Her anne baba aynı dilekle yola çıkar. Sağlıklı bir çocuk.

Çünkü çocuk sahibi olmak yalnızca biyolojik bir olay değildir. Aynı zamanda umut etmektir, gelecek hayali kurmaktır.

Ancak hayat her zaman planladığımız gibi ilerlemez. Bazen bir çocuk dünyaya diğerlerinden biraz farklı gelir. Down sendromlu çocuklar da bu farklılığın en bilinen örneklerinden biridir.

Down sendromu genetik bir farklılıktır. İnsan hücrelerinde normalde 46 kromozom bulunur. Down sendromunda ise 21’inci kromozomdan üç tane vardır.

Bu durum hamilelik sırasında oluşur ve doğumdan sonra ortaya çıkan bir hastalık değildir. Neden oluştuğu konusunda kesin bir sebep de yoktur.

Anne yaşının ilerlemesi risk ihtimalini artırabilir; ancak genç annelerde de görülebilir. Yani tamamen önlenebilen bir durum değildir.

★★★

Down sendromlu çocuklarda bazı ortak fiziksel ve gelişimsel özellikleri fark edersiniz.

Badem şeklinde gözler, küçük burun kökü, kasların normalden daha gevşek olması ve öğrenme gelişiminin daha yavaş ilerlemesi en bilinen özellikler arasındadır.

Buna rağmen doğru eğitim ve destekle pek çok Down sendromlu birey okula gidebilir, çalışabilir ve bağımsız bir yaşam sürebilir.

Down sendromlu çocuklar genellikle son derece sevgi dolu ve zararsızdır. İnsanlarla kolay bağ kurabilirler. İçten davranırlar.

Çoğu zaman kalpleri çok temizdir. İçlerinde hesap, kötülük yoktur.

Fakat onları en çok zorlayan şey genetik yapıları değil, toplumun bakış açısıdır.

★★★

Ne yazık ki Down sendromlu çocuklar çoğu zaman okulda yeterince destek göremiyor. Bazı çocuklar sınıfa dâhil edilmek yerine ayrı tutuluyor.

Bazı öğretmenler yeterli eğitim almadığı için nasıl yaklaşacağını bilemeyebiliyor. Kimi zaman da onları sınıfa dâhil etmekte zorlanıyorlar; çünkü bazı veliler “kendi çocuğum etkilenir” gibi yanlış düşüncelerle tepki gösterebiliyor.

Bazen diğer çocuklar yeterince bilgilendirilmedikleri için onları tuhaf görebiliyor ve dışlayabiliyor.

Yavaş oldukları düşünüldüğü için geri planda bırakıldıkları da oluyor. Doğal olarak bu durum yalnızca Down sendromlu çocukları değil, ailelerini de derinden etkiliyor.

Toplum içinde de benzer durumlar yaşanıyor. İnsanlar farklı gördükleri birine nasıl davranacağını bilemeyince uzak durmayı tercih ediyor.

★★★

Oysa Down sendromlu bireylerin en güçlü yönlerinden biri duygusal dünyalarıdır.

Sevgiye açık olmaları, samimiyetleri ve içtenlikleri en belirgin özellikleridir. Onların dünyasında rekabet, statü ya da çıkar hesapları yoktur. Sadece sevgi vardır.

Bu yüzden mesele onları değiştirmek değildir. Mesele onları anlamayı öğrenmektir.

Farkındalık tam da bu noktada önem kazanır. İnsanlar bilmedikleri şeyden korkar, fakat tanıdıkça korku yerini anlayışa bırakır.

Down sendromlu çocukların toplumdan uzak tutulması değil, tam tersine toplumun içinde büyümesi gerekir. Çünkü kabul görmek onların gelişimi için en güçlü destektir.

Bu bireylerin toplumun bir parçası olduğunu kabul etmek, yalnızca onların hayatını değil, toplumun vicdanını da güçlendirir.

Bazen bir çocuğun dünyayı değiştirmesi için çok büyük şeyler yapması gerekmez. Sadece size gülümsemesi bile yeterlidir.