Canınız sağ olsun demeyi çok isterdim ama, bir türlü bu kelimeleri söyleyemiyorum. 24 yıl sonra katıldığımız Dünya Kupası'ndan puan almayı bırak neredeyse gol atamadan elenmiş olacağız. Suçlamak kolay, günah keçisi bulmak kolay ama çözümün bu olmadığı da aşikâr. Büyük umutlarla gönderdiğimiz millilerimizden bekletilerimiz çoktu, hatta çeyrek final hayali bile kuruluyordu. Sonuç? Hüsran... Yıllardır Türkiye Milli Takımı'nın en büyük sorunu Teknik Direktörlerin kadro seçimleri. İster yerli, ister yabancı isim olsun bu sorun hep devam ediyor ve edecekmiş gibi de duruyor. Kadroyu oluştururken belirledikleri kriterleri tam olarak bilmesekte, sezon boyunca takip ettiğimiz oyuncuların neler yaptıklarını ve başarılarını görebiliyoruz. Ve bu soruyu sormadan olmayacak gibi, kadro seçimlerine kim müdahele ediyor.
✶✶✶
Tamam, takımımız genç ve kaliteli ayaklara sahip. Üst düzey liglerde üst düzey takımlarda oynuyorlar. Ama bir türlü kendi takımlarındaki performanslarını milli takımda gösteremiyorlar. Bunun en güçlü örneği kaptanımız Hakan Çalhanoğlu, İnter'de başardıklarıyla hepimiz mutlu oluyoruz ama bir türlü o izlediğimiz Hakan'ı milli takımda göremiyoruz. Ya Orkun Kökçü, Beşiktaş ve Süper Lig'in bu sezon en formda ismi olmasına rağmen Avustralya maçını kaybetmemizin sebebi oymuş gibi bugün sahada yok. Pardon, 86'da oyuna dahil oldu. Ve Türkiye'nin bir türlü anlayamadığı Kerem Aktürkoğlu inadı. Bu inat maç değil, 24 yıllık kupa hasretinin 2 maçta bitmesine neden oldu. Tabi bu Kerem'in verimsiz olduğu yer de oynadığı gerçeğini değiştirmez.
✶✶✶
Çok isim var ama daha fazla akıl vermeye gerek yok. Artık önümüze bakmamız lazım. Evet genç bir takımız, daha çok turnuva ve maç var. Önümüzdeki günler ne gösterir bilinmez ama, iyi bir yapılanmayla milli formayı gerçekten hakeden isimlerden kurulan bir takımla başaramayacağımız hiç bir şey yok.