesinin de olası olmadığını düşünüyorum! Bunu gerçekleştirecek olan yine halkın ta kendisidir… Peki ya muhalefet? Artık her hafta grup toplantılarında eleştiri zamanları geçmişte kaldı; taşın altına elini koyacak, meydanlara çıkıp, halkı gerçeklerden haberdar edecek, kapı kapı dolaşacak bir muhalefet aranıyor!

Döviz rezervinin eksiye düştüğü, Türk Lirası’nın dünyanın en kötü para birimi konumuna geldiği, insanların emekçisiyle, işçisiyle, memuruyla emeklisiyle açlık ve yoksulluğun pençesinde eridiği bir düzende birileri hala bütün faturayı çekip giden Berat Albayrak’a yüklemenin peşinde! Saray’ı korumaya yönelen kalemler, troller, yorumcular göreceksiniz tüm okları onun üzerinde yoğunlaştıracak ve şöyle suçlamalarda bulunacaklar:

Eski bakan hiçbir hedefi tutturamadı!

Doğru tutturamadı, üstüne üstlük akıllara ziyan açıklamalar yaptı, ülkeyi perişan eden önlenemez kur yükselişlerini hiçe saydı. Ekonomi tarihinde hiçbir bakanın ulaşamayacağı bir başarısızlığın ardından gittiğinde Dolar, Avro düşüşe geçti! Ancak yerine gelen yeni bakan ile birlikte yüzde 2.5 oranında arttı yeniden!  AKP’li Cumhurbaşkanı, meydanlarda, Saray’da yaptığı konuşmalarda ne diyordu sıklıkla:

Türkiye ekonomisinin sorumlusu benim ben!

Başlıca sorumlusu benim” dediği zamanlar da oldu tabii… E, o zaman?

Giden bakan, atalarımızın deyişiyle “zevahiri kurtarmak” için mi gitti!..

Yazarlar

İktidarın dayanılmaz vurdumduymazlığı!
Ümit Zileli