Ümit Zileli
22 Mayıs 2020

“Hazıra dağ dayanmaz!”


AKP iktidarı parasızlıktan ne yapacağını şaşırmış durumda…

O, para bolluğunun dünyayı sardığı, devlet tahvili, bono ya da direkt borç olarak oluk oluk ülkeye aktığı “cicim yılları” çoook gerilerde kaldı! Bu iktidarın 18 yıllık süreç içinde dış borcu nerelere taşıdığını bilmek ister misiniz?..

Dış borç tutarı tam yüzde 238 artarak 450 milyar dolara ulaştı!..

Bu rakama “Yap-işlet-devret” usulü yaptırılan otoyollar, köprüler, tüneller ya da alayı vala ile açılışı yapılan şehir hastaneleri dahil değil! “Elimizi cebimize atmadan bedava yaptırıyoruz” palavrasıyla geçiş garantisi verilerek milyarlarca doları yandaş müteahhitlerin cebine aktardıkları yetmiyormuş gibi, şehir hastanelerine de “hasta garantisi” verdiklerinden haberiniz var mıydı?!.  Peki, ya bir şehir hastanesi parasıyla, onlarca tam donanımlı devlet hastanesi yapılabileceğini biliyor muydunuz?!.

Tabii bunların hepsinin bizim cebimizden çıktığını da!..

Üstelik, yapılan devasa harcamalar, sözleşmeler hep bir “ticari sır” perdesinin altında saklandı paranın asıl sahibi olan halktan!

Koronavirüs sürecinde nasıl bu kadar kısa zamanda sona doğru gelindiğini, niçin “normalleşiyoruz” güzellemeleri yapıldığını biliyor musunuz peki? Onu da ben söylemeyeyim, Cumhurbaşkanı Yardımcısı sıfatlı Fuat Oktay Bey söylesin:

Hazıra dağ dayanmaz. Normalleşirken, kazançlardan bir şey kaybetmek istemiyoruz!

Valla, itiraf gibi bir açıklama! Hazıra dağ dayanmadığını, 18 yıllık AKP iktidarı sayesinde yaşayarak, acısını çekerek, yoksullaşarak, açlık sınırının bile altına mahkum edilerek gördü bu halk!

Bu iktidar bu “Fetret Devri” sürecinde ülkenin neredeyse tüm varlıklarını, en stratejik sanayi kuruluşlarını, kamu arazilerini, artık aklınıza ne gelirse özelleştirildi… Ele geçen para 70 milyar dolara yakındı… Ne oldu peki bu para? Büyük bölümü inşaat işlerine gitti. Geri kalanı ne oldu peki?

Ticari sır oldu!

Son 40 yılın en kötü ekonomisi!

Gelelim günümüze…

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye, dünyanın en büyük 19’uncu ekonomisiydi. Hâlâ o sırada görünüyor, ancak IMF’nin tahminini paylaşayım, sıkı durun:

Kişi başına gelirde Türkiye 20 sıra geriye düşecek!..

Nasıl düşmesin; açlık sınırı asgari ücreti sollamış, yoksulluk sınırı 8 bin 500 TL’ye ulaşmış! Bana söyler misiniz lütfen, Türkiye’de kaç babayiğit ailenin geliri ayda 8 bin 500 TL’nin üzerinde?!.

Milletin neredeyse dörtte üçü fakruzaruret içinde bitap düşmüş durumda!

Öyle ki, Karar Gazetesi’nin ekonomi yazarı İbrahim Kahveci, işsizlik rakamlarını değerlendirdiği yazısında, durumu şöyle ortaya koydu:

1980 sonrasının verilerine bakabiliyoruz. Buna göre darbe yılı 1980’de bile 15+ işsizlik oranı 5.2 olmuş. Bugün ise bu oran 7.3… Türkiye son 40 yılda böyle kötü bir ekonomi görmedi!..

Haksız mı Kahveci? Üstelik bu felaket rakamlar, TÜİK’in verdiği rakamlar, gerisini siz hesap edin!..

Uluslararası piyasalardan istediği desteği bulamayan, istediği oran ve şartlarda swap (takas) anlaşması yapamayan Türkiye son çare olarak, Tank Palet Fabrikası’nı devrettiği Katar’a başvurdu. İki ülkenin merkez bankaları aralarında anlaşarak swap tutarını 15 milyar dolara çıkardı… Ne güzel! Ancak eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, gelecek paranın sadece Merkez Bankası’nın rezervini biraz yüksek göstermeye yarayacağını söyledi, iyi mi! Peki, niçin? Şöyle açıkladı Yılmaz:

Katar ve Türkiye’nin dolar ihtiyacı için aldıkları TL ve riyalleri Londra’da satmaları gerekir, ancak o zaman da TL ve riyalin değeri düşer. Göstermelik bir anlaşma, Türkiye’nin swap ihtiyacını karşılamaz!

Ahh, ahh… Kabile yönetir gibi devlet yönetilemiyor işte!..

“Seçimlere müdahale edecekler!”

Ara başlıktaki sözler Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’na ait!

Karamollaoğlu, SÖZCÜ TV’de Nevşin Mengü’nün sorularını yanıtlarken aynen yukarıdaki cümleyi hem de daha fazlasıyla kurdu:

Ben diyorum ki, seçimlere müdahale edcekler, nasıl anlarsanız anlayın. Oylara müdahale edcekler. Çünkü geçmiş seçimlerde müdahale ettiler. Sandık başlarında insanlarımızı katlettiler!..

Siyasette ciddiyeti, söylediklerinin arkasında duruşu ile tanınan bir parti liderinin bu sözleri, deyim yerindeyse kanımı dondurdu… İddiasını güçlendirmek için geçmiş seçimlerde Saadet Partisi adaylarının çekilmeleri için tehdit edildiğini anımsatan Karamollaoğlu, hep söylenegelen Doğu ve Güneydoğu örneğini de verdi:

Bunlar özellikle müdahaleye müsait ortamlarda yapılıyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da bama buna rağmen de halk direniyor. Siz bu müdahaleyi İstanbul’da, Ankara’da kolay kolay yapamazsınız!..

Bizim yıllardır yazdığımız “şüphelerimizi” gayet açıkça dile getirmiş Saadet lideri… Tüm muhalefetin bu sözleri çok iyi özümsemesi, seçim stratejisini buna göre çizmesi yaşamsal önem taşıyor!

Yazarlar

“Hazıra dağ dayanmaz!”
Ümit Zileli