Gündeme düşen her ağır suçtan sonra idam meselesi gündeme geliyor. Özellikle çocuk istismarı gibi insanın içini yakan olaylarda. Haklı olarak kimse böyle bir suçun cezasız kalmasını istemiyor. Hele suçluların eften püften sebeplerle ceza indirimi alıp tekrar halk arasına karışmasına öfke büyük. Herkes suçluların hem ceza çekmesini istiyor hem de diğerlerine ibret olmasını.
Buna itiraz eden yok. Toplumun öfkesini anlıyorum. Çocuk istismarı affedilecek bir suç değildir. Ama mesele affetmek değil. Mesele sistemi nasıl kurduğumuz. Hukuk öfkeyle kurulmaz.
İdam cezası geri dönüşü olmayan bir cezadır. Hata payı veya yanlış bir yargılamanın telafisi yoktur. Dünya tarihinde masum olduğu sonradan ortaya çıkan birçok idam mahkumu var. Bu gerçek ortadayken “idam yasası çıksın” demek kolay ama sonuçları ağırdır.
★★★
Son günlerde yine sosyal medyada Çin’de çocuk istismarı için idam yasası geldi, biz de gelsin diye paylaşımlar yapılmakta.
Sosyal medyada dolaşan, Çin’in tüm çocuk tacizcilerini otomatik olarak idamla cezalandıracağına dair genel bir yasa çıkardığı iddiası doğru değildir. Çin’de çocuklara yönelik cinsel istismar suçları zaten ağır cezalandırılıyor ve bazı çok ağır vakalarda ölüm cezası uygulanabiliyor. Bu yeni bir yasa değil; mevcut ceza kanunu içinde belirli ağır suçlar için öngörülmüş en üst ceza seçeneğidir.
★★★
İdam “sadece çocuk istismarcıları için” denilerek çıkarılabilir. Metne böyle yazılabilir. Fakat hukuk sistemlerinde suç tanımları sabit değildir. Genişleyebilir. Yorum değişebilir. Kapsam büyüyebilir. Başlangıçta dar bir alan için getirilen bir ceza, zamanla başka suç başlıklarına da uygulanabilir.
Burada asıl soru buna yarın kimin karar vereceğidir.
Bir ülkede yargı tam bağımsız değilse, siyasi kutuplaşma yüksekse ve suç tanımları geniş yorumlanabiliyorsa, idam cezası sadece ceza olmaktan çıkar, güç aracına dönüşür. Güç yoğunlaştığında ve yargı bağımsızlığı zayıfladığında, ölüm cezası siyasal araç haline gelebilir. Bu, sadece Türkiye için değil herhangi bir ülke için de geçerlidir.
Tarihte bunun birçok örneği vardır.
İdam cezası bir kez hukuk sistemine geri dönerse, mesele sadece “kim için çıkarıldı” sorusu değildir. Mesele, siyasal otoriteye geri dönüşü olmayan bir yetki vermektir. Ölüm cezası, en uç siyasal güçtür. Geri alınamaz. Telafisi yoktur.
★★★
Geri dönüşü olmayan bir yetkiyi hukuk sistemine sokmak, güçlü bir fren mekanizması gerektirir. Eğer denge ve denetim mekanizmaları sağlam değilse, verilen her olağanüstü yetki bir gün başka alanlara da kayabilir. Bugün en ağır suçlu için istenen yetki, yarın başka bir başlık altında genişleyebilir.
Sınırsız güç, iyi niyetle başlasa bile zamanla farklı ellerde farklı amaçlara hizmet edebilir.
Çocukları korumak için güçlü, hızlı ve tavizsiz bir adalet sistemi gerektiği doğrudur ama geri dönüşü olmayan bir ceza, sistem kusursuz değilse risklidir.
Mesele merhamet değil. Mesele güvenli bir hukuk düzeni kurmak. Çünkü bir gün ölçüt değişirse, o yetkinin sınırı da değişir. Ve hukukta sınır kaydığı an, kimsenin güvencesi kalmaz.