Ümit Zileli
22 Eylül 2020

Herkes bir günlüğüne ‘Saraylı’ olabilir!..


İktidar epey zor durumda…

Uzun zamandır süren, “Tek adam rejimi” ile iyice meydana çıkan eriyiş, bir türlü durdurulamıyor! Saray, bu durumun önüne geçebilmek için elinden geleni yapıyor doğal olarak; mesela İletişim Başkanlığı’nı bir tür “propaganda birimi” haline getirecek çalışmaların son sürat işleme konduğu haberlerini duymuşsunuzdur… Ayrıca memleket dahilindeki tüm kameraların yine İletişim Başkanlığı uhdesinde kurulacak bir yeni birime bağlanacağını da bizzat İçişleri Bakanı açıkladı… Hatta ben de geçen günkü yazımda bu açıklamayı duyurup George Orwell’in dünyaca meşhur “1984” romanına atıfta bulunup kitabın meşhur sloganını anımsatmıştım:

Big Brother is watching you- Büyük birader sizi gözetliyor!

Ancak, tüm bu çabalara rağmen bir türlü olmuyor; iktidar kendi tabanındaki memnuniyetsizliği gideremiyor, böyle olunca da erime sürüyor! Kampanyalar, algı yönetimi, dış dünya ile içeriyi etkilemeye yönelik çekişmeler, dalaşmalar hiçbir işe yaramıyor; öyle ki, ne Ayasofya’nın ibadete açılması (ki zaten ibadet yapılabiliyordu!) ne Karadeniz’de yüz milyarlarca metreküp doğal gaz bulunduğu müjdesi (ki yıllar içinde tam 9 kere aynı müjde verilmişti!) bu tükenişi durdurmaya yetebildi…

Olsundu! “Yeni Türkiye’de” algı metodları, pardon ihtimalleri tükenmezdi!

Vaadin böylesi!

İktidar partisinde bir yığın “cin fikirli” yurttaş vardı tabii ki…

Mesela Çayeli İlçe Başkanlığı, bir türlü artmayan üye sayısını ileri taşımak için bir kampanya başlattı; yerel basına şeytanın bile aklına gelmeyecek bir ilan verildi ve şöyle seslenildi:

Üye olun, Külliye’de bir gün geçirme fırsatını yakalayın!..

Müthiş değil mi! Partiye üye olmanın bonusu olarak “Sarayda bir gün” vaadi gayet aççık seççik konuyordu yurttaşın önüne! Sarayın cazibesinin, “Reis” ile birlikte vakit geçirme düşüncesinin üye sayısını patlatacağı düşünülmüştü zannımca!

Ama öyle olmadı ne yazık ki! Yurttaşların önemli bölümü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu ne israf” eleştirilerine karşı “Burası devletin malıdır, milletin malıdır” ifadesini hatırlatarak şu soruları sordular haliyle:

Böyle kampanya mı olur? Hani burası milletin külliyesiydi? AKP’ye üye olmayan külliyeye gidemeyecek mi?!.

Bitmedi; diğer parti il ve ilçe teşkilatları da başka yollar kullanmaya başladı… Mesela bir kısmı yurttaşları “Cumhurbaşkanı’nın selamıyla” arayarak partiye üye yapmak istedi! CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın açıklamasına göre bunun yanı sıra, asıl üzerinde durulması gereken cingözlük ise şöyle:

Habersiz üyelikler!..

AKP il ve ilçe yönetimlerinin yurttaşları haberleri olmadan üye kaydettiklerini ileri süren Tanal, şöyle konuştu:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun yasaklamasına rağmen memurlar bile bilgileri dışında AKP üyesi yapılabiliyor!

Vay ki vay; şu çaresizliğe bakın! Tanal, şunu da öneriyor:

Yapılan Anayasa’ya ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na aykırıdır. Bilgisi dışında AKP’ye üye yapıldığını fark eden yurttaşlarımız derhal savcılığa suç duyurusunda bulunabilirler!..

İktidardan “Üye ol, sarayda bir gün geçir” ilanları ile ya da “Habersiz üyelik” konusunda “tık” çıkmadı mı, yoksa ben mi atladım?!.

Mersinliler dikkat cuma son gün!..

Mersin halkının uzun yıllardır mücadele ettiği Akkuyu Nükleer santrali ile ilgili yeni bir tehlike daha kapıda!..

Önce geçmişe bir göz atalım; 2010 yılında Türk devleti ile Rusya arasında imza edilen anlaşmaya göre, tahsis elen arazi 60 yıl sürecek anlaşma sürecinde yüzde 51 hissesi Rusya Devlet Şirketi Rosatom’a ait olmuştu.

Türkiye’nin bir Rus savaş uçağını düşürmesinden sonra Ruslar santral sahasındaki tüm faaliyetleri durdurmuş, Türk çalışanları kapı dışarı etmiş, Türk tarafının tahsis ettiği araçları da iade etmişlerdi. Sonuçta ne olmuştu peki? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenlerin resmen özür dilemesi, bu yetmeyince Akkuyu’ya “üs statüsü” verilmesi ve 2 milyar dolarlık vergi muafiyeti sağlanması sonucunda Rus tarafı zar zor ikna edilmişti! Kısacası şöyle de denilebilir:

Akkuyu, Rusya’nın nükleer vilayeti gibi bir durum ortaya çıktı!

Şimdi gelelim “dikkat” dediğimiz konuya… Mersin’de Büyükşehir Meclis kararı ile onay verilen imar değişiklikleri ile “binlerce voltluk yüksek gerilim hatlarının” geçtiği Mersin Gülnar İlçesi ve Büyükeceli Mahallesi’ndeki yurttaşların hem kendileri hem de tarım arazileri elektromanyetik kirlilik ve yangın tehdidi altında…

İşte tam da bu nedenle, en azından gelecekte yaşanması muhtemel zararlarının tazmini için yuttaşların 25 Eylül Cuma günü askıdan inecek Meclis kararına karşı Nükleer Karşıtı Platform (NKP) tarafından hazırlanan itiraz dilekçesini vermeleri gerektiği uzmanlar tarafından belirtiliyor! Bakın, Mersin Gazetesi’ndeki “Penceremden” köşesinde Serdar Erkan, bu itirazların önemini nasıl anlatıyor:

Bu dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmaktadır. Yarınlarda bu davada Akkuyu davasına Mersinlilerin itirazları delil olacaktır… AB’nin güvenlik standartlarını karşılamayan Rus teknolojisi ile yapılmış santrale, yükümlülüklerine imza attığımız hiçbir AB kurumu ve bankası onay ya da kredi vermemektedir. Gelecekte, özellikle santral açıldıktan sonra Mersin tüm dünyada “Nükleer kent” olarak damgalanacak, turizm ve tarımdaki iddiasını kaybedecektir!..

Şu cümleyi de lütfen dikkate alın:

Çocuklarımızın yüzüne bakacak halimiz ve karınca misali tarafımız belli olsun!”

Karar senin Mersin halkı!

Yazarlar

Herkes bir günlüğüne ‘Saraylı’ olabilir!..
Ümit Zileli