Ümit Zileli
3 Nisan 2021

Hiç ders almıyorlar!..


İstanbul yerel seçimlerinde iktidar partisi büyük bir şoka uğramıştı…

AKP’li Cumhurbaşkanının “Kenar ilçenin başkanı” diye dalga geçtiği Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, koskoca Meclis Başkanı, AKP’nin ağır toplarından Binali Yıldırım’ı yaklaşık 30 bin oy farkıyla mat etmişti!..

AKP bu durumu kabullenemiyordu; “Hiçbir şey olmadıysa bile mutlaka bir şey oldu” türünden abuk subuk açıklamalar, YSK’yı abluka altına alıp ilçelerde defalarca oy sayımına gitmeler filan derken, oy farkı 13 bine kadar düşürülmüştü ancak daha fazlası olmuyor, fark bir oy bile gerilemiyordu!..

Sonrasında, ne yapıldı, edildi, dünya demokrasi tarihine geçecek bir YSK kararıyla İstanbul’da yalnızca “Büyükşehir seçimi” iptal edildi, ilçe belediye ve meclis seçimlerine dokunulmadı, iptal edilen kısım için yeniden seçim kararı alındı!

Yani, büyükşehirde “bir şeyler olmuş”, diğerleri gayet “namuslu” geçmiş diyordu, YSK’nın 7 üyesi!..

Bu arkadaşlar tarihteki mümtaz yerlerini aldılar tabii! İstanbul Büyükşehir seçimi yeniden yapıldı. AKP’nin tüm üst düzeyi sahaya indi. AKP’li Cumhurbaşkanı, tüm gücüyle mitingler falan düzenledi; öyle ki, Belediye Başkan Adayı Binali Bey mikrofonu eline alıp “Ben sizleri daha fazla meşgul etmeyeyim, sayın Cumhurbaşkanımızla baş başa bırakayım” filan bile dedi!..

Yetmedi, seçime iki gün kala İmralı’daki terörist başının mektubu televizyonlarda okutuldu… Bu da yetmedi, kırmızı bültenle aranan terörist başının kardeşi TRT ekranınına çıkarılıp “Aman Millet İttifakı’na oy vermeyin” filan diye Kürt yurttaşlarımıza karşı konuşturuldu! Peki sonuç?

Binali Bey bu kez 806 bin oy fark yedi!..

13 bin farkla “topal ördek” muamelesi görecek olan İmamoğlu, halkın büyük desteği ile koltuğuna geri döndü!.. Şimdilerde de bu kez belediye meclislerinde engellemeler, CHP’li büyükşehir belediyelerinin yetkilerini tırpanlamalar son sürat sürüyor…

Bunun bedeli ne olacak, onu da göreceğiz tabii!..

TBMM’ de darbe!..

AKP, daha geçtiğimiz gün ne İstanbul seçiminden ne de sonraki süreçte yaptığı engellemelerden ders aldığını bir kez daha tüm açıklığı ile gösterdi!..

İktidar partisi ve tabii küçük ortağının daha önce Meclis’e getirdiği ancak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi” değişik bir ambalajla tekrar milletvekillerinin önüne sürüldü!..

Neydi peki muhalefetin “OHAL teklifi” diye karşı çıktığı bu kanun teklifi?

İlk kez veya yeniden memuriyete ve kamu görevine atanacak herkes hakkında yapılacak bir araştırma. Kişiler hakkında her türlü araştırmanın “derinlemesine” yapılacağı, yalnızca kendisinin değil eşi, çocukları ve birinci derece kan bağı olanlar dışında ikinci derece akrabaları, eşinin ailesi gibi “sıhri hısımları” nın da araştırılması hükme bağlanıyor!

Bu da yetmiyor, kişi hakkında oturduğu mahalledeki insanlarında görüşüne başvurulacak! Muhalefet bu durumu gayet yerinde bir sözcükle “fişleme” olarak yorumluyor… Kendisinden olmayan herkesi sistem dışına itmeyi amaçladığı da iddia ediliyor!..

İşte, içeriği bu olan teklif önceki gün Meclis Genel Kurulu’na geldi ve ne oldu dersiniz?

Muhalefet oylarıyla reddedildi!..

Halbuki MHP ile birlikte oyları yasayı çıkarmaya yetiyordu. Kulislerde bu durum “MHP’nin ortağına ikazı” olarak yorumlandı!

Bu durumda, normal olarak ne olması gerekiyordu peki? Her şeyin baştan başlaması, yeniden komisyon oluşturulması, içtüzüğün emrettiği yolda yürünmesi gerekiyordu tabii…

Ama öyle olmadı, ne yazık ki!

“Pişman ederim!”

-Utanç verici biçimde tersi oldu!

Meclis Başkanı Mustafa Şentop sahneye çıktı, Başkanlık Divanı’nı topladı, 40-45 yıl öncesinden bugünkü durumla hiç alakası olmadığı muhalefet tarafından haykırılan bir, iki örnek bularak, yeniden oylamanın önünü açtı!.. Bununla da kalmadı, kendisini eleştiren CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’e de şöyle seslendi:

Pişman ederim!..

Nasıl pişman edeceğinin, neler yapabileceğinin detaylarını vermedi şimdilik! Artık, altından arabasını mı alır, genel kurul salonuna girme iznini mi askıya alır, doğrusu bilmiyorum; ancak Özel’in şu karşılığına yürekten katılıyorum:

O makam pişman etme değil, adalet dağıtma makamıdır!

Aslına bakarsanız, iktidar partisi bunu hep yapıyor; işine gelmeyen, hoşlanmadığı bir şey olduğunda, durumu lehine çevirmek için yasaları, içtüzüğü eğip bükmeyi de hiç ihmal etmiyor!

Ancak, bir de madalyonun diğer yüzü var; artık eski “cicim günleri” yok, kendi tabanı da dahil, her yaptığı eylem, değişiklik seçmen tarafından izleniyor. Eğer inanmıyorlarsa İstanbul seçimini bir kez daha incelesinler bence…

800 bin fark, dikkatle bakar ve de görürlerse çok şey anlatacaktır!..

 

Yazarlar

Hiç ders almıyorlar!..
Ümit Zileli