Hüsnü Mahalli
15 Ekim 2021

Her şey karışık


Geçen hafta Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “Amerikalılar IŞİD’çileri Afganistan’a taşıyor” demişti. Önceki gün de Başkan Putin eski Orta Asya cumhuriyetlerinin istihbarat başkanlarıyla video konferans yöntemiyle görüşerek “Radikal İslamcı militanların Irak ve Suriye’den Afganistan’a gelmeye başladıklarını” söyleyerek “Irak ve Suriye’de savaşarak deneyim kazanan bu teröristler Afganistan’a komşu ülkeler için büyük risk oluşturmaktadır”.

Önceki gün Bakan Çavuşoğlu “Rusya ve ABD’nin YPG’lilerin sınırdan uzaklaştırılması konusunda verdikleri sözü tutmadıklarını” söyledi.

Soru 1- YPG’nin arkasında ABD ve Batılı ülkeler olduğunu göre Ankara ne yapabilir?

Soru 2- Afganistan’a taşındığı söylenen teröristler Suriye ve Irak’ta nasıl ortaya çıktı ve kim vardı arkalarında?

Soru 3 – Bu teröristleri Irak ve Suriye’den kim ve nasıl taşıyor Afganistan ve başka yerlere?

Belki de ışınlayarak!

Peki İdlib Afganistan’dan farklı mı?

Orada da 30-40 bin civarında Nusra ve benzeri grupların militanları var ve bunların büyük bölümü Suriyeli değil.

İdlib sonsuza dek böyle mi kalacak?

İdlib öyle kalacaksa Fırat’ın doğusu da mı öyle duracak?

İdlib’te Ankara’nın korumasında İslamcı bir oluşum söz konusu olacaksa aynı Ankara ABD ve Batılı ülkelerin hatta İsrail’in korumasında bir PYD/PKK/YPG oluşumuna ne diyecek?

Her iki oluşumun önünü kesmenin tek bir yolu var o da Şam yani Suriye devletiyle konuşmaktır ve bunun da başka bir yolu yoktur.

Göreceli kazanımlar, hayal ürünü varsayımlarla hareket ederek farklı plan yapmanın hiç kimseye yararı yoktur ve olmayacaktır.

Suriye ve Türkiye barışmadan bu coğrafyada hiçbir sorun çözülmeyecektir.

Suriye ve Türkiye barışmadan ortak komşu İran asla istikrara kavuşmayacaktır.

Irak’da yapılan son “tartışmalı” seçimler bunun kanıtıdır.

Şii Sadr grubunun birinci olması ve İran yanlısı Şii grupların güç kaybetmesi ABD ve bölgesel Sünni iktidarların tezgahıyla gerçekleşmiştir.

Onlara göre etnik olarak Arap Şiilerle yani Necef’e bağlı Şiilerle duygusal olarak İran’a yani Kum’a bağlı Arap Şiiler arasında kavga çıkarmak öncelikle İran’ın Irak’taki etkinliğini sarsacak bu ise İran’ın Suriye ve dolayısıyla Lübnan’daki varlığına olumsuz yansıyacaktır.

Böyle bir durum İran’ın olası Afganistan gelişmelerinden daha sarsıcı bir şekilde etkilenmesini sağlayacaktır.

Geçen hafta Kunduz bölgesindeki Şii camileri hedef alan ve bir Uygur Türkü’nün gerçekleştirdiği intihar saldırısı böyle bir hesabın ön provası niteliğini taşıyordu.

Tam da herkesin 5+1’in İran’la nükleer anlaşma görüşmelerine hazırlandığı sırada.

Tam da Arap ve batılı bazı ülkelerin Suriye ile barışma olanaklarını araştırdıkları sırada.

Tam da Rusya’nın “Türkiye; başta İdlib olmak üzere Fırat’ın batısıyla ilgili olarak bize verdiği sözü tutmuyor” dediği sırada.

Başkan Biden Ortadoğu ve Kuzey Afrika temsilcisi Brett McGurk’u Çarşamba günü Irak’a oradan da Fırat’ın doğusuna gönderdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre “Bu adam çok tehlikeli”.

Uzun süredir ABD ve Rusya Fırat’ın doğusu ve PYD/YPG konularını görüşüyorlar. Amerikalılar ya Afganistan’da olduğu gibi kendileriyle işbirliği yapanları bırakıp kaçacak ya da gitmeden önce onları koruyacak bir düzenleme yapmaya çalışacak.

İşgal sonrasında Irak’da olduğu gibi.

Federal bir anayasa ile kuzeyde Kürtlere yarı bağımsız bir yapı sağlayan ABD 2017’de bu yapıyı tam bağımsız kılmaya kalkışan Barzani’ye karşı çıkmıştı.

Son 70 yılda ABD çok kez Kürtlere kazık atmıştır.

Aynı ABD 1991-1998 döneminde Kuzey Irak’ta PKK’lara destek olmuş ama 1998’de Öcalan’ın Kenya’dan kaçırılmasına yardımcı olmuştu.

Marksizme inandığını” söyleyen PKK ve dolayısıyla PYD/YPG, ABD ve müttefiği batılı ülkelerle “işbirliği yapmaktan ve Amerikan bayrağıyla kendini korumaktan” rahatsız olmamaktadır.

Başkaları gibi.

Bu coğrafyada kesin genetik bir sorun var!

Yazarlar

Her şey karışık
Hüsnü Mahalli